Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 12 Eylül 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Stalin'den Karpiç'e Türkiye'ye güvenenler

Tarih boyunca Türk topraklarına sığınanlar, "Türkiye'ye Güvendiler" sergisiyle Dışişleri Bakanlığı Sanat Galerisi'nde. 5 Eylül'de açılan sergi ay sonuna kadar görülebilecek

FİLİZ AYGÜNDÜZ

Budapeşte'de Dışişleri Bakanlığı önündeki Jozef Bem heykelinin Murat Paşa heykeli olduğunu biliyor muydunuz? Peki Macarların Atatürk'ü diyebileceğimiz Lajos Kossuth'un anılarında "Türkiye'nin bugün ve istikbalde mevcut olması Avrupa'nın ve insanlık aleminin yararınadır" diye yazdığını Fransa'daki UMP Partisi'nin lideri Macar asıllı Nicolas Sarkozy okumuş mudur?
Osmanlı Sarayı'nın "Macar Kralı Rakoczi'nin ihtiyacı olan şarabı temin edin" diye yeniçeri ağasına ferman göndermiş olabileceği aklınıza gelir miydi? Polonya milli şairi Adam Mickiewicz'in oturduğu evin Dolapdere'de kapkaççıların yoğun olduğu karanlık sokaklardan birinde bulunduğunu ve bu evin Polonyalıların en çok ziyaret ettiği yer olduğunu duymuş muydunuz? Stalin'in 1910 yılında çarlık rejimine karşı yapılan başarısız ayaklanma sonucu kaçıp Batum üzerinden Anadolu'ya geldiğini?
Bütün bunlar ve daha fazlası 5 Eylül'de Dışişleri Bakanlığı Sanat Galerisi'nde açılan "Türkiye'ye Güvendiler" sergisinde, izleyicileri şaşırtmaya devam ediyor. Çeşitli nedenlerle ülkelerinden ayrılmak zorunda kalıp Osmanlı İmparatorluğu'na ve Türkiye'ye sığınan farklı millet ve dinlerden binlerce insanın hikayelerinin görsel ve yazılı malzemeyle anlatıldığı serginin fikir babası Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Ender Arat. Serginin küratörü ise Galeri Sanat Yapım'ın sahibi, fotoğraf sanatçısı İbrahim Demirel.

Hedef bir müze kurmak
"Türkiye'ye Güvendiler" sergisi, tarih boyunca Türkiye'ye göç edenler temasından hareketle Ankara'da bir müze kurma fikriyle yola çıkan Ender Arat'ın projesinin ilk ayağı. Büyükelçi Arat projesini şöyle anlatıyor: "Tarih boyunca Türk topraklarına sığınanlar yeterince bilinmiyor. Oysa çok zor zamanlarda dahi Türkler hep sığınmacılara kucak açmış. Devlet başkanlarını, kralları, başbakanları, bakanları, aynı zamanda binlerce çaresiz insanı kabul etmiş. Riskler almış, tehdit edilmiş ama bu insanları geri vermemiş.
Bunu hem Türk kamuoyuna hem dünya kamuoyuna yeterince duyuramamışız. Sığınmacıların çoğunun başından geçenlerin her biri bir film konusu. Onun için esas amacımız bu konuda bir müze açmak. Projeyi görüştüğümüz herkes onayladı. Ne var ki müze açmak yıllar ve büyük masraflar gerektiriyor. Kısıtlı imkanlarımızla öncelikle sergiyi gerçekleştirmenin uygun olacağını, böylece ilk tohumun atılacağını, daha sonra müze üzerinde çalışılabileceğini düşündüm."
Büyükelçi Arat sergi için zihni hazırlığı 1998-2002 tarihleri arasındaki Budapeşte Büyükelçiliği sırasında yapmış. Macarlarla ilgili malzemeyi bu sırada toplamış. Daha sonra yurtdışındaki büyükelçilikler vasıtasıyla bu ülkelerden gelen sığınmacıların envanterini çıkarttırmış. Ankara'daki Rusya Federasyonu ve Polonya temsilcileri gibi bazı büyükelçilikler de önemli katkılarda bulunmuş projeye.
"Bu sergiyi gören başka büyükelçiliklerin, 'Bizden de şu kişiler Türkiye'ye gelmiş' diyerek ileride katkıda bulunacaklarından eminim" diyen Arat, sergi davetiyesini alan birkaç elçinin şimdiden bu yönde beyanda bulunduğunu sözlerine ekliyor.

Sponsor gerekiyor
"Türkiye'ye Güvendiler" sergisinde yer alan 57 panoda son Lübnan olayları sonucu Türkiye üzerinden tahliye olan yabancılarla ilgili gazete kupürlerinden İsveç Kralı Karlos'un 1709'da Osmanlı'ya gönderdiği teşekkür mektubuna kadar çok sayıda envanteri bir arada görmek mümkün.
Başta İstanbul olmak üzere diğer kentlere de gitmesi planlanan serginin hedefleri arasında Strazburg'daki Avrupa Konseyi ve Brüksel bulunuyor.
Kısıtlı imkanlarla açılan bu serginin bir an evvel müzesine kavuşması için Büyükelçi Ender Arat çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmaların hızlanması için sponsorlara ihtiyaç var.
Arat sözünü ettiği müze açıldığı takdirde, Ankara'daki büyükelçiliklerin ziyarete gelen heyetlerini buraya götürebileceklerine, bu müzenin bir araştırma merkezi olarak da çalışabileceğine dikkat çekiyor.
Büyükelçi Arat'ın verdiği bir örnek serginin önemini yeterince açıklıyor: "Alman bilim adamı Ernst Reuter, Nazilerden kaçıp Ankara'ya gelmiş. Üniversitede ders vermiş, sonra Almanya'ya dönünce Berlin belediye başkanı olmuş. Bu hafta İstanbul'a gelen Alman dışişleri bakanı, meslektaşı Abdullah Gül ile kültürlerarası diyalog çağrısında bulundu. Manifestoya 'Ernst Reuter Manifestosu' adının verilmesinin nedeni de bu geçmiş."

Nâzım Hikmet'in dedesi Konstantyn Borzecki

Sergiye eşlik eden katalogda birbirinden ilginç anekdotlar bulunuyor. Bizzat adı geçen sığınmacıların, yakınlarının veya mensup olduklar milletlerin tarihçilerinin anlattıklarından bazıları şöyle...
Polonya'nın işgaline karşı 1848 Ayaklanması'na önderlik eden grubun içinde yer alan Konstantyn Borzecki, önce Fransa'ya sonra Osmanlı'ya sığındı. Müslüman olup Mustafa Celaladdin adını alan Borzecki, Ömer Lütfü Paşa'nın kız kardeşiyle evlendi. Hasan Enver Paşa oğlu, şair Nâzım Hikmet ise torunu.
Macar Kralı II. Frenc Rakoczi ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu'na sığınan sekreteri Mikes Kelemen'in Tekirdağ'da kaleme aldığı anıları Macar edebiyatının ilk nesir örneği kabul edildi.
Yeniçeriler İsveç Kralı XII. Karl'a beş yıldan fazla misafirimiz olduğu için "Demirbaş" adını taktı.
Alman filolog Prof. Dr. Traugott Fuchs iki vasiyette bulundu: "Beni İstanbul'da defnedin, eserlerim de Türkiye'de kalsın, bir sergide teşhir edilsin."
Azerbaycan'ın ilk cumhurbaşkanı Resulzade Ankara'da, Cebeci Kabristanı'nda yatıyor.
Tolstoy'u ilk kez filme alan ünlü Rus oyun yazarı ve mizahçı Arkadiy Timofeyeviç Averçenko, Ekim 1920'de Kırım'dan İstanbul'a geldi ve 1922'de Prag'a gidinceye kadar İstanbul'da yaşadı.
Troçki, 1924'te Lenin'in ölmesinin ardından Stalin ile giriştiği iktidar mücadelesini kaybetti. 1929'da Türkiye'ye sürüldü. Troçki 1933'e kadar İstanbul'da, Büyükada'da oturdu.
George Karpovitch Rusya'dayken otel ve lokanta işletmeciliği yaptı. İstanbul'da bazı lokantalarda çalıştı. Cumhuriyetin ilanından sonra Ankara'ya gitti. Şölen adlı lokantayı işletti. Lokantaya sık sık gelen Atatürk, bu gelişlerinden birinde pek sevdiği Karpovitch'e Karpiç dedi. O günden sonra da adı Karpiç olarak kaldı.



PAZAR
"Boşanacakken benim kitaplarımı okuyup bir araya gelen çiftler oluyor"
Ya terörist oldu ya da peygamber
Daha ödeyecek çok faturası var
Stalin'den Karpiç'e Türkiye'ye güvenenler
İki "Miami Vice"
Yurtdışında dil eğitimi fırsatı
"Yürüyen Kelimeler" için silgi
Bura-ötesi Küba
Bir überseksüelin isyanı
Astroloji farkındalığı
Dana pirzolası takdire şayan
Lübnan'ın tarihteki serencamı
Sadece operasyon yetmez
Sübyancılık
Bozulmadan gelişmiş
"Anahtar paspasın altında"





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet