|
 |
|
|
Tamam tamam, siz işinize bakın
Tam sekiz ay geçti üzerinden.
Devlet bakanı Mehmet Ali Şahin'in Ocak ayındaki Futbol Federasyonu genel kurulu öncesi, Haluk Ulusoy hakkında Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na yaptığı suç duyurusundan söz ediyorum.
Bu satırların yazıldığı dakikaya dek açılmış bir dava yoktu.
Dolayısıyla Ulusoy ve o dönemki yönetimiyle ilgili bir yargı süreci başlamamıştı.
Hukukçu değilim, ancak sekiz aydır bakanın başvurusu hakkında işlem yapılmamışsa aklıma iki şey geliyor.
Ya ortada dava açılmasını gerektirecek bir suç yok, ya da çok kapsamlı bir araştırma söz konusu ve bu dosya ortalığı karıştıracak boyutta!
İki ayı aşkın bir süre geride kaldı...
Fenerbahçe kulübü geçen sezonun son altı haftasının incelenmesini istemişti.
Malatyaspor ligden şaibeli bir şekilde düştüğünü ileri sürmüş ve soruşturma talep etmiş, Samsunspor başkanı Adnan Ölmez ise federasyonu yerinden sallayacak iddialarla ortalığı karıştırmıştı.
Bu söylemler tam da İtalya'daki şike skandalına denk gelmişti.
Eee yetkisi olan konuşacaktı!
Federasyon İtalya'ya heyet gönderecek, şike skandalı nasıl ortaya çıkarılmış yerinde incelenecek, gerekirse spor mahkemeleri kurulacaktı!
Bakan Şahin, gerekli yasal düzenlemeler için derhal harekete geçecek, TBMM tatilden çıkmadan hazırlıklar tamamlanacak, futbolu kirletenlerle kararlı bir mücadele sergilenecekti!
Tahkik Kurulu iddiaları soruşturup derhal karara bağlayacak;
Federasyon başkanı Ulusoy "hepinizi temin ederim ki" deyip suçlu kim olursa olsun gözünün yaşına bakmayacak, mağdur olana hakkı iade edilecekti!
Yıllardır izlediğimiz bu senaryoya biz inanmamıştık.
Ama vaadlere kanıp umutlananlar vardı etrafımızda.
Bakıyoruz, bir arpa boyu yol alınmamış.
Kimse hakkında işlem yapılmamış.
Yasal süreç başlamamış, şikayet edenler susmuş, hepsi işlerini yoluna koymanın hesabına düşmüş...
Belki ki "Bu işi beceremeyecek, pisliği temizleyemeyeceksiniz"
Öyle ya...
Oturduğu yerden federasyon yönetmeye kalkanlar, otopark bekçiliğine soyunanlar ve eşe dosta iş ayarlamaktan futbolun sorunlarına bihaber kalanlarla bundan fazlası yapılabilir mi?
Tükürdüğünü yalamak
Avrupa ırkçılığın kökünü kazır mı bilemem ama, bizim küfür belasından kurtulmamız hiç de kolay olmayacak.
Ligin ilk beş haftasında yaşananlara bakılırsa, ağır yaptırımların göz korkutmadığı ortada.
Üstelik gidişat o kadar berbat ki, "ya küfür ya futbol" diye keskin bir çizgi koyan Futbol Federasyonu bir süre sonra ya kelle koparacak, ya tükürdüğünü yalamak zorunda kalacak.
Futbolu yönetenler ilkini yaparsa tarihe geçer.
Eyyam yapmadan talimatları uygularsa çok can yanar.
Yok, gücü yettiğinden puan tenzil eder, dört büyük kulübe farklı tarife uygularsa bu kez "korkak" unvanıyla anılır.
Şu ana dek Galatasaray, Beşiktaş, Sakaryaspor ve Konyaspor kulüpleri taraftarlarının çirkin ve kötü tezahüratı nedeniyle ilk darbeyi yediler.
250'şer bin YTL küçümsenecek bir ceza değil.
Tekrarında rakam ikiye katlanacak.
Üçüncüsünde dananın kuyruğu kopacak.
"Yapar mı, yapamaz mı?" sorusunun yanıtını çok değil, ligin ilk yarısı bitimine dek alırız.
Bu aynı zamanda "federasyon kalır mı gider mi?" diye papatya falı açanların da merakını giderecek bir yanıt olur.
Kayseri ve diğerleri
Hollanda lig liderine deplasmanda kafa tutmak, üstelik iki gol atarak tur için avantaj sağlamak her babayiğidin harcı değil. Kayserispor'un AZ Alkmaar karşısında sergilediği futbol UEFA'daki diğer temsilcilerimizi gölgede bıraktı. Eminim sarı-kırmızılı ekibe şans tanımayan pekçokları gibi rakibi de şaşırttı bu sonuç. Rövanşın ne kadar güç koşullarda geçeceğini bilmeme karşın Kayserispor'u UEFA'daki dört temsilcimiz arasında en şanslısı olarak görüyorum. Çünkü bu ekipte diğerlerinden farklı olarak inanç, arkadaşlık ve teknik heyete duyulan güven var. Bunlar da onu gruplara taşımaya yeter.
Trabzonspor'un işi kolay değil. Geçen sezonun aksine La Liga'ya sıkıntılı bir başlangıç yapan Osasuna'nun ilk maçta aldığı skor, tur için büyük avantaj. Bordo-mavili ekibin rakip sahada ve ateşli İspanyol seyircisi önünde umudunu sevince çevirmesi olağanüstü bir performans ve direnç gerektirecek. Üstelik rakip Trabzon'daki fantazilerinden uzak duracak ve daha disiplinli olacak.
80 milyon Euroluk yıldızlar topluluğu Fenerbahçe'yi, 12 takımlı Danimarka liginde sekizinci sırada yer alan 2.5 milyon Euro'luk Randers karşısında beğenen varsa beri gelsin. Taraftarına kurdeşen döktüren sarı-lacivertli ekip turu geçse bile, daha ciddi rakiplerle nasıl başedeceğine dair soru işaretlerini giderirken zorlanacak.
Beşiktaş takımı ve Tigana'da enteresan bir ikili. Fransız teknik adamın kadro arayışlarının süper ligde telafisi var ama, Avrupa'da işler farklı. Her futbolcunun her an oynayabilecek hazırlıkta olması Tigana'nın görevi. CSKA Sofya'nın direncini son on dakikada kırabilen siyah-beyazlı ekibin elde ettiği skor, işini kolaylaştırmış gösteriyor. Fakat deplasmanda gol şart. İnönü'deki performansı Sofya'da yeterli olmayabilir.
Hiç yakışmıyor
THY'de yaşanan rötar rezaletlerinin sonuncusunu Melih ağabey (Aşık) dünkü köşesinde dile getirmişti. Çektirilen eziyete uydurulan gerekçeler artık kimseyi tatmin etmiyor.
Çünkü THY giderek inandırıcılıktan uzaklaşıyor.
Hizmet kalitesi düşüyor.
Siyaseten yapılan personel alımları bunun tuzu-biberi oluyor.
Cuma sabahı Trabzonspor- Osasuna maçından dönmek için 537 sayılı Ankara uçağına biniyoruz.
Kalkıştan hemen sonra ikram için dağıtılan kutuyu açıyoruz. Kolonyalı mendil yok, hostesten rica ediyoruz.
Eksiklik önemli değil. Kabin görevlisi masum ama aldığınız yanıt THY'nin hizmet anlayışının göstergesi;
"İkram kutusuna koymak üzere Trabzon'a kolonyalı mendil ve su gönderilmemiş. Galiba ihalede sorun varmış..."
Yazık ki yüzüncü uçağı filoya dahil etmekle "İyi ve prestijli havayolu şirketi" olunmuyor.
İstediğiniz kadar en yeni ve modern uçakları satın alın.
Saatler süren rötarlar, yolcuyu önemsemeyen bir anlayış ve bu yönetim tarzı sürdükçe, ulusal havayolu irtifa kaybetmeye devam edecek.
cersen@milliyet.com.tr
|
|
|

|