Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Eylül 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Biz de tuzağa düşmeyeceğiz!


Hürriyet gazetesi iki gündür "tuzaklı" bir yayın yapıyor. Hürriyet'in Fatih Çekirge imzalı haberine göre ortada bir istihbarat belgesi var. Belge, "Vatan sağ olsun" demeyen anneler ve babalarla ilgili. Hürriyet sürmanşetten diyor ki bu aslında "sinsi bir plan". Yani oğullarını savaşa, ölüme göndermiş annelerin soru sorması, isyan etmesi ve giderek "Bu savaş mecburi mi? Başka yolu yok mu?" diye sormaya başlaması "PKK'nın işi". Ve gazete "uyarıyor": "Bu tuzağa düşmeyin!"
Dün de yeni manşetle "milli mutabakatı" kuruyor annelerin ağzından:
"Bu tuzağa düşmeyeceğiz!"
Aynı kanlı cümleler, intikam yeminleri ve küfürler... Böylece, savaşın dili iki gün içinde, Türkiye'nin en çok satan gazetesi tarafından yeniden üretiliyor.

Rapor ayın kaçında?
Aslında habere dair sormak istediğim sorular var.
10 Eylül günü yayımlanan haberde bu bilginin iki gün önce kesinleştiği söyleniyor. Yani haber 8 Eylül'de alınıyor. Dolayısıyla bu raporun en iyi ihtimalle 7 Eylül'de hazırlanmış olması gerekiyor. Haberde PKK'nın planından söz ediliyor ve şöyle deniyor: "Vatan sağ olsun demiyorum, diyen anneler desteklenmeli."
Bütün bu hadiselerin başlangıcı olan babanın isyanı ve raporda geçen "isyan cümleleri" 5 Eylül'de gerçekleştiğine göre bu rapor 24 saatte mi hazırlandı?
Bir habercilik ekolü olan Hürriyet herhalde bu konularda hata yapmaz, deyip, esas meseleye geçmek isterim.

Soran anneler
Cuma günü bir yazı yazdım. Şehit annesi Hatice Gürbüzer'le yaptığım konuşmada anne şöyle diyordu:
"Ben nasıl gurur duyayım? Çocuğumun yaşama hakkını elinden almışlar, neden gurur duyayım?"
Yazıdan sonra onlarca şehit ve asker yakınından mektuplar geldi. Hepsinin birleştiği yer şuydu:
"Acımız, korkumuz büyük ve ne soru sormamıza ne de isyan etmemize izin var."
Yazının sonunda "Bu anneler Türkiye'de neyi titretebilir?" diye sormuştum.
Neyi titrettikleri ortaya çıktı derhal:
Savaşı ve savaşın dilini!
Soru soran anneler "vatan haini olmakla" alttan alta tehdit edilmeye başladı. PKK'nın tuzağına düşmüş olmakla itham ediliyorlar. Çocuklarını vermiş annelere "Neden?" demek bile çok görülüyor.

Başbakan'a sövmek
Hepimiz, malum "yan gelip yatma" meselesinden dolayı Başbakan'a çıkıştık. Ben de yazdım. Ama sonra baktım ki hiç yan yana durmak istemeyeceğim siyasetlerden insanlar da savaş edebiyatı üzerinden aynı şeyi yapıyor. Herkes kızıyor. Çünkü bu kolay olandı. Başbakan'a kızmak, onun üzerinden öfkeleri dile getirmek kolaydı. Şimdi işin zor kısmı geliyor. İstihbarat raporları, MİT, devlet, savaş, ordu... Kendilerine soru soramadığımız bunlar. Sorularımızın önü ise daha baştan kesiliyor: "Sakın tuzağa düşmeyin!"
Evet, tuzağa düşmeyelim bence de. Savaşın, savaşın dilinin tuzağına düşmeyelim. Çünkü barışın dilini tesis etmek, acılarımızı ortaklaştıracak yeni bir dil bulmaya çalışmak ne kadar zorsa savaşın dilini yeniden üretmek bir o kadar kolay. Acılı ve öfkeli insanları intikam tarlalarına itmek çok kolay.
Zor olan, sorumluluk hissetmek. Bu toprağın bütün çocuklarından aynı şekilde sorumlu olduğumuzu hissetmek, acılarını tepemizde hissetmek. Zor olan bu. Asıl tuzak bu. Cümle kurarken, manşetler atarken düşünmemiz gereken tek bir şey var:
Bu ülkeyi nasıl yeniden hepimizin kılabiliriz?
Biz nasıl yeniden birbirimize ait olabiliriz?
Biz bu savaşı nasıl durdurabiliriz?
Savaşın tuzağına nasıl düşmeyiz?

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Amerika doğru yolda mı?
11 EYLÜL terörünün üzerinden beş yıl geçti. B...
Çetin ALTAN
Köyceğiz'de patlayan havai fişekler
Gündüzlerin uzunluğu ile gecelerinkinin denkl...
Melih AŞIK
Zafer ve yenilgi
"Zafer zafer değildir, yenilen düşman yenilgi...
Fikret BİLA
Erdoğan ve Bahçeli beraber yürüyebilir miydi?
Söğüt Ertuğrul Gazi'yi Anma Şölenleri "ulusal...
Hasan CEMAL
Terörle savaş ama...
Teröre karşı savaş! Evet ama nasıl?.. Amerika...
Güneri CIVAOĞLU
Kurslar... Fidelik
Dün bir büyükelçi arkadaşımla yemekteydim. "B...
Hurşit GÜNEŞ
Türkiye için melez büyüme stratejisi gerekiyor
Önceki gün açıklanan büyüme rakamlarının ardı...
Nail GÜRELİ
Hukuka karşı neyin gücü?
Devlete, yani devletin yaptırım gücünü temsil...
Sami KOHEN
KKTC'de kriz zamanı değil...
DEMOKRASİLERDE koalisyon hükümetlerinin, orta...
Hasan PULUR
Meğer neler oluyormuş!!!
ÇOK sevimsiz bir laf vardır; "Paran kadar kon...
Meral TAMER
ABD'nin yeni gözde sektörü: Korku ticareti
Brian Lehman, Amerikalı bir çiftçi. Indiana'n...
Ece TEMELKURAN
Biz de tuzağa düşmeyeceğiz!
Hürriyet gazetesi iki gündür "tuzaklı" bir ya...
Osman ULAGAY
'Onlar'da bu iştah oldukça, hızlı büyüme devam eder
Türkiye ekonomisi bu yılın ikinci çeyreğinde ...
Güngör URAS
Nedeni ne olursa olsun yüzde 7.5 büyüme iyidir
Ekonominin 2006 yılının ilk yarısında yüzde 7...
M. Ali BİRAND
PKK koordinatörleri ne işe yarayacaklar?
Bugün Ankara'da önemli bir buluşma var.

© 2006 Milliyet