|
 |
|
|
AKP İL BAŞKANI ALİ AŞLIK'TAN TARTIŞMA YARATACAK SÖZLER...
İzmir'i sempatik bir adayla alırız
"Geçen seçimde bazı kesimlerin desteğini sağlayalım derken kendi büyük kitlelerimizi kaybettik. Partinin tek başına güçlü olması yetmez. Bizde ancak teşkilatla bütünleşen ve imajı olan aday başarı sağlayabilir."
Münir Koçarslan
AKP İzmir İl Başkanı Ali Aşlık, gündemdeki konulara ilişkin Milliyet EGE'nin sorularını yanıtladı, tartışma yaratacak iddialı ifadeler kullandı. Aşlık, İzmir'in ihmal edildiği, AKP'ye oy vermediği için cezalandıldığı eleştirilerine, "Şark kafasıyla siyaset yapılmasın" diye karşılık verdi. İzmir'in parlak dönem yaşadığını öne süren Aşlık, tamamlanamayan çevre yolu konusunda ise "Otoyollara, köprülere yapılan zam, bu yolu bitirmek içindir. Eğer bunu anlamayacak kadar ufuksuzsa bazıları, benim söyleyeceğim hiçbir şey yok" dedi. Aşlık, EXPO 2015'in de (Dünya Sergisi) AKP'li bir belediye başkanıyla başarıya ulaşabileceğini savundu, "CHP ile bu iş olmaz" dedi.
Özellikle son yıllarda kamu yatırımları için ayrılan payın İstanbul'da, Ankara'da arttığı, İzmir'de ise azaldığı ifade ediliyor. Siyasi partiler bu durumu AKP'ye oy vermeyen İzmir'in cezalandırıldığı şeklinde değerlendiriyor. Nedir bu?
İzmir altın çağını yaşıyor
Böyle bir şey varsa, niye şimdiye kadar kimse dile getirmemiş. Zaten İzmir'in talihsizliği, sorunu burada. Bu tip yaklaşımlar, çıkışlar İzmir'e fayda mı veriyor?
Ak Parti hükümeti sayesinde İzmir altın çağını yaşıyor. Kamuoyuna yansıtılan rakamlar tersten ve yanıltıcı bir teknikle aktarılmış. İzmir'e 2001'da kamu yatırımları için 206 milyon 307 bin YTL ayrılmış. 2006'da bu rakam yaklaşık 2.4 kat artarak 486 milyon 576 bin YTL olmuş. Ankara'ya 2001'de 370 milyon 315 bin YTL aktarılmış. 2006 yılında yüzde 2.1 artışla 900 milyon 383 bin YTL olmuş. Yani İzmir, Ankara'nın üzerinde artış sağlamış. İzmir'le İstanbul'un kıyasına gelince... Biri 3.5 milyonluk bir kent, diğeri 15 milyonluk bir kent. 2001'e göre İstanbul'a aktarılan para üç kat fazlalaşmış. Ancak oradaki dev projelere göre bu normaldir. İzmir'le İstanbul'un kıyaslanması abesle iştigaldir.
Kabul etmek lazım ki, Türkiye'nin finans merkezidir İstanbul. Bugün İzmir'in büyük holdingleri veya büyük işadamları bile merkezlerini İstanbul'a taşımıştır. Böyle bir sıkıntı var. Bunların hepsi birbirine bağlantılı şeyler.
İzmir'in kıyaslaması nerelerle olmalı?
Antalya ile olmalı, Konya ile Bursa ile Kocaeli ile olmalı. Çünkü Ankara, İstanbul bizi solladı geçti. Bizim, sivil toplum örgütleri olarak da, diğerleriyle rekabet edebilecek çalışmalar yapmamız lazım. Birçok il, İzmir'in önüne geçmiştir. Bunun faturasını ise her dönemde bir siyasi iradeye kesilmiştir. Bir eve hırsız giriyorsa, ev sahibinin hiç mi suçu yok?
Yani yanlış yorumlama mı var ortada?
Elbette... Bu rakamları açıklayıp "İzmir ihmal ediliyor" demek şark kurnazlığından başka bir şey değildir. Halkı yanlış yönlendirmek kimseye fayda getirmez. Halk zaten buna izin vermez.
Bakın, İzmir'de hükümetin acil eylem planında olmayan yatırımlar vardı. Beydağ Barajı gibi... Seneye bitecek. Çevre yoluna da para aktarıldı. 26 milyon dolar daha ayrıldı. Aslında şu anda otoyollara köprülere yapılan zam, İzmir'in çevre yolunu bitirmek için yapılan zamdır. Eğer bunu anlamayacak kadar ufuksuzsa bazıları, benim söyleyeceğim hiçbir şey yok.
UNIVERSIADE'ı yaptık. İzmir'in olmayacak birçok işini olur hale getirdik. Efes Oteli'nin problemini çözdük. Eğer üzerinde hassasiyetle durmasaydık İzmir'in sembolü ortada kalacaktı. Özelleştirdik. Göreceksiniz, bittiğinde çok da güzel olacak. Adliye Sarayı'nı, Manisa-İzmir yolunu tamamladık...
Sağlık, eğitim alanında yapılanlar var. Neden görmezlikten geliniyor anlamıyorum. Kimse cafcaflı lafla tribünlere oynamasın. Bugün bu yüzden İzmir'in 1. ligde bir takımı bile yok...
Çünkü İzmirli kendi çalıp kendi oynuyor. Bunun İzmirliye faydası olmuyor. Sadece kendi hesabı olanların hesabına yansıyor. İzmirliler kasaba politikasını kendine şiar edinmekten vazgeçmeli.
Ekrem Demirtaş farkına vardı
Başbakan, Atatürk Havalimanı'nın dış hatlar terminalini açacak. İzmir'e ne getirecek bu terminal?
Orası 200 milyon dolara mal oldu. İşte bu para, kamu yatırımlarına ayrılan kaynağın içinde görünmüyor. Çünkü devletin parasıyla yapılmadı. Yap-işlet devret modeliyle özel sektör inşa etti. 6 yıl sonra burası devletin olacak. Daha temel atılır atılmaz İzmir'in havası değişmeye başladı. İddia edildiği gibi horlanan bir şehirde kendiliğinden böyle bir şey olabilir mi? Olmaz. İzmir'e önem veriyoruz ki bunlar oluyor. Dış hatlar terminali açıldığında İzmir, İstanbul gibi, Ankara gibi uçuş merkezi haline gelecek. Bu durum turizme, ticarete katkı sağlayacak. Sağduyulu işadamları bunun farkında...
Kimler örneğin?
Mesela Ekrem Demirtaş... İZair'i (İzmir Havayolları) kurarak farkına varmış olduğunu gösterdi. Tabi önemli olan kurmak değil, işletmektir. İnşallah amaçlarına ulaşırlar.
EXPO, CHP ile olmaz
Bir de EXPO 2015 meselesi var. Organizasyona ev sahipliği için İzmir, Türkiye adına aday gösterildi. Gelişmeler nedir?
İzmir dışlanan bir şehir olsaydı, hükümet Antalya'yı EXPO'ya aday gösterirdi. Antalya Belediye Başkanı AKP'li ama İzmir tercih edildi. 2008'de inşallah bu iş bize verilir. Sadece merkezin değil, yerel iktidarın da üzerine düşeni yapması lazım. 2015'teki EXPO'dan yeterince faydalanabilmemiz için, bundan sonraki seçimde, AKP vizyonuyla İzmir'e bakabilen bir arkadaşımızın belediye başkanı olması lazım. Çünkü çok ciddi yatırımlar gerekiyor. CHP kendi içindeki kavgalarla uğraşmaktan yatırım yapamaz. İzmir eğer yerel yönetimlerde hizmet istiyorsa, bir defa CHP'li başkanla mümkün değil. CHP ile bu iş olmaz.
AKP'li bir başkan olsa, İzmir'de durum farklı mı olurdu?
Çok farklı olurdu. Gelir artırıcı icraatlar yapılırdı. Ak Partili belediyeleri bir inceleyin, bunu göreceksiniz. Kaldı ki biz mevcut imkanlarla, hali hazırdaki yolları kullanarak Karşıyaka'dan Adnan Menderes Havaalanı'na 20 ya da 15 dakikada gidilebilecek şekilde alt geçitler yapardık.
Aziz Bey uyumlu çalışıyor
Hükümetten daha fazla para mı alırdınız?
Hiçbir belediyeye ekstra para gönderilmiyor. Nüfusa göre para veriliyor. Hangi partiden olursa olsun, herkese adil davranılıyor. Ne İzmir'e ne de başka yere ayrım yapmıyoruz. Hele Aziz Bey'e (Kocaoğlu) hiç yapmayız. Çünkü başından beri uyumlu çalışıyor. Yapılanları da takdir ediyor.
Peki geçen seçimde neden İzmir'de büyükşehir belediye başkanlığını kazanamadınız?
Partinizin tek başına güçlü olması yetmez. Adayın imajı da önemli... Bizde teşkilatla bütünleşen ve imajı olan bir aday ancak başarı sağlayabilir. Bazı kesimlerin desteğini alalım derken kendi büyük kitlelerimizin desteğini kaybetme yoluna girdik.
Yani Taha Aksoy doğru bir isim değil miydi?
En azından yanlış bir isim değildi... İzmir kamuoyunda olumsuz anılan bir isim değildi. O zaman teşkilatın tanıtım konusunda eksiklikleri oldu. Aday belirleme sürecinde geç kalındı. Partimizin genel değerlendirmesi, adayları son anda açıklamaktı. Dolayısıyla Türkiye geneli için doğru olan şey İzmir için yanlış oldu. Bizim düşüncemize göre teşkilatın desteğini alabilecek veya teşkilatın "hayır" diyemeyeceği ama İzmir kamuoyunun da sempatiyle baktığı bir ismi aday göstermeliyiz. İzmir'de seçim alamama gibi kaygımız yok.
Seçime hazırlanıyor musunuz? Halkla diyaloğunuz nasıl?
Şu anda biz halkın nabzını yokluyoruz. Halkın bu sene ayağına gitmezsek seneye gitmemizin pratik bir anlamı yok. Vatandaşın her zaman yanında olduğumuzu göstermemiz lazım... Bu yıl, geçen yıla göre daha organize bir yapı oluşturduk. Organizasyon sıkıntımız yok. Bundan sonraki süreç, eskiye nazaran çok daha iyi olacak... Halkla ilişkiler yapılanması kurduk. Ak iletişim merkezimiz var. Vatandaş şikayetlerini iletişim merkezine getirir. Genel merkezle irtibatlı çalışırız. Genel Merkez, bilgisayar ortamında o şikayetleri ilgili bakanlıklara iletir. Bakanlıklar çözümlenebilecek bir konuysa çözer. Çözümlenemeyecek bir konuysa sebebini söylerler. Biz de vatandaşa dönüp anlatırız... Sağlıkla ilgili problem olduğu zaman sağlık müdürünü arayıp da "Bu nedir?" diye sormayız. Bizim bürokrasiyle doğrudan ilişkiye girmemiz zaman zaman istismarlara sebep olabilir.
İhale alanın elini zoraki sıkarım
İstismar dediniz... Kamu ihalelerine giren partinizin yöneticileri de var. Biliyorsunuz gazetelere haber oldu.
Ortada yasal olarak bir sakınca yok. Ama vatandaş çoğu zaman algılamada güçlük çekiyor. Çünkü geçmişte başkalarının çok istismar ettiği konular bunlar. Dolayısıyla ben şunu ifade ediyorum: Devletten ihale alarak geçimini sağlayan arkadaşlarımız siyaset yapmasın. Parti yönetimlerinde, belediye meclislerinde, il genel meclislerinde bulunmasınlar...
Aksine hareket edenlere ne yapıyorsunuz?
Ben o tür arkadaşlardan hep uzak duruyorum. Selam verirken, ellerini sıkarken tavrımı ifade ediyorum. Çünkü o işi, yasalar çerçevesinde yapsa bile toplum bu konularda hassas. Toplumun hassasiyetlerine uygun hareket etmek zorundayız.
4 yıldır il başkanısınız. Milletvekilliğini düşünüyor musunuz?
Bu tip soruların cevapları "hayır" veya "evet" olmaz hiçbir zaman... Şartlar ne gerektiriyorsa onu yaparız. Bizim böyle bir yetişme tarzımız var. Tabi siyasetçinin hedefi vardır. Benim hedefim, arzum, etkin bir teşkilat oluşturmak ve 2009'da Büyükşehir Belediyesi'ne Ak Partili bir arkadaşımızı oturtmak. Bence Ak Parti'nin İzmir'de büyükşehir belediyesini alması demek, tekrar güçlü bir şekilde iktidara gelmesi demektir.
|
|
|

|