Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Eylül 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Ali Bey, hadi artık kendinizi gösterin


Artık mevsim açıldı.

İzinler bitti, herkes işbaşı yapmaya başladı.

Avrupa Birliği Komisyonu, kepenkleri kaldırdı.

İlk müşterileri de, bugün Olli Rehn ile görüşecek olan Ali Babacan.

Babacan, kamuoyunun gözünde henüz başmüzakereci olamadı.

Belki kendi açısından hiçbir sorun yok. İşlerin tıkır tıkır işlediği konusunda hiçbir kuşku duymuyor. Ancak kamuoyu farklı düşünüyor. Ayrıca önemli olan, Ali Babacan'ın veya Başbakan'ın ne düşündüğü değildir. Önemli olan, içerde ve dışardaki kamuoyunun Ali Babacan'ın başmüzakereciliği hakkında ne düşündükleridir. Ali Babacan'ın AB çevrelerine verdiği izlenimdir.

Bu izlenim de olumsuzdur.

Ali Babacan son derece kibar, akıllı, işini bilen hoş bir insandır. Ancak, Türkiye-AB ilişkilerinde tuttuğunu koparan, fırtınalar yaratan, reformları hızlandıran bir kişi izlenimi vermemektedir.

Ali Babacan ortada yoktur.

Ne Ankara'daki AB bürokrasisinde, ne de Brüksel'deki AB Komisyonu'nda iz bırakabilmektedir. Hepsi aynı izlenimi tekrar etmektedirler:

Ortalarda yok… Heyecansız… Çalışmaları hızlandırmaya niyetli görünmüyor.

Ankara'da hükümeti hareketlendirmesi, reformların Meclis'ten geçmesini sağlaması, müzakerelerin hızını arttırması beklenirken, Ali Bey vaktinin büyük bölümünü, ekonomiye ayırıyor.

Kamuoyundaki AB desteği giderek azalırken, iletişim konusunda tek bir adım atmıyor. Ne içeri, ne de dışa yönelik bir faaliyet yok.

Ali Babacan, aylık KRİTER dergisinin ağustos sayısına verdiği demeçte, Başmüzakereci şapkasıyla ilgilendiği sorunlarla, Ekonomi Bakanı olarak ilgilendiği işler arasındaki büyük paralelliğe dikkat çekmiş ve hemen hemen aynı konularla meşgul olduğunu, bundan dolayı herhangi bir güçlükle karşılaşmadığını söylemişti.

Doğrudur.

Konular birbirine çok yakındır.

Üstelik kimse Ali Babacan'ın yeteneklerinden kuşku duymamaktadır. Ancak, müzakerelerin bir dinamiği, bir heyecanı olması gerekir ki, Ali Bey'de işte bu yoktur.

Ekonomiden söz ederken gözleri parlıyor.

AB'den söz ederken, ortak bildiri okuyormuş gibi bir tutuma giriyor. Sanki, konuyu ya sevmiyormuş veya benimsemiyormuş da, adeta Başbakan'ın verdiği bir görevi yerine getirmeye çalışmakla yetiniyormuş gibi bir tutumu var.

Bir başka nokta daha var ki, daha da önemli.

Tarama çalışmaları sırasında, belirli sektörlerde Türkiye ile AB arasındaki farklar ortaya çıktı. Bu farkların bir bölümü kapatılmadan, AB'nin Türkiye ile müzakere masasına oturmayacağı da biliniyor. Ancak gelin görün ki, Türkiye bu farkları kapatabilmek için ne zaman ve nasıl adımlar atacağını bir türlü saptayamıyor veya saptamıyor.

Özetlemek gerekirse, Ali Babacan'ın başmüzakereciliğiyle ilgili olarak bir sorun var. Bu sorun da, ya Babacan'ın kendi kişiliğinden veya hükümetten, yani Başbakan'ın tutumundan kaynaklanıyor.

* * *

BABACAN'IN ELİNİ BAŞBAKAN MI TUTUYOR ?

Babacan sorununun bir bölümü kişisel yaklaşımından kaynaklanıyor ise, diğer bölümü de Başbakan'dan veya hükümetten kaynaklanmaktadır.

Eğer bugün reformlar beklendiği gibi devreye girmiyor, Türkiye ayak sürüyormuş gibi bir izlenim veriyorsa, bu genelde hükümetteki tutumunun bir yansımasıdır. Babacan'ın, Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül ile olan abi-kardeş ilişkisi de, başmüzakerecinin sesini yükseltmesini ve hükümetin AB konusunda hareketlenmesinin lokomotifi gibi hareket etmesini engellemektedir.

Babacan'ın bir AB misyonu yoktur. Sadece Erdoğan-Gül ikilisinin ona verdikleri bir görevi yerine getirmekten başka bir tutkusu da bulunmamaktadır.

Bugünlerdeki Avrupa turunda da, üstü kapalı veya açık şekilde kendine hep aynı soru sorulacak:

- Neden heyecanınızı kaybettiniz ? Neden reformlar yavaşladı ?

Babacan istediği kadar heyecanımızı kaybetmediğimizi söylesin, hatta örnekler versin, inandırıcı olamayacaktır.

İnandırıcı olabilmesinin tek yolu, 301'in değiştirileceğini açık ve net şekilde söylemesine bağlıdır.

Türkiye'yi ve Babacan'ı başka hiçbir şey kurtaramaz.

Ya 301'in önümüzdeki günlerde değiştirileceğini ve Kopenhag Kriterleri'ne uygun hale getirileceğinin güvencesi verilir ya da ekim sonunda çıkarılacak olan İlerleme Raporu, Türkiye'yi yukardan aşağı eleştiri yağmuruna tutar.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Hangi laiklik?
YARGITAY Başkanı Osman Arslan, adli yılı açış...
Çetin ALTAN
Değişik 'devlet modelleri'nden, 'evrensel tek bir model'e doğru...
Modası geçmiş siyasal kalıp ve sloganlara gör...
Melih AŞIK
Bravo Büyükanıt
Daily Telegraph gazetesi, önceki gün NATO kay...
Fikret BİLA
Org. Cömert: Güneydoğu insanı devletle barıştırılmalı
Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Cöme...
Hasan CEMAL
Yargı ve ezberi!
Adli yıl açılış töreni... Bu yıl da farklı ol...
Güneri CIVAOĞLU
Bir bilenle...
İsrailli "bir bilen" ile konuşmamızın izlenim...
Abbas GÜÇLÜ
Kadrolaşma oraya da mı sıçradı?
Milli Eğitim Vakfı, Milli Eğitim'in kontrolün...
Hurşit GÜNEŞ
2006 büyüme öngörüsü tutabilir
Önceki gün sanayi kesimi üç aylık büyüme raka...
Sami KOHEN
Kamuoyu neden öyle bakıyor?
ALMAN Marshall Fonu'nun Türkiye dahil 12 Avru...
Faik ÖZTRAK
Enflasyon düştü, faiz düşer mi?
Ağustos ayında fiyatlar geriledi. TÜFE 0.44 p...
Hasan PULUR
"Size bile..." demek ne demek?
BAZI yazılar vardır, yazarken çok umutlusunuz...
Derya SAZAK
Camide linç
Sokaktaki linç olayları Fatih'teki tarikat ca...
Meral TAMER
Büyükanıt'la erkek anneleri arasındaki bağ
Oğlunu Hakkâri'de teröre şehit veren asker an...
Ece TEMELKURAN
Şehidiyle "övünmeyen" anne: "Çocuğum ölmüş. Nasıl gurur duyayım?"
Halkevlerinden dört kişi koşup geçiyor barika...
Güngör URAS
İşçiler 75 milyar dolar gönderdi
İşçilerimiz kırk beş yılda Türkiye'ye 75 mily...
M. Ali BİRAND
Ali Bey, hadi artık kendinizi gösterin
Artık mevsim açıldı.

© 2006 Milliyet