|
 |
|
|
Blair için yolun sonu
İşçi Partisi içinde Afganistan, Irak ve Lübnan politikaları yüzünden kendisine karşı büyüyen isyanı bastıramayan İngiltere Başbakanı Tony Blair, bir yıl içinde görevini bırakacağını açıklamak zorunda kaldı
Nevsal Elevli
İngiltere'de iktidardaki İşçi Partisi'nde, kabinenin 8 bakan yardımcısının önceki gün istifa etmesi ve bazı bakanların da açık muhalefete geçmesiyle tırmanan parti içi kavga, normalde 2010'a kadar başbakanlık koltuğunda kalması gereken Başbakan Tony Blair'i bir yıl içinde görevi bırakmaya mecbur etti. Blair, dün bir yıl içinde görevinden ayrılacağını söyledi; ancak kesin tarih vermekten kaçındı. Blair, birkaç hafta sonra yapılacak parti kongresinin "parti lideri olarak katılacağı son kongre" olacağını ifade etti.
İngiliz medyası, Blair'in gelecek yıl 4 Mayıs'ta parti liderliğinden, 15 Haziran'da da başbakanlıktan ayrılacağı iddialarına yer verdi. 1997'de Muhafazakâr Parti'nin 18 yıllık iktidarına son vererek 43 yaşında en genç başbakan olan Anthony Charles Lynton Blair, 3 dönem üst üste seçim kazanmasına rağmen ABD Başkanı George W.Bush'a yakın duran Irak ve Lübnan politikaları yüzünden istenmeyen adam ilan edildi.
2 yıldan beri parti içinden görevi bırakma çağrıları yapılan Blair, kendisi için "kara çarşamba olarak" nitelenen önceki gün, milletvekili ve bakanların sert ültimatomuna hedef oldu. 17 milletvekilince hazırlanan ve Blair'e "git" diyen bir mektuba 8 bakan yardımcısı da imza koyunca parti safları karıştı. 8 bakan yardımcısı ise Blair'in İşçi Partisi için belirlediği merkezci politikaların doğru olduğunu ancak kendisinin artık doğru kişi olmadığını savunarak görevlerinden istifa etti. Bakanlar, Blair'in görevde kalmasının parti ve ülkenin çıkarına olmadığını ileri sürdü.
Darbe suçlamaları
İşçi Partisi kaynaklarına göre, bu gelişmenin ardından Blair, kendisinden sonraki başbakan gözüyle bakılan Maliye Bakanı Gordon Brown'la (55) ofisinde seslerin karşılıklı olarak yükseldiği bir tartışma yaşadı. Brown, Blair'den kendisinden sonraki başbakana zaman tanımasını ve gelecek yıl mayısta istifa etmesini istedi. Independent'a göre, Brown ayrıca o zamana kadar önemli konularda birlikte karar almayı ve kendisine veto hakkı tanımasını önerdi. Bu talepleri kabul edilemez bulan Blair, Brown'u komplo kurmakla suçladı. Daha sonra eski müttefikler sıkı bir kavgaya tutuştu. Guardian, bu kavgadan sonra Blair'in basına Brown'un şantaj yaptığı ve darbe girişiminde bulunduğunun belirtilmesini istediğini yazdı.
Bush'la ittifakı pahalıya patladı
Tony Blair, 9 yıl önce Mayıs 1997'deki seçimde ezici bir zafer kazanarak, iç kavgalarla bitip tükenen İşçi Partisi'ni ayağa kaldırdı. Genç, gitar çalan, karizmatik yeni lider olarak ortaya çıktı ve Paris'te trafik kazasında ölen Lady Diana için "halkın prensesi" diyerek sıradan insanların acısına yabancı kalmayan bir siyasetçi profili çizdi. O zamanlar, İşçi Partisi saflarında "Her şey daha iyi olacak" şarkısı dillerden düşmüyor, ortalığa koyu bir iyimserlik havası yayılıyordu. Haziran 2001'deki genel seçimi de kolayca kazanan Blair'in talihi birkaç ay sonra ABD'deki ikiz kuleler saldırısıyla tersine döndü. Teröre karşı savaşta ABD Başkanı Bush ile silah arkadaşlığına angaje olan Blair'in Irak ve Afganistan politikaları İngiliz halkının tepkisini çekti. Hele, Irak Savaşı'yla ilgili olarak istihbarat belgelerinde tahrifat yapıldığının ortaya çıkması ve skandalın BM silah uzmanı Dr. David Kelly'nin intiharına kadar büyümesi Blair'in güvenirliğine ciddi darbeler indirdi. İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları karşısında izlediği tutum da Blair'e olan tepkiyi artırdı. İsrail'i acil ateşkese çağırmayan Blair, İngiliz halkının savaş karşıtı duygularını görmezlikten geldi. Sonuçta "Yeni İşçi Partisi"ni yaratan, içte eğitim, sağlık, iş hayatı gibi alanlarda birçok reforma imza atan Blair, pek de nazik olmayan bir şekilde partisinden kovulma aşamasına geldi.
|
|
|

|