|
Sanki herkes kör, âlem sersem!
BU işte bir iş var!
"Bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü? derler ya!
Amerikan Elçisi şehit ailelerini ziyaret ediyor, PKK ile mücadele için el ele olmalıyız, diyor ve şehit ailelerine 10 bin dolar burs bağışı yapıyor. Adana Konsolosu da şehit ailelerine ve gazilere ne kadar düşkün olduklarını, onları ne kadar sevdiklerini gösteriyor. İngiltere'nin Avrupa işlerinden sorumlu bakanı, PKK'ya karşı, Avrupa, Türkiye ile işbirliği yapmalıdır, diyor...
***
DAHA "Bunlar neyin nesi?" demeden, bir bakıyorsunuz, Demokratik Toplum Partisi Genel Başkanı Ahmet Türk, yanına Avrupalıların pek itibar ettiği, Diyarbakır'ın Belediye Başkanı Osman Baydemir'i alıyor, "PKK'ya ateşkes!" çağrısı yapıyor. Hani argoda bir deyim vardır, "Hayrola, başına saksı mı düştü?" derler, ona benzer bir soruyu, "Bir yerden işaret mi aldınız?" sorusunu, Baydemir, "Hayır, tabanımızda böyle bir beklenti var!" diye cevaplıyor. İngiltere Başbakanı Türkiye'nin AB'ye alınması için tavır koyuyor, bizim "aydınlar" bu defa dengeden vazgeçip doğrudan PKK'yı muhatap alıyorlar:
"Silahları bırak!"
Sanki bütün bunlara cevap veriliyor, Diyarbakır'da parkta bomba patlıyor, 10 kişi ölüyor, içinde çocuklar da var.
***
EVET, bir şeyler oluyor.
Hem PKK'yı Kandil Dağı'nda koru, kolla, her çeşit yardımı yap, sonra da sınırın bu tarafına bizim yana geç, "Hadi el ele verelim, PKK ile mücadele edelim!" de...
Şairin dediği gibi:
"Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?"
Sandığın gibi olmayanlar da var..
***
1997'de PKK saldırısında sakat kalan ve tekerlekli sandalye mahkûmu olan gazi Murat Caner bunlardan biri...
Ne kör, ne sersem!
Amerikan Konsolosu'na soruyor:
"Şu anda sizi ayakta karşılamamı ister miydiniz?"
Amerikalı ummadığı soruyla karşılaşıyor:
"Elbette!"
Gazi, öyle bir cevap veriyor ki "Koydum mu, oturturum!" cinsinden:
"Eğer, siz bize destek olup terörle mücadelede işbirliği yapsaydınız, ben de sizi böyle oturarak değil, ayakta karşılayacaktım."
***
AÇIK istihbarat diye bir terim var.
Olayların birbirleriyle bağlantısını, telefon dinleyerek, dinleme aleti yerleştirerek, casus sokarak değil, herkesin gözü önünde olan bitenleri bir zincirin halkaları gibi birbirlerine ekleyerek değerlendiriyorlar.
Bu da öyle!
***
SİZ ne derseniz deyin, bu işte bir iş var!
Bunlar durup dururken olmaz....
Yoksa, yoksa, yoksa?..
Kıbrıs'ta bir şeyler mi olacak?
Baksanıza, hükümetleri de gitti...
"Ver Kıbrıs'ı, al PKK'yı!" oyununa mı geliyoruz?
Denktaş çırpınıp duruyor ama, kim dinler?
"Yes, be anem!" diyenlerin umurunda mı?
Eğer bu oyuna da gelirsek...
Ne mi olur?
Kıbrıs zaten gitti gider de, PKK başımıza kalır.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|