Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 07 Eylül 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Söz de demlenir


"...Söz ola kese savaşı
Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı
Balıla yağ ede bir söz..."
(Yunus Emre)
Başbakan Erdoğan'ın "Askerlik yan gelip yatma yeri değil" söylemi için bir siyaset gerçeğini yansıtayım...
Siyasette, "ne söylendiği değil, nasıl algılandığı" önemlidir.
Erdoğan'ın da "Canım kardeşim, bakınız, askerlik herhalde yan gelip yatma yeri değil" söyleminin devamı var:
".......Hepimiz askerlik yapıyoruz. Hepimiz askerlik yaptık. Terör bir beladır. Her yerde var. Buna karşı bu mücadeleyi uzun soluklu olarak yapıyoruz, yapacağız. Şüphesiz ki hiçbir sorumluluk mevkiinde olan, şehit cenazeleriyle karşılaşmak istemez ama bu mücadele sürerken, bu güvenlik mücadelesi sürerken şüphesiz zaman zaman şehitlerimiz oluyor, olacaktır ama bunu istismar edenler oluyor (......) Şimdi askerimizle, polisimizle buna yönelik olarak bütün mücadelemizi veriyoruz, vereceğiz. Bütün tedbirlerimizi sonuna kadar Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) olarak alıyoruz, alıyorlar (......) ama bunun istismarını yapmak gerçekten çok üzücü ve bu istismar olmamalı. Bu istismarı yapanlara da, sizler Türk milleti olarak prim vermemelisiniz."
Yani... Söylemin amacı, "Elbette içimiz yanıyor ama askerlik mesleğinin misyonunu kabul etmemiz gerekir" mesajını vermek.
..............................
Gerçekten... "Askerlik, ölmek ve öldürmek mesleğidir."
Atatürk'e ait olduğu kabul edilen "Size ölmenizi emrediyorum" kelimeleri bunun kanıtıdır.
Askerliğin kutsallığı ve yüceliğini, vatan uğrunda gereğinde "ölüme gitmek" de oluşturur.
..............................
Ancak...
Başbakan Erdoğan'ın yanlışı, sözlerine "Askerlik yan gelip yatma yeri değil" diye başlamasıdır.
Böyle bir "yanlış" başlangıç, sözlerinin sonrasını gölgesi altında ezmiştir.
Hafızalarda sadece ilk cümlenin buruk izleri kalmıştır.
O nedenle, yazının başında da belirttiğim gibi, "ne söylendiğinden çok, nasıl algılandığı" önemlidir.
Bunun da üst başlığı, "nasıl söylendiğidir."
..............................
"Askerlik yan gelip yatma yeri değil" söylemi, herhalde sonraki cümleler dikkate alınmaksızın Erdoğan'ın siyaset kariyerinde "iz" olarak kalacaktır.
.............................
- Algılanış olarak- asker ocağını, şehit ailelerini, gazileri, tüm ulusu rencide edebilecek bir üslup yanlışlığıdır.
............................
Ve... Çok duyarlı bir dönemle örtüştüğü için daha da acı vermiştir.
Ulusun gönül tellerini koparmıştır.
Art arda şehit cenazeleri kalkarken, dağlarda gece gündüz PKK ile çatışmalara girilirken kullanılan "Askerlik yan gelip yatma yeri değil" sözcükleri, kurşunlardan daha da yaralayıcıdır.
............................
Başbakan Erdoğan söze "O kardeşlerimiz, evlatlarımız için içimiz yanıyor ama ordumuz da bugünler için var" diye başlasaydı, kim karşı çıkabilirdi?
............................
Bu sözlerin bir diğer talihsizliği şehit cenazelerinde anaların, babaların "Oğlumuz şehit olmadı, ne olduğu belirsiz çatışmalara gönderildi" gibi söylemlerin duyulmaya başlamasıyla örtüşmesidir.
"Oğlumuzu kaybettik ama vatan sağ olsun" geleneklerine koşullanmış bu milletten ilk kez böyle farklı sesler işitiliyor.
"Kodamanların oğulları neden askerde değil?" sorgulamaları yüksek sesle yapılıyor.
"Sivil itaatsizliğin" ilk işaretleri mi?
"Vicdani ret" kavramı da dile getirilmekte. Gerçi "askerlikten soğutma" suçlamasıyla, o tür söylemler yargıda ama yakın zamana kadar hiç görülmeyen tavırlar bunlar.
Şu duyarlı süreçte Başbakan'ın asker için söylemleri çok daha sıcak, kucaklayıcı ve motive edici olmalı.
Gerekirse ölmeye gidenler, bir baba, bir ağabey gibi kucaklanmalı, yürekleri sevgiyle ısıtılmalı.
............................
Söz deminde gerek.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
PKK ve Kuzey Irak
ARKADAŞIMIZ Namık Durukan'ın Milliyet'te yayı...
Çetin ALTAN
"Vatan için..." nutukları ve öldürülmüş gençlerin anaları
TBMM'de "Lübnan'a asker gönderme" konusundaki...
Melih AŞIK
Hadi Afganistan'a
Lübnan'a asker kararının mürekkebi kurumadan....
Fikret BİLA
Lübnan'da barış korunur mu?
Bu soruya yanıt vermeden önce "Lübnan'da barı...
Hasan CEMAL
Gırtlak dokuz boğum!
Siyasetçiler genellikle konuşmadan duramazlar...
Güneri CIVAOĞLU
Söz de demlenir
"...Söz ola kese savaşı
Hurşit GÜNEŞ
MB faizi yüksek değil
Merkez Bankası'nın (MB) enflasyonu önlemede e...
Doğan HEPER
Türkiye'nin zor günleri...
TÜRKİYE kıskaçta.
Semih İDİZ
Askerin gözü arkada kalmasın
TBMM, 192 ret oyuna karşılık 340 kabul oyuyla...
Sami KOHEN
Annan'dan güvenceler
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 11 gün önce ...
Hasan PULUR
Linç ve intihar...
KİM derdi ki bizim 50 yıl önce intihar haberl...
Derya SAZAK
Bin asker
5 Eylül tezkeresinde yer almayan, Lübnan'daki...
Yaman TÖRÜNER
Belediyeler malınıza el koyabilir
Geçen yıl 16.6.2005 tarihinde çıkarılan ve 5....
Güngör URAS
Fındık 4 YTL (Az veren candan, çok veren maldan)
Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO), Giresun'un...
Serpil YILMAZ
Burak, celladının komutanıydı
Hakkâri'nin dağlarında kurulan pusuda yaşamın...
M. Ali BİRAND
Seçimin provası yapıldı ve...
Dünkü yazımda da değinmiştim.

© 2006 Milliyet