|
Divan'da kadın...
Sanırım ki erkekler arasında; bizim Osmanlı ozanları kadar, kadınlara ağız dolusu sövüp sayanı pek gelmemiştir.
Neden bu kadar kızmışlardır kadınlara, bilinmez. Oysa geçen yüzyılın ortasına dek; Kapalıçarşı'nın Nuruosmaniye kapısı dışındaki pazarda, neredeyse okkayla satılıyordu fakirler.
***
İmam nikâhını kıyıp, şerbetleri içtikten sonra; ertesi sabah tepen attı da:
- Testi boş, diye bağırdın mı; yeni gelin, pılısını pırtısını koltuğunun altına sıkıştırarak, anasının evine dönüyordu.
Ve sen, imam nikâhıyla bir tane daha alıp, ertesi sabah:
- Testi boş, diye yine bağırabiliyordun.
***
Yahut tutsak pazarına gidiyor, evire çevire her yanına bir iyi baktıktan sonra, beğendiğin bir tanesini alıp, getiriyordun eve.
Bir süre sonra da; canın isterse, yine götürüp satıyordun pazarda. Üç beş kuruş üstüne vererek, bir yenisini alıyordun.
***
Bizim Osmanlı edebiyatında, düzyazı geleneği pek olmadığı için; kimse tutsak pazarından alınmış anne, yahut ninelerinin anılarını yazmamıştır.
Eski yüzyıllarda İstanbul'a gelmiş yabancılar yazmışlardır tutsak pazarlarını daha çok.
***
Kadının, bu ölçüde kişiliksiz olduğu bir toplumda; yine de ozanların onlara veryansın etmeleri, bilmiyoruz nedendir.
Kalayi Refi Efendi bakın ne diyor:
Mısraf-ı beyt ejderiyle uğraşırken rüz-ü şeb
(Gece gündüz ev masrafı ejderiyle uğraşırken)
Akrep-i banu da bir yan sokmadadır nişteri
(Bayan akrep de bir yandan neşter sokmaktadır.)
***
Hamdullah Hamdi Efendi de, tamamlıyor bu görüşü:
Keyd ile zen azizi har eyler
(Kötülükle kadın, kutsal kişiyi eşeğe çevirir)
Mekr ile fikrini figar eyler
(Düzenleriyle fikrini yaralar)
***
Yine Hamdullah Hamdi Efendi; Havva Anamızın, Adem Babamızın sol göğüs kemiğinden yaratılmış olduğunu anımsatarak, diyor ki:
Zeni pehlu-yi çebden eylerdi hak
(Tanrı kadını sol göğüs kemiğinden yarattı)
Eğrinin hali eğridir mutlak...
***
Lamii Efendi, sövgüyü daha da artırıyor:
Zenlerin dışlarına aldanma
İçleri dopdolu hasasettir (kötülüktür)
Mekr-ü tezvir-i fitne vü telbis
(Düzenbazlık, uyduruculuk, kışkırtıcılık ve sahtekârlık)
Bunlara sanat-ı verasettir.
(Sanat olarak miras kalmıştır onlara)
Kadınların ise erkekler için söyledikleri hiçbir şey yok. Kendi kendilerine:
- Allah iki gözünü kör etsin de, süründürsün inşallah; diye beddua etmekten başka...
***
Sümbülzade Vehbi Efendi de, kadınlar konusunda şöyle bir uyarıda bulunuyor:
Bilirim sanma sakın mekr-i zeni
(Kadın düzenbazlığını)
O bulur bilmediğin bir düzeni
***
Koskoca Sadrazam Ragıp Paşa bile kadınlara karşı:
Biz cihanın hıyel-i nakşına meftun değiliz
(Biz dünyanın nakışlı hilelerine vurgun değiliz)
Bilürüz mekr-i zeni hasılı mecnun değiliz
(Kadın düzenbazlığını biliriz, deli değiliz).
***
Rasih Efendi de öneride bulunuyor erkeklere:
Sakın aldanma avretin sözüne
Merd isen bakma onların yüzüne
***
Neşet Efendi alacağına şahin, vereceğine karga olanları da kadınlara benzetmede:
Zen gibi şive-i şehvetle alır dünyayı
Vaz-i hami itme (doğurur) gibi virmede feryat eyler
***
Fazıl Efendi, tüm dünya kadınlarını ayağa kaldıracak bir küstahlıkla yükleniyor kadınlara:
Er olan bir ola mı kancık ile
Anulur mu keçi kıvırcık ile
***
Yine Fazıl Efendi, çok hanımla haşır neşir olmaktan yana:
Olma bir avrete amma mahsus
Sana olsun zen-i dünya mahsus
Ne bela bir zene mahsur olmak
Taze zevk eylemeden dür (uzak) olmak
Ola her bahçede bir lane (yuva) sana
Her mahalde dahi bir hane sana
Ben de bilmem nice bazı hayvan
Ola bir avrete mahsus her an
***
O dönemlerde "kadınların özgürlüğü için çaba" gösterme örgütleri kurulmuş olsaydı; sanırız Osmanlı ozanlarının ne kavuğu kalırdı, ne de sakalıyla bıyığı.
***
Daha böyle nice nice birbirinden beter dizeler var.
Lami Efendi zengin hanımlara şu kıtayla bindiriyor:
Merd isen evde kahpeyi tutma
Ger boyunca batursa altuna
Lanet olsun ana ve maline de
Mali mel'un ve kendi mel'une
***
Sümbülzade Vehbi Efendi de ünlü kadın düşmanlığıyla sorunu özetliyor:
Ne açık göz o pürefsunlardır
Ne başı örtülü mel'unlardır.
***
Osmanlı ozanlarının kadına karşı duydukları öfke, insanı şaşırtacak kadar acımasız ve derin.
Oysa oyalı oymalı nice nice aşk şiirleri yazanlar da yine onlardır.
Anlaşılan:
- Hem söverim, hem döverim, diye bakmışlar kadına...
Çağımızda dahi biraz böyle. Ama hiç değilse eleştiri ve veriştiri, sadece erkeğin tekelinde değil artık.
Üstelik gitgide belki de; eskiye inat, sadece hanımların tekelinde olacak.
————————
Not: 18 yıl önce yazılmış bir yazı... "Kullar ve Sultanlar"dan...
c.altan@prizma.net.tr
|
|