|
İran "bölgesel güç" olma çabasında
"IRAK halkının oylarıyla kurulan Irak hükümetini ve birleşik, bağımsız bir Irak'ı destekliyor ve bunu bütün bölgenin yararına olacağına inanıyoruz"...
Bunu söyleyen kim? İlk bakışta inanılması zor, ama İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad...
İran lideri, Tahran'a davet ettiği Irak Başbakanı Nuri Maliki'yi karşılarken yanaklarından üç kez öpüyor, ona ve hükümetine tam destek sözü veriyor ve "Irak'ın güvenliği, İran'ın da güvenliğidir" diyor...
İki lider, görüşmelerin ardından siyasi, ekonomik ve güvenlik işbirliği konularında bir anlaşma da imzalıyor.
İki ülke ilişkilerinde nereden nereye gelindi?
1980'de Saddam İran'a saldırmış, iki ülke 8 yıllık kanlı bir savaş dönemi yaşamıştı. 2003'te ABD'nin Irak'ı işgali, İran'ın düşman Saddam'ın devrilmesine yol açmışsa da, bu kez Tahran kendisini Amerika'nın adeta "sınırdaşı" olarak bulmuştur.
Bağdat'ta bugün işbaşında bulunan Maliki hükümetini bazıları bir "Amerikan kuklası" olarak görse de, Ahmedinecad bu yönetimin "halkın oylarıyla" oluştuğunu vurgulamayı ve ona her türlü desteği vermeyi tercih ediyor...
Tahran'ın avantajı
İran diplomasisi bu vesileyle pragmatik yaklaşımını göstermiştir.
Irak Başbakanı'na kırmızı halı seren Tahran'ın amacı, karmaşaya sürüklenen komşusuna yardımcı olmak ve bu durumu kendi lehine çevirmektir.
İran'ın "birleşik ve bağımsız bir Irak" istediği açık. Ancak bu ülkedeki şartlar, Tahran'a nüfuzunu artırmak, rolünü pekiştirmek fırsatını da veriyor.
Irak'ta bugün Şiiler hâkim durumdadır ve bu, Ahmedinecad yönetiminin işine yaramaktadır. ABD'nin Irak'ta içine düştüğü çaresiz durum da, İranlıların elini güçlendiriyor.
İran giderek Irak üzerinde, gerek ideolojik (din yoluyla) gerekse siyasal nüfuzunu artırmak yolundadır. Bu bakımdan İran'ın Türkiye'den daha avantajlı durumda olduğunu da belirtmek lazım.
Türkiye de Irak'ın bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü, güvenliğini ve istikrarını istiyor. Ankara bu amaçla öteden beri İran'dan daha fazla çaba da harcıyor. Ancak Türkiye'nin karşılaştığı önemli bir sorun var: Kuzey Irak'taki Kürt oluşumu ve PKK varlığı...
İran için Güney Irak'ta "Şii gücü"nün ortaya çıkması bir avantaj. Ankara için Kuzey Irak'taki durum, bir dezavantaj. (Basit bir örnek: Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin Kürt kökenli olması dahi, onun Irak Devlet Başkanı olarak Türkiye'ye davet edilmesine engel oluyor)...
Stratejik amaçlar
Aslında Irak, halen İran'ın Ortadoğu stratejisinin sadece bir unsuru. Daha açık bir deyişle, Ahmedinecad rejimi, geniş Ortadoğu ve Körfez coğrafyasında, kendi rolünü ve nüfuzunu artırmayı amaçlıyor ve bu yönde adım adım ilerliyor.
İran uzmanı yazar Ray Takeyh, "Financial Times" gazetesindeki bir makalesinde, İran'ın "Ortadoğu'da bir süper güç" olma çabalarını anlatıyor ve son dönemde bölgedeki gelişmelerin (Irak'taki karışıklıklardan, Filistin'de, Ürdün'de, Lübnan'da radikal İslamcıların siyasi başarılarına ve Hizbullah'ın İsrail'e karşı son askeri performansına kadar) Tahran rejiminin "bölgedeki hegemonyasını pekiştirme" amacına hizmet ettiğini belirtiyor...
Yazara göre, Ahmedinecad'ın nükleer program üzerindeki ısrarını da bu bölgesel güç olma hevesine bağlamak lazım. Çünkü nükleer yetenek İran'ın bölgede etkinliğini artıracaktır. Bu, aynı zamanda Tahran yönetimine, dış baskılara karşı daha dik durma cesaretini verecektir... Nitekim nükleer kriz konusundaki tavrı da bunu gösteriyor.
skohen@milliyet.com.tr
|
|