|
Gırtlak dokuz boğum!
Siyasetçiler genellikle konuşmadan duramazlar. Önünde mikrofonu gören, açar ağzını yumar gözünü.
Konuşurlar konuşurlar!
Ama her zaman ne söylediklerini bilirler mi? Ya da söyledikleri incir çekirdiğini doldurur mu?
Pek umursamazlar bunu da.
Siyasetçilerimizin bu halleri bana Alman ozanı Schiller'in bir dokundurmasını anımsatır:
"Uzun sözlerinin kısa anlamı nedir ki?"
Ayaküstü ahkam kesmek, bizim siyaset adamlarımızın eski, kötü bir alışkanlığıdır. İnce ayrımları olan hassas konularda, hiç gereği yokken gelişigüzel konuşurlar.
Dilin kemiği olmadığını unutur çoğu. Her seferinde "Ağız torba değil ki büzesin!" deyişi akla gelir.
Yıllar önceydi.
"Gırtlak dokuz boğumdur!" başlığını koymuştum bir yazıma.
1980'lerin ilk yarısı olmalı.
Turgut Özal, başbakanlık koltuğuna yeni oturmuştu. Bir yurtiçi gezisinin her durağında uzun uzun konuşmuş, birçok çam devirmiş, gaf yapmıştı.
Bunun üzerinde kendisini eleştiren bir yazımda, "Gırtlak 9 boğumdur, konuşmadan önce 9 kere düşünmek lazım" diyen atalarımıza Özal'ın da selefleri gibi kulak asmadığını, ayaküstü konuşup yanlışlar yaptığını, üslubunun beklenmedik seviye kayıplarına uğradığını belirtmiştim.
Telefonda kızmıştı bana.
Yine gazeteci milletini günah keçisi yapmış, ama bu arada bir itirafta da bulunmuştu.
Her gittiği yerde, olur olmaz zamanda teybi burnuna sokan muhabirlerin bitmek tükenmek bilmeyen sorularından bunaldığını, bazen söylenmemesi gerekenlerin ağzından çıktığını belirtmiş, bazen de yorgunluğunun etkisiyle üslubunu ayarlamadığından yakınmıştı.
Özalı'ınki özeleştiri idi.
Bilemiyorum, ara sıra Başbakan Erdoğan da kendi kendisini böyle eleştiri süzgecinden geçiriyor mu?
Geçirse, ne iyi olur.
Buna çok ihtiyacı var çünkü.
Öyle görünüyor.
Başbakan Erdoğan'ın son olarak Balıkesir'de, bir şehit cenazesindeki sözleri son derece yakışıksızdı.
Yüreği yanan biri bağırıyor:
"Şehit cenazesi görmek istemiyoruz!"
Başbakan karşılık veriyor:
"Askerlik, herhalde yan gelip yatma yeri değildir."
Yanıt bu mu olmalı?
Bir başbakan böyle mi konuşur?
Hiçbir ölçüye sığmayan bir çıkış.
Yakışıksız sözler!
Öyle anlaşılıyor ki Başbakan fazla sinirli, gergin, yorgun. Kendisini frenlemeye, eğitmeye ihtiyacı var.
Ya da "Gırtlak 9 boğumdur, konuşmadan önce 9 kere düşünmek lazım!" diyen atalarımızın bu sözünü ara sıra hatırlasa...
Siyaset zaten gergin bir döneme giriyor. Önümüzdeki yıl iki seçim birden yaşayacağız. Özellikle Çankaya dolayısıyla çanak çömlek patlatmaya hazır odaklar ve bir kısım muhalefet var.
Evet, muhalefet gerer!
İktidar ise germez.
Yumuşatmaya çalışır ortamı.
Bu açıdan söz ve üslup hele bizim gibi ülkelerde büyük önem taşır.
Kısacası:
Ağızdan çıkanı kulak duyabilmelidir!
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|