|
Hukuka karşı neyin gücü?
Devlete, yani devletin yaptırım gücünü temsil edenlere bakar mısınız?
Bir tarikattaki çeteleşmenin üzerine gitmek yerine, savcılığın soruşturma istemleri aylarca savsaklanıyor. İsmailağa Camii cinayetini örtbas etmek istercesine, camideki linç olayı intihar olarak geçiştirilmeye kalkışılıyor.
"Bu cinayet çözülemez" diyen Enis Berberoğlu, nedenlerini Hürriyet'te iki gün boyunca yazdı. "Çünkü, dedi, gerçek nedeni açığa vurmak kimsenin işine gelmez. Cemaat kapalı toplum olabilir, ama yoksul sayılmaz. TV'si, radyosu, dergisi, vakfıyla 200 milyon dolarlık bir servete sahiptir."
Bergama'da siyanürle altın çıkarılmasını yasaklayan mahkeme kararları yıllardır bir türlü uygulanmıyor.
Yani uzun sözün kısası; hukukun üstünlüğü geçmiyor, paranın gücü egemenliğini sürdürüyor.
Bizim üzerinde durduğumuz hukuk tanımaz bir başka olayı anımsayacaksınız. Büyük Kulüp'ün Caddebostan sahilinde 2 bin metrekarelik kamu malı denizi çevirerek özel beton tesis yaptığını yazmıştık. Bu hukuk dışı olayı takip eden Ali Eser'e İstanbul Liman Başkanlığı'ndan gelen yazıyı da aktarmıştık. Liman Başkanlığı bu yapının izinsiz yapıldığını tespit etmiş ve inşaatın durdurulması için ilgili/yetkili yerlere bilgi vermişti. Ama hiç aldıran olmamıştı.
Asıl şimdi bakın siz; hukuk nasıl hiçe sayılıyor? Devletin yaptırım gücü ne halde?
Ali Eser'e Büyükşehir Belediyesi İmar Müdürlüğü'nden gelen son yazıda, "Büyük Kulüp tarafından yapılan güneşlenme terasının, Kadıköy Belediye Başkanlığı tarafından 14.08.2006 tarihinde yıkımının yapılacağı, yıkım için araç, gereç, ekipman desteğine ihtiyaç olduğu ilgi yazıda ifade edilmektedir" deniliyor.
14 Ağustos geçeli bir ay oldu, o hortumlama tesis iki güvenlikçinin korumasında Büyük Kulüp üyelerine hizmet vermeyi sürdürüyor. "Efendim, milli serveti yıkalım mı?"nın arkasına sığınmayın. Adım başı Büyükşehir Belediyesi adına "Halk Plajı" levhasını asmasını biliyorsunuz ya. Gücünüz varsa, orayı da halkın hizmetine açarsınız, olur biter.
Vakti zamanında İstanbul'da taksilere bir türlü taksimetre taktırılamazdı. Sonunda Çetin Altan, "taksilere saat taktıramayan devletin devlet olamayacağı" yolunda yazılar yazmıştı.
Bu haftaki yerimiz bitti; arif olan ne demek istediğimizi anlamıştır herhalde.
Bir şiir
Dizelerimiz Selim Şen'in "kardeşimin biri asker biri asi" kitabından (Günizi Yayıncılık, İstanbul):
"Ayrılık öyle zorbaydı ki / Üzüm bağlarımızın canı yanardı / Göğe bakıp su içerdik aynı testiden / Sevinince güleç kuşlara binip uçardık"
nailgureli@milliyet.com.tr
|
|