|
 |
|
|
Astroloji farkındalığı
Astroloji hakkında bilgisi olmayıp önyargılı tavırlarını bir kişilik tutumu haline getirenlerin Kepler'den öğrenecekleri çok şey var
hkirkoglu@ekolay.net
Faks: (0216) 418 54 99
Çoğu zaman bilgisizlik, kimi zaman kalıplaşmış düşünce biçimlerine bağlı kalma ve önyargılı yaklaşımlar insanların astrolojiye yaklaşımlarına da eşlik ediyor. Açıkçası bu yazıyı, astroloji ile ilgilenen, objektif bir bakışla yaklaşanların değil, çeşitli nedenlerle karşı çıkanların okumasını isterim. Amacım insanları astrolojiye ısındırmak, inandırmaya çalışmak da değil, zira astroloji sadece inanç yolu ile kavranan bir olgu değildir. Düğüm insanın evrene ve hayata nasıl baktığı ile kilitleniyor.
Hayatı sadece materyalist düzeyde neden-sonuç ilişkileri üzerinde görürsek ve kendimizi aynanın karşına geçerek "Ben kimim? Yaşadıklarım ve hayata bakış açım nasıl gelişiyor?" diye sorgulamazsak, bırakın astrolojiyi anlamayı, kendi kendimizi bile göremiyoruz demektir. Çünkü astroloji bir ayna gibidir.
Kendimiz hakkında bir iç bakış kazanmamışsak, yaşadığımız deneyimleri sadece dışsal nedenlere bağlamışsak, hayat bilgisinden de yoksunuz demektir. Bunun karşısında, hayat karşısında bir farkındalık geliştirmiş kişiler, böyle zamanlarda "Bana ne oluyor? Neden böyle davranıyorum?" diyerek bir iç sorgulamaya başlarlar.
Astroloji kozmik bir dil olarak bu noktada en güçlü biçimde işlev görür. Yakın zamanlarda kapımı çalan tanınmış bir insan kaynakları şirketinin yöneticisinin kendi işiyle ilgili sorunlarını dinlemiştim. Herhangi bir pozisyona eleman seçme ya da verimli bir grup, organizasyon oluşturma yönünde yapılan psikolojik testlerin sınırlı faydasından söz ediyor ve insanların günün birinde nasıl değişerek, "Ben artık yöneticilik falan yapmak istemiyorum, bir deniz kenarına gidip balık tutmak istiyorum" diyerek bu testleri nasıl darmadağın edebildiklerini söylüyordu.
Kepler'in astroloji aşkı
Aslına bakarsanız, astroloji pek çok yaklaşımın ötesinde, insanı bir bütün olarak değerlendirebilecek bir altyapıya sahipken en büyük tehlike, "İki kere iki dört eder, her zaman da bu böyledir" diyerek insanın kafasına kakan, derinlikli bakış açısından yoksun, astroloji hakkında sadece medyada okuduğu şeylere dayanarak yaklaşan kişilerin bunu genel geçer bir şeymiş gibi ortaya koymasından kaynaklanıyor.
Güncel bir örnek: Geçtiğimiz haftalarda çok okunan bir gazetenin yazarı, Johannes Kepler'in parasızlıktan yıldız falı baktığını konu etmişti. Acaba bu kişi ve kullandığı kaynak, Kepler'in hayatı ve astrolojiye yaklaşımı konusunda ne kadar sağlam bir veriye sahip? Herhalde Kepler'in kemikleri sızlamıştır.
Belki şaşırtıcı gelebilir ancak Kepler küçük yaşlarından beri astrolojiye aşık, sürekli araştıran bir kişiydi, nitekim günümüzde astrolojide kullanılan 1/5'lik açıyı (quintile) geliştirerek kullanmıştır. Astrolojiyi sırf para kazanmak üzere yapmadığı açıkken, bu tür yaklaşımın ne kadar yanlışa yönlendirici olduğunu görebilmemiz gerekir.
Kepler Avrupa'da 30 Yıl Savaşları içinde, Katolik-Protestan mezhep savaşlarının ortasında yaşadı. Eğer biyografisini okursanız, kariyerinin başında kendisinin bir din adamı olmak istediğini fark edebilirsiniz. Kepler Tanrıyı bir geometrici olarak görmüş, gezegen hareketlerini değişik notaların harmonileri olarak ele almıştır. Kitaplarını karıştırırsanız, porteler üzerinde çizilmiş bu notaları fark edebilirsiniz.
Keşke günümüz materyalist insanı da Kepler kadar geniş bir bakış açısına sahip olabilse. Bu nedenledir ki, 2000 yılında Seattle Üniversitesi'nde açılan astroloji bölümünün adı Kepler Koleji olarak benimsendi. Darısı bizim de astroloji farkındalığı geliştirebilen kişilerimizin başına.
|
|
|

|