|
 |
|
|
Bursa'nın ağırlığı
Futbol öyle bir oyun ki, asla boşlamaya gelmiyor. Fenerbahçe'yi yeniyorsun ve büyük sükse yapıyorsun. Kalecin, gençlerin, yabancıların ve kemik gibi takımınla 10 gün sonra Bursa maçına çıkıyorsun... Ve yan gelip, yatıyorsun. Sakaryaspor, Bursa önünde ilk yarının 40 dakikasında hâlâ uyanamadığı rüya yüzünden maçı verdi.
Oysa Sakaryaspor, Bursaspor'dan daha dirençli bir takım. Gerçekten yıldız değil ama yıldıza yakın ve o kadar da koşan bir kadrosu var. Futbolu çabuk oynuyorlar. Aralarında sırıtan oyuncu yok. Ancak dünkü başlangıç görüntüleri onlara pahalıya patladı. Bursa asla küçümsenecek bir takım değil. Hele kendi seyircisi önünde böyle bir düşünce, acı bir cezayı getirir.
Biryol'un dönüşü
Maç 2-0 oluncaya kadar sahanın hakimi Bursaspor'du. Frasineanu'nun mükemmel futbolu, Zafer Biryol'un özlenen golcülüğü, Pancu ile İsmail'in tecrübesi ile sahada olanca ağırlığını hissettirdi.
Bursa savunmasının rakibe yakın ve topa sert futbolunun yanı sıra topu çok çabuk kullanması Sakaryaspor'un zaten bozuk olan konsantrasyonunu iyice yok etti. Çok çabuk gole gidip, rahat savunma yaptılar. Buna karşın Sakaryaspor yeteneklerinin dışına çıkarak, oyun içinde tek kramponunu olumlu şekilde kullanamadı. Bol pas hatası, bol paylaşma hataları ile ilk 40 dakikayı geçirdiler ve 2 gol yediler.
Musa'nın attığı golden sonra canlanmaları hiçbir işe yaramadı. Bursa oyunu çok iyi kontrol etti. Raşit Çetiner yorulan ayakları zamanında çıkararak müthiş hamleler yaptı. Sinan Kaloğlu'nun girişi mükemmel zamanlamaydı.
Ve bir de tabi Hakan'ın kırmızı kartı... 66. dakikada sanki maçın bitiş düdüğüydü. Ama şu var; orada hakeme itiraz sanki yok. Hakan hatasından dolayı kendisine isyan ediyor. İtirazları kesme amacı hakemi korumak. Bu genç insanların tepkilerinin ne olduğunu iyi tartmak lazım.
h.ozer@milliyet.com.tr
|
|
|

|