Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Eylül 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Oy oy oy... Bu nasıl bir röportaj!'

87.7 FREKANSINDAN YAYIN YAPAN ROKET FM, TÜRK HALKINI FEZAYA ÇIKARIR MI; ONU BİLEMEM. ANCAK ÇÖPDEMİR'İN MUHABBETİYLE İNSANLARI EN AZ 20 BİN FERSAH KEYİFLENDİRMESİ GARANTİ

FOTOĞRAFLAR: HÜSEYİN ÖZDEMİR

Roket FM
Bir kiralık katilin kurbanına sempati duyup öldürmekten vazgeçmesi, bir şef aşçının 5 dakika içinde sunması gereken yemeğe bayılıp iştahla yemesi ne kadar doğrudur? Tartışılır... Peki ya bir radyo hakkında sorular sormaya çalıştığınız radyonun yöneticisiyle radyoyu 1, radyo dışındaki her şeyi 10 ölçek konuşmanız nasıl bir şeydir?
Ben böyle yaptım, hayıflandım ama sonra 'ayıldım'. Söz konusu dergicilikten radyoculuğa, TV programcılığından yazarlığa her konuya bulaşmış olan 'söz erbabı' Kadir Çöpdemir'in kurucusu olduğu bir radyo olunca farklı bir şey olması garip olurdu... Sen normalde cevabı bir kibrit kutusunun üzerini doldurmayacak sorular soruyorsun, Çöpdemir bir yanıt veriyor ki, bir gayya kuyusunun içine dalıyorsun. Çöpdemir muhabbette usta bir tenis oyuncusu gibi; hiçbir topunuzu karşılıksız bırakmıyor, 'backhand'ler 'forehand'ler, voleler, smaçlar birbirini izliyor, teknikteki ustalık ve derinlik sizi şaşırtıyor. Yenilseniz bile bir dahaki maçın peşine düşüyorsunuz.
Bize de böyle oldu... Koşturmayla geçen bir işgünü sonrasında bizimle, size terbiyeli tarafından "Bu saatte röportaj da nereden çıktı? Evime gitsem de neşelensem" şeklinde tercüme edebileceğim söylenmeleri eşliğinde buluştuğumuz Kadir Çöpdemir'le öyle keyifli bir sohbet yaptık ki, tost ve su böreği yiyerek 2.5 saat konuştuk...
Deep Purple'dan Orhan Gencebay'a, Türkiye'nin ilk punk grubundan Serdar Ortaç'a, St. Petersburg'dan Paris'e, Stalin'den Kemalizm'e, Çöpdemir'in kurucularından biri olduğu Yeni Demokrasi Hareketi'nden Osmanlı'nın Viyana kapılarına dayanmasına, Rus mantısından kebaba, bir Güney Kore filmi olan 'Old Boy'dan Trevanian'ın 'İnfazcı' adlı kitabına, Gorky Park'taki tablolardan Flaman ressam Van Dyck'a, yalnızlıktan baba sevgisine onlarca konuda daldan dala konduk. Böyle olunca da muhabbet âlâ, röportaj kısa oldu; bu nedenle 5 ay kadar önce yayına başlayan, Kadir Çöpdemir'in kurucusu ve programcısı (hafta içi 18.00-20.00) olduğu Roket FM hakkındaki konsantre röportajı 'su kata kata' bardaklara koymanızı, yudum yudum içmenizi diliyorum!

Kadir Çöpdemir efsanesinin başlangıç durağı olan radyoculuk nasıl başladı?
Ben Türkiye'nin Türkçe müzik yapan ilk özel radyosunda, ilk anonsu yapan radyocuyum şekerim. Kent FM ile Metro FM açılmışlardı ama yabancı müzik yayımlıyorlardı. 1992'de ben gazeteciydim. Lafbaz hallerimi göz önünde tutarak bana maaşımın iki katını verdiler; "Gel yap bu işi" dediler. Ben de çok kısa sürede popüler bir adam oldum. Bir dil hususiyetim, farklı bir bakışım olduğu için de sevildim.

"Canlarım", "Obarak", "Oy oy oy" gibi sözleriniz bir yana, sizin farklı ve eğlenceli bir dil derinliğiniz var değil mi?
Her insanın bir dili, hayata bir bakışı, sorgulayışı olmalı. Ben küçükken okudum ki "hepimizin farklı bir kromozom yapısı, farklı bir dizilişi var." Benim Rönesansım o zaman başladı. "A süper, ben herkes gibi bakmayabilirim olaylara" dedim. İşte o günden beri benim dilimde ağır abi sözler var, argo var, İngilizce bilebildiğim şeyler var, çok şey var. Tıpkı Türkiye'nin kültürel mozaiği gibi. Cemal Süreyya "Argo dilin gizli örgütüdür, tatlı heyecanıdır" der. Benim babam çok tatlı, çok yerinde, orijinal küfürler yapardı. Bunu bana da öğretti.

Televizyon icat olunca radyoda şekil bulan imajınız bozuldu mu?
Gerçekçi olalım; ben aynaya baktığımda karşımda ay parçası gibi bir adam görmüyorum, çirkinim! Şimdi Hintlilerden arakladılar ve moda oldu ya bu "Farkındalık" kavramı... Ben farkındalığa çok küçük yaşlarda "uyandım". Saçma sapan "Ben aslında şuradayım" demedim. Radyoda çok popüler olduğum dönemde, ara ara, aynaya bakıp bakıp dertleniyordum! Hıfzettim ve kendimi sakladım. Sonra bir gün zorla, çalıştığım kurumun televizyonuna çıkarıldım! "Aaa bu muymuş?" dediler. İnsanların hayal tarlasında güzel bir fidan olan, sevgili olan ben, ailenin bir ferdi oluverdim, "Abi" oldum. Ama bunu daha çok sevdim. Erkek idolü olamayacağım belliydi zaten!

Ancak hayal kırıklıklarına rağmen çok bir şey değişmedi değil mi?
Abi olunca, sohbet iyi olunca, müzikten de çakınca oldu. İşi iyi kıvırdık, ilklerden biri olmanın üzerine bir şeyler de ekledik. Kurban Bayramı'nda canlı dana veren başka bir radyocu var mıdır?

Pek çok radyoda çalıştınız değil mi?
Süper FM'de 4-5 yıl çalıştım, Radyo Klas'ın yayın yönetmenliğini, programcılığını yaptım, 1.5 yıl işsiz kaldıktan sonra Radyo D'de çalıştım ve NTV'ye geçtim. NTV, bir Türkçe sözlü müzik radyosu olması gerektiğine karar verdi. Veys FM'i satın aldık ve Roket FM yaptık.

Veys FM satıldıktan sonra "Türk Sanat Müziği'nin son kalesi de yıkıldı" gibi haberler çıktı, buna ne tepki verdiniz?
Kim yıkmış! Bu ticari bir iş. Sanıldığı gibi radyolar sadece ahaliye bir misyon aşılamak için kurulmuş kurumlar değil. NTV grubunun "Ben faydalı da olayım" zihniyeti var ama burası da bir ticari kuruluş, burada da 700 kişi çalışıyor. Veys FM diye bir radyo varmış ama onu stilize edememişler. Marka değeri oluşturamayıp tüketiciyle buluşturamazsan iş olmaz. Bunu satışa çıkarırsanız da biri alır adını da, ister roket koyar, ister füze, ister astronot yapar!

Adı niye 'Roket' oldu?
Bilmem, ben uydurdum. "Roket gibi gitsin" dedim. Arkadaşlar da "Aaa ne güzel söyledin abi" diye pohpohlayıp alkışladılar! Cinlik var gibi isminde, hem de sevimli... Türkler fezada işte kardeşim! Yoksa öyle büyük bir 'space'cılığım (uzay) yok.

Ne tür müzik çalıyorsunuz?
Biz pop ve hit müzik yayımlıyoruz. Bizim 350 şarkımız var, 351 şarkı dönmez burada. Kamuoyunda etki yaratan, her yerde çalan, herkesin sevdiği şarkıları çalıyoruz. Demet Akalın'ın "Affedersin"den iyi şarkısı olabilir, bizi ilgilendirmez. Biz "yıkan" şarkıları çalıyoruz.

"Türk Lokumu" adlı dünya yıldızlarıyla komik ama sahte röportajlardan oluşan kitabın fikri nasıl doğdu?
Ben bir mizahı olan, hayata geviş getirerek, keyifle bakabilen bir insanım ama yazar mazar değilim. Bekârım. Ama evli de olsam, çoluk çocuğum da olsa, onlara kitap değil, Ulus'ta ev bırakmak isterim! Yani bir kitap yazma dürtüsü yoktu bende. KaraKutu'nun patronu Rasih Yılmaz, bir sene beynimin sağ ve sol lobunu yedi! 1-2 gün eve kapandım, bunu yazdım. 20 bin sattı.

Bu neşenizin altında biraz da 'yalnızlık' yatıyor mu?
40 yıl sonunda şunu söyleyebilme hakkına sahipsem eğer, derim ki, "Şu hayatta herkesin bir hayat cümlesi olmalı". Ben de çok sevdiğim bir şarkının sözü olan "Ağlatırsa Mevlam, yine güldürür" cümlesini şiar edinmişimdir. Her şeye muktedir gibi görünebilirsiniz ama bunun da sınırları vardır. Sonuçta ben de insanın kafasına büyük çizikler atabileceği dönemlerden geçtim ama fark ettim ki, her zaman kendime yetebildim.




MAGAZİN
Altın Portakalı kim başucuna koyacak?
'Takva' Toronto'dan ödülle döndü
Reina'nın bu geceki tüm geliri Lübnanlı çocuklara
'Aşırı zayıf' 5 manken daha defileden oldu
Özcan Deniz'in 50 araçlık filosu!
Travesti şovlar, renkli geceler, ucuz alışveriş; İşte BERLİN
'Oy oy oy... Bu nasıl bir röportaj!'







ALİ EYÜBOĞLU


NİLAY ÖRNEK


ŞENAY DÜDEK

© 2006 Milliyet