Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Eylül 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten


Bozulmadan gelişmiş

Alaçatı
Çeşme'den sadece birkaç kilometre uzaklıktaki Alaçatı'ya ilk kez gittim ve hayran kaldım! Boşverin sörfü mörfü; bir yer nasıl bozulmadan gelişir, güzelliklere nasıl sahip çıkılır, begonvilleri yalayarak süzülen tül perdeler insana nasıl büyük mutluluk verir; cevabı Alaçatı'da...

Fotoğraf: İLHAN AKİDİL
fturkmenoglu@milliyet.com.tr

Çeşme'den sadece 9 kilometre uzakta, bambaşka bir dünyaya girdim sanki. Çeşme'yi artık pek sevmiyorum ben. Sokaklarda dım tıs müziklerle turlayan arabalarına falan tahammül edemiyorum. Ama Alaçatı başka. İlk görüşte başka...
Şu anda bir meydandayım, aklımı oynatacağım, sanki küçük bir İtalyan kasabasının ortası burası. Karşılıklı iki kafenin birinde oturdum, gölgede kahvemi içerken bu yazıyı yazıyorum. Evlere bakıp hayal kuruyorum.

Yılın 330 günü rüzgar var
Eski adıyla Alacaat köyü, 1850'de durmadan yağan yağmurla bataklığa döndü. Devrin sadrazamının emriyle, Ege adalarında Rum işçiler getirildi. Bataklık temizlendi. Toprağın bereketini gören işçiler, "Burada kalalım bari" dediler. Alacaat onların şivesiyle önce Alatzata'ya, zamanla da Alaçatı'ya dönüştü.
Yörede bağcılık gelişti. 1890 yılına gelindiğinde, artık limandaki şarap fabrikasından dünyanın her köşesine şarap ve üzüm ihraç ediliyordu. Toprak bire bin katıyor, üzüm evleri şenlendiriyordu...
Mübadele sonrasında bağcılık unutuldu. Yöreye yerleşenler tütüncülük yapmakta ısrar ettiler, tutmadı. Üzüm seven topraklar tütüne bir türlü ısınamadı.
Yılın en az 330 günü rüzgar alan Alaçatı'yı, 90'ların başında sörfçüler keşfetti. Mitolojiye göre Rüzgar Tanrısı'nın yaşadığı Alaçatı'da, rüzgar iyiydi, kum güzeldi; parkur hem yeni başlayanlar hem de ileri derecede sörfçüler için idealdi. Buranın "dünyanın en iyi sörf parkurlarından biri" olduğu dedikoduları ağızdan ağıza yayıldı. Herkes Alaçatı'yı keşfe çıktı...
İki gündür bu sokaklarda turluyorum. Kaç eve girdim, kaç insanla tanıştım; inanın ben de artık hatırlayamıyorum...
Eski kilise olan camiyi kaç dakika seyrettim acaba? Belki de saat, hatta saatler. Mimari dokuyu hiç bozmadan yapılan onarımlarla birer şahesere dönüşen evlere hayran hayran ne kadar baktım durdum, kim bilir. İki yıllık mazisiyle "Alaçatı şarapçılık" mahsullerini ne kadar da sevdim. Taş Otel'in sahibesi Zeynep Öziş'le nasıl da saatlerce sohbet ettim...
Sörf denedim, beceremedim. Umursamadım. Yandaki plajda yüzdüm, daha mutlu oldum. Sokaklarda yürümekten, yeni gelişmeye başlayan lavantacılıktan, karşıma çıkıveren sakız ağaçlarından da mutlu oldum. En çok da evlerden ve insanlardan...

Doğru gelişme
Alaçatı'nın ilk oteli olan Taş Otel, 2001 yılında açılmış. Otelin güzelliği dillere destan.
Şimdi oturduğum Köşe Kahve'de, "Neden burası bana mutluluk verdi?" diye düşünüyorum. Mutluluk, huzur; tam ifade edemediğim duygular içerisindeyim. Sonunda buldum: Burada doğru şeyler yapılmış. Geçmişe sahip çıkılmış. Ağaçlar dikilmiş, çiçekler sarkıtılmış, dış cephe boyaları mutluluk tonlarından seçilmiş. Şehir kaçkını entelektüeller, kışın köy çocuklarına İngilizce dersleri vermiş, onları Efes'e, müzelere götürmüşler. Siteler, apartmanlar, fışfışlı rezidanslar yerine, gerçek binalara hayat imkanı sunulmuş. Geçmiş sanki süzülmüş, sanki "şimdi" hep varmış...
Evet, sanki uzun bir "şimdi", bütün Alaçatı'yı kapsamış. Geçmiş hiç bozulmadan bu ana sığmış. Geleceğin gri bulutları, rüzgardan mıdır nedir, dağılmış gitmiş... Bu Köşe Kahve'de, sanki yüzyıllardır bu sokaklarda yürüyen herkesin bir nefesi; zeytinyağının, kabak çiçeği dolmasının, lavantanın, sakızın kokusu; Rüzgar Tanrısı'nın esirik deliliği; büyük bir güvenle iç içe geçmiş, karşımdalar.
Ben de burada, bu sandalyedeyim. Şimdi ve hep buradayım.

Ne yapılır?

Ana caddede uzun uzun turlayın, bütün evleri seyredin, kahvelerde oturun.
Roman mahallesi çok güzel. Havaları yerindeyse, müzik yapıyorlar. Söylemesi ayıp, bana şenlik düzenlediler.
Tabii ki sörf yapmayı deneyin. Birçok okul var. Sörf yapılan sahil, merkeze aşağı yukarı 3 km. uzaklıkta.
Çark plajından denize girin, Sea Side plajına doğru uzanın. Yakında oralar tatil köyleriyle dolacak, biraz ağlayabilirsiniz. Son kalan sahiller de gidiyor...
Sahillerden adaçayı ve kekik toplayın. Mümkünse onları kurutup saklayın.
Taş Otel'de kalmasanız da birkaç saat geçirin.

Ne yenir?

Agrilia'da mutlaka buğday salatası ve ıspanaklı ravioli; Tuval'de güzel bir et; Sudan Cafe'de deniz ürünleri yiyin. Rakı-balık-meze üçlüsünün çok dışında bir mönüyle karşılaşacaksınız. Biraz daha sofistike, rafine ama insanı ezmeden; hem spor hem şık bir yer Sudan. Alaçatı'nın köy ekmekleri de çok lezzetli. Bakkallardan alabilirsiniz. İmren Helva ve Tatlı Evi'nde sakızlı muhallebiyi mutlaka deneyin. Sahipleri Hasan ve Kayhan kardeşlerle sohbet etmeyi ihmal etmeyin.


Nerede kalınır?

Artık sadece kendi kaldığım yerlerden bahsedeceğim. Çünkü sizden gelen mesajlar beni sevindiriyor ama "Biz oraya gittik, hiç beğenmedik" türünden mesajlara da üzülüyorum. Ben biraz güzellik arayarak bakıyorum galiba... Her gezinin yeni bir keşif olduğunu size hatırlatırım... Alaçatı'da Taş Otel'de konakladım. Bayıldım. Oda fiyatları ucuz değil, hele köpekten korkarsanız sakın gitmeyin. Tel: (0232) 716 77 72. Ayrıca tüm Alaçatı otel ve pansiyonlarını öğrenebileceğiniz adres de www.alacati-rehberi.com


PAZAR
"Boşanacakken benim kitaplarımı okuyup bir araya gelen çiftler oluyor"
Ya terörist oldu ya da peygamber
Daha ödeyecek çok faturası var
Stalin'den Karpiç'e Türkiye'ye güvenenler
İki "Miami Vice"
Yurtdışında dil eğitimi fırsatı
"Yürüyen Kelimeler" için silgi
Bura-ötesi Küba
Bir überseksüelin isyanı
Astroloji farkındalığı
Dana pirzolası takdire şayan
Lübnan'ın tarihteki serencamı
Sadece operasyon yetmez
Sübyancılık
Bozulmadan gelişmiş
"Anahtar paspasın altında"





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet