|
 |
|
|
Temmuzda sanayi üretim artışının düşündürdükleri
Temmuz ayında hem aylık sanayi, hem de imalat sanayii üretimi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9.5 gibi oldukça yüksek bir artış göstermiş. Geçtiğimiz yılın temmuz ayında her iki sektörde de üretim gerilemişti. Bu nedenle bu yıl kaydedilen yüksek artış, bir ölçüde geçen yılın aynı ayındaki üretiminin düşük olmasından kaynaklanıyor. Nitekim haziran ayında mayısa göre yüzde 0.9 olan yıllıklandırılmış verilerle imalat sanayii üretimi artışının temmuzda yüzde 0.8'e gerilemesi, az da olsa artışta bir önceki aya göre yavaşlama olduğunu gösteriyor. Ancak yine de artışın yüksekliği, sanayi üretiminin mayıs ve haziran ayındaki döviz piyasalarındaki dalgalanmalardan ve faiz artışlarından çok da etkilenmediğini ortaya koyuyor.
İhracat artışıyla denge
Aylar itibariyle yıllıklandırılmış imalat sanayii üretimi ile ihracatındaki aylık artışlar arasında yakın bir ilişki olduğunu birinci grafikten görmek mümkün.
İmalat sanayii ihracatı hızlandığında sektörün üretimi de hızlanıyor.
Diğer taraftan imalat sanayiinde üretim hızlandıkça sektörün ham petrol ve doğalgaz hariç aramalı ithalat miktarına bağımlılığı da düşüyor.
Nitekim ocakta, imalat sanayii üretimi düştüğünde, 3'ün üzerine çıkan ithalatın esnekliği temmuzda 1.5 gerilemiş. Son dönemde TL'nin yabancı paralar karşısında reel değer kaybı da bu gelişmelerde etkili olmuş görünüyor.
Bütün bu ilişkiler Türkiye'de iç talebi kontrol ederken ihracatı artırarak cari açığın, büyümeden çok da fazla fedakârlık yapmadan, düşürülebileceğini yani bugünkünden çok daha iyi bir dengenin olabileceğini ortaya koyuyor.
Fırsat harcandı
Son dönemde sıkı maliye politikasına rağmen iç talebin kontrol edilememesinin, üretimin ithalata bağımlılığının artmasının ve sonuçta cari açıkların rekor kırmasının arkasında yüksek faiz ve değerli kur politikalarıyla küresel sermayeye aşırı yaslanarak enflasyonu düşürme yatıyor.
Mayıs ve haziranda bizim bilinçli iç politikalarımız nedeniyle değil, yurtdışındaki gelişmelere bağlı olarak gerçekleşen kurdaki düzeltme ile önemli bir fırsat yakaladık. Ancak sonrasında izlenen politikalar bu fırsatı hovardaca harcayacağımız izlenimini veriyor.
Geldiğimiz noktada dış borçlanma maliyetlerini iç borçlanma maliyetlerine yaklaştıramazsak TL değerlenmeye ve iç talep ve cari açık artmaya devam edecek. Bir müddet sonra da imalat sanayiinin zorlanmaya başladığını, ithalat artarken ihracat ve büyümenin düştüğünü göreceğiz.
Bu olmasın istiyorsak yabancı sermaye girişi ile desteklenen kredi hacmindeki artışı ve TL'nin değerlenmesini kontrol altına almak ve orta vadeli enflasyon hedefinin, değerli TL'ye aşırı yaslanmadan, ne kadar gerçekçi olduğunu gözden geçirmek gerekiyor.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|