Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Eylül 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Erdoğan ve Bahçeli beraber yürüyebilir miydi?


Söğüt Ertuğrul Gazi'yi Anma Şölenleri "ulusal şenlik" havasında ve daha çok bir devlet töreni üslubu içinde geçerdi. Türk ulusal giysileriyle geçitler ve folklor gösterileri yapılır, kültür dernekleri ön planda olur; şölenlere siyaset ve siyasi parti rekabeti fazla yansımazdı.
Bu yıl ise gerginlikten öte, olaylı geçti.
AKP ile MHP arasında çatışma ve tartışmalara neden oldu. Karşılıklı sloganlar atıldı, yumruklamalar, yaralanmalar oldu.

Şölen mi, miting mi?
Şölen kortejine ve stadyumdaki dağılıma bakıldığında, bu yılki kutlamaların, "ulusal şölen" havasından çok, parti mitingine dönüştüğünü söylemek mümkün.
Partililerin Anadolu'nun uzak illerinden otobüslerle gelmeleri, şölenlerin siyaset platformu olarak görüldüğünün kanıtı...
Bu ortam, AKP'liler ile MHP'liler arasında çıkan arbedeyi kısmen açıklıyor.

AKP'ye göre
AKP yönetimine göre, Söğüt'teki olayların nedeni MHP'lilerin şölene "belli bir hazırlık"la gelmiş olmaları.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, MHP'lileri suçluyor ve şu bilgiyi veriyor:
"Sayın Başbakan çok üzgün. Bizzat kendisinden dinledim. Bırakın Başbakan'ı, hiç kimseye karşı söylenemeyecek ağır sözler, sloganlar, hareketler söz konusu. Çok çirkin bir davranış. MHP'liler oraya hazırlıklı gelmişler. MHP yetkilileri olay çıkaranların MHP'li ve ülkü ocakları teşkilatı mensubu olmadığını söylüyorlar ama bunlar gerçeği yansıtmıyor. Kurt başlı bayraklar taşıyanlar Türkmenler değildi. MHP İstanbul İl Başkanlığı'nın otobüsü, MHP Genel Merkezi'ne ait (06 DB) plakalı araçtan çıkanlar belli."

Davet
Fırat, Başbakan Erdoğan'ın, MHP lideri Devlet Bahçeli'yi birlikte yürümek için korteje davet ettiğini, bu davetini Söğüt Belediye Başkanı ve Bilecik Valisi ile ilettiğini, ancak olumlu yanıt alamadığını anımsattıktan sonra şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Sayın Bahçeli, Sayın Başbakan'ın davetini kabul edip şölenin anlamına uygun olarak birlikte yürüseydi, hiçbir gerginlik olmazdı. Birlik, bütünlük mesajı verilirdi. Ertuğrul Gazi'yi anmaya yaraşır bir görüntü olurdu. Ama Sayın Bahçeli bunu reddetti."

MHP'ye göre
MHP yönetimi ise, Söğüt şölenlerine siyaseti AKP'nin hâkim kılmaya çalıştığı görüşünde. MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural şöyle diyor:
"Bu şölenler 725 yıldır yapılıyor ama neden bu yıl olay çıktı? Çünkü iki yıldır Sayın Erdoğan gelmeye başladı ve şölenleri AKP mitingine dönüştürdü, AKP'lileri futbol maçındaki fanatikler gibi stadyuma doldurdu. Tahrik edici konuşmalar yaptı."

"Yürüyemezdi"
MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı ise, Bahçeli'nin, Erdoğan'la birlikte yürüyeceği bir ortam olmadığını belirterek, şu bilgiyi verdi:
"Sayın Başbakan'dan böyle bir davet iletildi. Ama kortej bir şölen korteji değil, AKP kortejiydi. Sürekli Başbakan lehinde slogan atılıyor, tempo tutuluyor, vatandaş gerginliğe sokuluyordu. Böyle bir kortej içinde bir muhalefet liderinin yürümesi ortamı daha gererdi, doğru olmazdı. Çünkü, bizi destekleyen insanlar da vardı ve onlara yönelik tahrik edici hareketler, hakaretler yapılıyordu. Sayın Bahçeli o kortejin önünde yürüyemezdi. O nedenle davete teşekkür etti ve Vali'ye, 'siz buyrun, biz biraz arkadan geliriz' dedi."

"Sıcak Yuva" otobüsleri
Paçacı, AKP'nin Türkiye'nin her yerinden AKP'lilerin otobüslerle getirildiğini, üzerinde "sıcak yuva" yazılı otobüslerin dikkat çektiğini kaydederek, şöyle devam etti:
"Bu otobüslerin Sıcak Yuva Vakfı'na ait olduğunu öğrendik. Bu vakfın başkanı ise Sayın Erdoğan. Çocuklara bakmak için kurulmuş vakfın otobüsleriyle bile partili taşıdılar, militan taşıdılar."
Paçacı, yaralanan kişilerden birinin Başbakan'ın yeğeni Ali Erdoğan olduğunu öğrendiklerini söyleyerek, şöyle dedi:
"Adının sonradan Ali Erdoğan olduğunu öğrendiğimiz bu kişi polise talimatlar yağdırıyordu. Başbakan'ın yeğeni ve koruması olduğunu söylüyorlar. Orada 1000'den fazla polis vardı. O zaman sormak lazım: Niye bir polisin bile burnu kanamamış da Ali Erdoğan'ın burnu kanamış?"

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Amerika doğru yolda mı?
11 EYLÜL terörünün üzerinden beş yıl geçti. B...
Çetin ALTAN
Köyceğiz'de patlayan havai fişekler
Gündüzlerin uzunluğu ile gecelerinkinin denkl...
Melih AŞIK
Zafer ve yenilgi
"Zafer zafer değildir, yenilen düşman yenilgi...
Fikret BİLA
Erdoğan ve Bahçeli beraber yürüyebilir miydi?
Söğüt Ertuğrul Gazi'yi Anma Şölenleri "ulusal...
Hasan CEMAL
Terörle savaş ama...
Teröre karşı savaş! Evet ama nasıl?.. Amerika...
Güneri CIVAOĞLU
Kurslar... Fidelik
Dün bir büyükelçi arkadaşımla yemekteydim. "B...
Hurşit GÜNEŞ
Türkiye için melez büyüme stratejisi gerekiyor
Önceki gün açıklanan büyüme rakamlarının ardı...
Nail GÜRELİ
Hukuka karşı neyin gücü?
Devlete, yani devletin yaptırım gücünü temsil...
Sami KOHEN
KKTC'de kriz zamanı değil...
DEMOKRASİLERDE koalisyon hükümetlerinin, orta...
Hasan PULUR
Meğer neler oluyormuş!!!
ÇOK sevimsiz bir laf vardır; "Paran kadar kon...
Meral TAMER
ABD'nin yeni gözde sektörü: Korku ticareti
Brian Lehman, Amerikalı bir çiftçi. Indiana'n...
Ece TEMELKURAN
Biz de tuzağa düşmeyeceğiz!
Hürriyet gazetesi iki gündür "tuzaklı" bir ya...
Osman ULAGAY
'Onlar'da bu iştah oldukça, hızlı büyüme devam eder
Türkiye ekonomisi bu yılın ikinci çeyreğinde ...
Güngör URAS
Nedeni ne olursa olsun yüzde 7.5 büyüme iyidir
Ekonominin 2006 yılının ilk yarısında yüzde 7...
M. Ali BİRAND
PKK koordinatörleri ne işe yarayacaklar?
Bugün Ankara'da önemli bir buluşma var.

© 2006 Milliyet