|
 |
|
|
Hücum edememek
Zico'nun hücuma dayandırdığı oyun felsefesi Fenerbahçe'yi takip edenler tarafından fazla romantik bulunuyor. Zico, "Ben her zaman hücumu düşünürüm. Bizi sürekli kapanırken asla görmeyeceksiniz" gibi açıklamalarla kamuoyunu bu doğrultuda yönlendiriyor. Ancak sahada sahnelenen bunlarla pek örtüşmüyor.
Fenerbahçe temel olarak savunma yapamamaktan çok, hücum edememekten sıkıntı çekiyor. Randers maçında ilk yarı sadece bir kez rakip kaleye gidebilmiş, rakibin kendi kalesine attığı bir golle beraberliği sağlayabilmişti. Dün Sivas'ta bundan daha geri bir hücum performansı vardı. Beş temel eksiği olan bir takım oyun içinde üçüncü kalecisini sahaya sürdü, buna rağmen Fenerbahçe rakip kaleye gidemedi.
Temposuz kadro
Belki de son 10 yılın en temposuz hücum eden sarı - lacivertli kadrosuyla karşı karşıyayız. Fenerbahçe'nin asıl problemi bu. "Ben hücum etmeyi seviyorum, takımım da bunu yapacak" diyen bir teknik direktörün temel işini yapamaması...
Ligin öncesi ve başında bu felsefeyi biraz olsun sahaya sürebiliyorlardı. Bunda da en büyük silahları potansiyelli orta sahalarıydı. Eksik görünen toy bir savunma ve alternatifsiz hücum hattıyla... Ancak yapılan transferler sonrası Fenerbahçe'nin orta sahası da gerileri ve tanınmaz hale geldi. Buradaki temel neden alınan oyuncuların Kezman dışında yüksek tempolu takım ve liglerden gelmemiş olmaları.
Hâlâ toy denebilecek Japonya'dan gelen bir teknik direktör ve temposuz futbolun başkenti Brezilya'dan paket halinde alınan oyuncular Fenerbahçe'yi şu ana kadar olumsuz etkiledi.
Son olarak yenen gole de bakalım. Bir hafta içinde Fenerbahçe'nin kalesinde gördüğü dört gol de, savunma yerleşirken duran ve yan toplardandı. Fenerbahçe'nin savunma problemi de sadece çok fazla adamla saldırmaya çalışmaktan kaynaklanmıyor, demek ki.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|