|
Şehit ailelerini dinlemeliyiz
Devrim Sevimay'ın Vatan'daki Pazartesi Röportajları'nın dünkü konukları şehit anne-babalarıydı.
Oğlu 1995'te Sarıkamış'ta şehit düşen baba Mehmet Alptekin, "Yıllardır yaşadığım acıyı öz kardeşim bile anlamıyor" diyordu. Oğlu 1998'de Pülümür'de şehit düşen Ayşe Karataş, "8 yıl sonra hâlâ biri yanımda gülecek olsa, hemen oradan kalkıp gidiyorum" diyordu.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın dediği gibi "ateş sadece düştüğü yeri yakıyor," ve "şehit anne-babalarının tepkilerinin başımızın üzerinde yeri" olması gerekiyor.
MİT'de sorgulama
Ankara Şehit Aileleri Derneği'nde 10 şehit askerin anne-babasıyla biraraya gelen Devrim soruyor:
"Şehit ailesi dernekleriyle ilgili bir intiba var: MHP'nin, BBP'nin, Ülkü Ocakları'nın kolu gibi davrandığı düşünülüyor. Bu da başka türlü düşünenler için antipati oluşturuyor. Yani acınız varken, bir yandan da siyasi faaliyet içinde gibi görünüyorsunuz?
Şehit babası Alptekin: Aslında bu soruyu bize MİT de sordu. Ben 15 gün soruşturmaya tabi oldum. Bana 'Sizi DYP mi, BBP mi destekliyor' diye sordular. 'Siz kimden emir alıyorsunuz?' dediler. Ben onlara da söyledim: Bize A'cı ne kadar yakınsa B'ci de o kadar yakındır.
Bazı siyasi örgütler tarafından cenazelerinizin suiistimal edildiğini düşünüyor musunuz?
Şehit babası Bekir İspirli: Başlarda yapmaya kalktılar, ama izin vermedik. Buraya gelecekseniz, sadece Türk bayrağı açabilirsiniz dedik.
Kürt ve Alevi şehitler
Aranızda Kürt ya da Alevi var mı?
Şehit babası Hamit Köse: Tabii var. İşte Şükrü Bey Alevi, Hüsnü Bey Kürt. Bu gayet normal. Bu ülke için hepimiz ölmedik mi, ölmüyor muyuz?
Ama cenazelerdeki Bozkurt işaretleri ve tekbir sesleri kamuoyunda böyle bir etki yaratıyor?
Şehit babası Şükrü Elmas: Bizim onlarla hiçbir ilgimiz yok. Zaten şehit ailesinin başına dünya öyle bir yıkılmış oluyor ki, etrafta ne oluyor, onu bile görmüyoruz. İsterse PKK gelip slogan atsın, biz onu bile duymayız o sırada..."
Bir anne-babanın evladının cenazesinde herhalde en son duyacağı / göreceği şey, tekbir sesleri, PKK sloganı ya da Bozkurt selamıdır. Nitekim oğlunun cenazesindeki haykırışıyla bir anda tüm annelere sesini duyuruveren Bursalı eğitimci Neriman Okay, hâlâ taziyeleri bile kabul edemiyor. Evde, yatakta, doktor denetiminde...
Ve eminim ne PKK'nın başsağlığı dileğinin, ne de oğlunun fotoğrafının PKK'nın şehit albümüne koyulma önerisinin farkındadır.
Sansürlenmesin
Şehit cenazeleri elbette siyasallaştırılmasın. Ama cenazeler siyasallaştırılmasın derken, acılı anne-babaların oğullarını toprağa verirken yüreklerinden kopan ve o anki iç dünyalarını samimiyetle yansıtan cümleleri de kesinlikle sansürlenmesin.
Şehit cenazelerini PKK'nın, MHP'nin ya da BBP'nin propaganda malzemesi olarak kullanmalarını ya da siyasallaştırmalarını önlemenin, şehit ailelerini susturmaktan başka bir yolu herhalde olmalı.
Kaldı ki Başbakan Erdoğan'a karşı son dönemde biriken öfkenin açığa çıkması için ille de cenaze töreni gerekmiyor. Bir gün önce Bergama'daki şehit cenazesinde hükümet protesto edilirken, ertesi gün Söğüt'te Ertuğrul Gazi'yi anma törenlerinde Başbakan'a yönelik şiddet sergileniyor!
mtamer@milliyet.com.tr
|
|