|
 |
|
|
'Milli Takım ligin aynasıdır' desem...
Frankfurt'da, bırakın 11'in, 18'in dışında kalanları, Frankfurt'un dışında kalanlardan, en az iki geri dörtlü daha çıkardı.
Biraz oynamışlardan, biraz oynamamışlardan karıştırılırsa, bir sürü geri dörtlü daha da çıkardı.
Birkaç orta dörtlü de.
Birkaç ileri ikili de.
Frankfurt'da hiç oynamamışlardan bir 11 çıkarıp oynayanlarla oynatsak, Malta'nın bize karşı oynadığı kadar bile oynayamazdı belki Frankfurt'da oynayanlar, Frankfurt'da olmayanlara karşı.
Evet biraz kafa karıştırıcı.
Frankfurt'da da her şey kafa karıştırıcıydı.
Terim "Moldova maçından sonra 5 ay var" diyor.
O 5 ayın sonunda, Frankfurt'daki 11'den belki 3-5 kişi gidecek, belki sadece 3-5 kişi kalacak. Her şekilde, bu 11'den başka, 3-5 tane daha alternatif 11 olacak Terim'in elinde.
Fazla kafayı takmamak gerek ne oynadıklarına.
Didik didik etmemek de gerek.
Gerek yok.
3 puandı önemli olan, onu da aldılar.
***
Örneği 3'le 5'le verdik, 3'le 5'le devam edelim.
Mesela 3-5 ay önce Terim, rüyasında bu geri dörtlüyle oynayacağını görse, herhalde kan ter içinde uyanırdı.
"Hayırdır inşallah" derdi.
Hayırmış...
***
İki genç stoperinin yaşlarının toplamı, santrforunun veya kalecisinin yaşı kadar ya ediyor ya etmiyor.
Nuri ve Arda'nın yaşlarının toplamı, iki genç stoperin yaşının toplamı kadar da etmiyor.
Herkese "abi" diyen Arda ve Nuri'den biri, diğerine "abi" diyor.
Devam edelim...
İki stoper ve Arda ve Nuri'nin yaşlarının toplamı, kaleci ve santrforun yaşının toplamı kadar ediyor.
Ve...
Kalecinin, santrforun, sol bekin ve orta sahadaki oyunu yönlendiren sol ayaklı oyuncunun yaşlarının toplamı da 11'in geri kalanının yaşları toplamı kadar ediyor.
Ve...
Amacım ne yaşlarına sulanmak ne başlarına.
Terim çok renkli bir ekip kuruyor..
Ve...
Akıl hem yaşta hem başta, bu ekipte.
***
Maçı seyrederken, birisi "Bizim Rıdvan (Dilmen) şu haliyle bizim defansı perişan eder" dedi.
Başka biri, "Bizim Bülent (Korkmaz) şu haliyle, bu takımda banko oynar"...
Bir başkası da "Teknik direktörünün, futbolu bıraktıktan bu kadar sene sonra bile, takımın iki stoperinden daha çabuk olduğu tek takım, bizim takım herhalde" dedi.
Bunlar olacak, bizler de renkliyiz.
Renkli ekibe renkli seyirci....
Takılmamak lazım.
Alınmamak da.
***
Maçı seyrederken, Galatasaraylılar Fenerbahçeli Can'ı övüyordu. Fenerbahçeli'nin biri "İster misiniz?" dedi.
Hepsi birden "Hayır" diye bağırdılar.
Fenerbahçeliler "Hakan Şükür'ün alternatifi hala yok" diyorlardı.
Hakan da Allah için, kaçan golde, birinci golde, ikinci golde, her yerde vardı.
Bu defa bir Galatasaraylı " İster misiniz?" dedi.
Fenerbahçeliler'in "Hayır"ı, Galatasaraylılar'ınkinden daha kuvvetliydi.
Evet renkli insanlarız...
***
Milli takımın karnı, aynı zamanda yumuşak karnı...
Galatasaray Tomas ve Song'la oynuyor, Fenerbahçe Lugano ve Edu'yla, Trabzonspor Stephanov'la...
Geriye Beşiktaş'ınkiler kalıyor bu seviyede oynayacak.
Bir de kendi takımında ne kadar oynayacağı belli olmayan Can.
Onlar da bu kadar oynuyorlar.
Ve...
Milli takımın karnı ağırıyor.
Terim'in işi zor.
Mesela Tolga...
Frankfurt'da "Ah keşke o oynasaydı" denilen Tolga, Galatasaray'da bir maçlığına, hem de evinde oynatıldı.
Bütün yorumcular "Tomas-Song ikilisi bozulur mu?" dediler.
Bağlayalım...
Kendi takımlarının 11'lerinde o bölgelerde yerli kullanmayanların, milli maçlarda, o bölgelerde oynayan yerlilere laf atmaları da erkekçe değil.
Nuri Çolakoğlu "Televizyon, toplumun aynasıdır" demişti.
Milli takım da Türkiye Ligi'nin aynası.
Canaydın, Korkmaz ve toplu sünnet
Çizgi Dışı'ndayız...
Stüdyoda Galatasaray'ın gençleri, Aydın, Özgürcan ve Oğuz var.
Suat (Kaya) kızı Serra'yı alıp taaa nerden gelmiş.
Önce Arda bağlanıyor kamptan.
Sonra Bülent Korkmaz...
Sonra stüdyonun kapısı açılıyor aniden.
Ve...
Özhan Canaydın yayını basıyor.
Evet basıyor.
Şansal Büyüka'nın odasında Ömer (Güvenç) ve Bahri (Havadır) ile yayını izlerken, katılmak istemiş...
"Duygulandım" diyor "Büyük Kaptan bağlanınca. Bir-iki kelime etmek istiyorum"
Galatasaray'ın gençleri ayağa kalkıyorlar.
Suat ve kızı da.
Biz de (Ben ve Alev).
Ömer ve Bahri'yi de kolundan tutup zorla stüdyoya sokuyorum.
Cümbür cemaat oluyoruz.
Galatasaray Başkanı bir-iki kelime söylüyor, sonra hepimiz şapur şupur...
Sonra da gidiyor.
Bir arkadaşıma bu olayı anlatıyorum.
"Eee?" diyor sadece...
Ne tuhafız.
Ne "Eee?"si...
Daha ne olsun?
***
Sadede gelelim.
Galatasaray Başkanı'nı, telefonuyla bu kadar duygulandıran, heyecanlandıran Galatasaray Kaptanı, Real Madrid'de değil.
Ayvalık'da.
Ayvalıkspor'da da değil, tatilde.
Yani boşta.
İşte burada "Eee?" demek lazım Özhan Abi'ye.
Ve... Bir yöneticisi "Onlara (Hakan Ünsal, Arif, Bülent Korkmaz) jübile yapacağız" demişti.
Toplu sünnet gibi...
Acaba sevgili Başkan'ın haberi var mı?
Yoksa da şimdi var.
Bilgin'den
Valla mecburen, valla mecburiyetten.
İçimde kalacağına...
Dışıma çıksın.
Televizyona laf edemiyorlar, radyoya da.
Reytingler ortada.
Milliyet'e çalışıyorlar.
İnce ince.
***
Bu köşe en çabuk iki günde hazırlanıyor. Beğenirsiniz beğenmezsiniz, benim anam ağlıyor hazırlarken.
Milliyet her şeyden önce geliyor.
Ve...
Milliyet Spor Barcelona gibi.
Kimler var kimler...
Kimler yok ki.
Oynadığım yerden de memnunum, aldığım süreden de.
Pres yaptırmıyorlar, alan daralttırmıyorlar...
Allah onlardan razı olsun.
Top ayağıma gelince oynuyorum.
Milliyet'den memnunum, hem de çok.
Ve...
Beni buralara (onların deyimi) getirenin Milliyet olduğunu en iyi ben biliyorum.
En azından, onlardan iyi biliyorum.
Futbolcu "Teknik direktör ne görev verirse, elimden geldiği kadar yaparım" diyor.
Ben de...
BİR SERİ İLAN
Pazarları TRT / Pazartesileri Lig TV / Pazartesi ve çarşambaları Radyo Spor / Cumaları Milliyet.
Başka şubem yoktur.
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|