|
 |
|
|
Paşalar tatilde!
Zalim Yorumcu / CAN DARK
Kötü mercimek katkılı bakliyat lig, hafta sonu oynanan sonuçlarla beşledi. Bir İstanbul takımıyla bir Trabzon takımının oynadığı, artık nasıl oluyorsa "derbi" maçta gülen takım, bir yangının külünü yeniden yakmaya gelen Ziya Doğan'lı Trabzonspor oldu.
Federasyon'un biraz daha gayret etse Pazartesi sabah namazı saatlerinde oynatacağı maçta, Delgado-Ricardinho ikilisini izlemek için Dolmabahçe'ye sefer eyleyen Beşiktaşlılar, Gökdeniz-Ersen Martin çiftini izlemek zorunda kaldılar. 3-2'lik mağlubiyetten daha fazla endişelendikleri mevzu ise geçen seneki "İnönü'de puan dağıtma şenlikleri"nin resmi startının başladığı düşüncesiydi.
İsim bulma-lakap icat etme konusunda doktora yapmış Kazım Abi'nin Rico Paşa'sı senelik izninin bir bölümünü bu maçta değerlendirip dinlenirken, ünlü defans oyuncusu Stam'ın ünsüz benzeri Baki Mercimek, benzerliğin sadece fiziksel olduğunu ispatlayan performanssızlığıyla İnönü cemaatinin ilk ıslıkladığı Beşiktaşlı futbolcu olmayı başardı.
Yerli olsaydı...
Manchester'dan geldiği için 90 dakika sabredilen Kleberson, Rize'den geldiği için tercih edilmeyen Fahri, heyecanını henüz yenemeyip sanki bütün sezona da bu heyecanını yayacak görünen Serdar Kurtuluş'a 1 saat tahammül, Baki'ye seyirci uyarısıyla yedek kulübe daveti ve saire... Bir yerli teknik direktöre bütün bu hataların yarısını yapması halinde reva görülecek başlıklar gözünüzün önüne geliyor mu? Hiç gelmesin, daha iyi!
Fenerbahçe 4-2 yendiği Antalya maçından sonra 3 puan sevinci dışında taraftarda hiçbir umut kıpırtısı yaratmazken, Büyük Oscar'a "satılmış" denmesi adaleti ve vicdanı komalık etti. Galatasaray berabere kala kala nağmağlupluğunu ve 9. sıradaki yerini sağlamlaştırdı. Sağlamdır bu lig, vesselam...
GÜLEÇ HAFTALAR!
George Best, hayranlarınca yüceltilip batırılan, kendi imgesiyle baş etmekte zorlanan 'modern' futbol yıldızlarının ilk örneğiydi. Best, inatla bildiği gibi yaşadı ve bunun bedelini de ödedi.
Ahmet Çiğdem
Haberiniz var mı?
Ligin geride kalan 46 sezonunda Şampiyonlar 3 kez averajla belli olurken, düşen takımlar da 8 kez yine gol averajıyla ortaya çıktı. 1984-85 sezonunda Fenerbahçe ile Beşiktaş ligi 50'şer puanla tamamlarken, gol averajı daha iyi olan sarı-lacivertli ekip şampiyonluğa ulaştı. 1985-86 sezonunda ise Beşiktaş, 56 puanla Galatasaray'ın gol averajıyla önünde ligi en önde tamamladı.
1992-93 sezonunda da Galatasaray, bu kez Beşiktaş'ı 66 puan ve averajla geçmeyi başardı ve şampiyonluğu kucakladı.
Lig tarihinde ayrıca 8 kez de ligden düşen takımlar gol averajıyla belirlendi.
Ordan, burdan, her yerden
- Senin forvetin kim? Nobre sakat değilse, cezalı değilse ilk 11'de oynar di mi?
- Oynar...
- Baki Mercimek ya... İkinci Adem Dursun olacak. Adamın orada oynayamadığı ortada. Niye 65. dakikaya kadar bekliyorsun?
- Islıklanmasını bekliyor...
- Niye Baki'yi oynatıyor. Kendi aldırdığı için. Aldırıp da oynatmasa olmaz...
- Tigana hoca falan değil ya. Bu kadroyu sıradan bir teknik adama versen, en kötü 2. yapar.
- Ya Tigana kendine gelecek, ya da 8. haftada kadar gönderirler görürsün.
- Böyle oynarsak biz Sofya'ya da yeniliriz...
- Bir şey olmaz bu takımdan. Fener açık ara şampiyon olur.
- Yok!
- Nasıl yok?
- Olur da açık ara olamaz. Zaten olmazsa ortalık karışır.
***
Hay ağzına sağlık!
Bu programın formatı yok.
(Serhat Ulueren - Telegol, Star)
Hay ağzına sağlık! 2
Belki Adnan'ın kapasitesi bu kadardır.
(Serhat Ulueren - Telegol, Star)
Ha, ha, ha!
Aziz Üstel: Japonlara sordum. "Katana kadar iyi değil" dediler.
Faik Gürses: Nakata
Aziz Üstel: Nakata. Katana nereden çıktı!
(Futbolmania - CNNTürk)
Hayırdır inşallah!
Rüyamda Zico oldum.
(Hulki İlgün - Fanatik)
Eee, sonra?
Havalar da sıcak ya malum. Geçen akşam ayıptır söylemesi sezonun balığı çingene palamutu almıştım. Yanında roka salatayla azıcık beyaz peynir ve bal gibi Kırkağaç kavunuyla o Tekirdağ meretinden bir iki kadeh devirdim. Bu arada FB TV'de de yeni transferler Lugano, Edu, Deivid ve Kezman'ın antrenman görüntülerini izlerken, öyle keyiflenmişim ki dalmışım.
(Hulki İlgün-Fanatik)
Ne güzel rüyaymış...
Bir baktım Saracoğlu'nda takımla birlikte sahadayım. Tribünler tıklım tıklım tüm taraftarlar, "Zico Hulki, Zico Hulki..." diye beni tribünlere çağırıyorlar. Santana ve Edu da yanımda. Ben el sallıyorum. Büyük alkış kopuyor. Bu arada Aziz Başkan, Mahmut Uslu ve İlhan Ekşioğlu'yla yanıma geliyor, "Haydi Zico Hulki abi, tribünlere koş" diyorlar. Ben de Rüştü, Ümit, Önder, Lugano, Edu, Appiah, Aurelio, Tümer, Alex, Deivid ve Kezman'dan oluşturduğum yepyeni Fenerbahçe 11'i ile el ele tutuşup, tribünlere koşuyorum. "Zico Hulki... Zico Hulki..." diye yer gök inliyor.
(Hulki İlgün - Fanatik)
Baki'yi tanıyalım 6:
Yüzmeye bayılır. Sabah havuza atın, akşam gidip sudan alın. İyi masa tenisi oynadığını söyler. Takılan olursa, hemen masaya sürükler ve iddiasına maçlar yapar.
(Korkut Göze - Hürriyet)
Çakaramus diyor ki:
Ekim ya da Kasım aylarında Türk futbolunu yeni bir seçim bekliyor. Bütün planlar buna göre yapılıyor. Bu seçimde Haluk Ulusoy aday olamayacak. Yeni bir başkan otomatik olarak diğer kulüpler tarafından F.Bahçe ile yan yana konulacak.
(Ahmet Çakar - Sabah)
yakantop@gmail.com
|
|
|

|