|
 |
|
|
Etnik milliyetçi terör
DİYARBAKIR'DA Bağlar semtinde 8'i çocuk, on kişiyi öldüren cani bombaya DTP'liler büyük tepki gösterdi. Elbette lanetlenecek bir olaydı. Fakat DTP'liler bu olayı "İkinci Şemdinli hadisesi", yani bir "derin devlet cinayeti" şeklinde görerek ve göstererek kınadılar!
PKK'nın sitelerinde de bu hunhar eylemin "Türk İntikam Tugayı" (?) tarafından üstlenildiğini yazan karanlık bir site adres gösterildi. "Öldürülen bir Türke karşı on Kürt öldürülecek" şeklinde korkunç provokatif bir slogan öne çıkarılarak!
Bir hukukçu olarak, böyle olaylarda delillerin biraz aydınlanmasını beklerim. Bu olayda teknik deliller aydınlandı: PKK'nın kullandığı "bomba düzeneği"nin aynısı!
Ya yakındaki karakola saldırı düzenlemek için götürülürken veya polis aracı geçince infilak ettirmek üzere yerleştirilirken elde patlamış gözüküyor.
Bu kesinleşirse DTP yine kınayacak mı?! Sanmıyorum. DTP sadece "etnik milliyetçi" bir parti değildir; PKK'nın inisiyatifi altındadır; böyle olması sorunu daha da zorlaştırmaktadır.
Kürt milliyetçiliği
Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ sosyolojik perspektife sahip bir asker. PKK için "20. deneme de başarısız olacak" diyor. Yani, cumhuriyet tarihindeki Kürt isyanlarının yirmincisi! Org. Başbuğ, 19 Temmuz 2005 günü gazetecilere verdiği brifingde de PKK'nın ideolojisini "etnik milliyetçilik" diye tarif etmişti.
Gerçekten, böyle bir zemini olduğu içindir ki, PKK çeyrek yüzyıldır sürüyor!
1925'teki Şeyh Sait İsyanı ise "Takrir-i Sükûn" kanunuyla bir yılda bastırılmıştı! O zamanın dünyasında hiçbir sorunla da karşılaşmamıştık! Bugün bırakın "Takrir-i Sükûn"u, bir OHAL ilanı bile Türkiye'yi dünyada ciddi sorunlarla karşılaştırır, PKK'nın ekmeğine yağ, bal sürer! Onun için çağımızda terörle mücadele demokrasi içinde sürecektir; uzun sürecektir! Bu bir...
İkincisi: Bütün geleneksel toplumlarda her etnik ya da dini cemaat, aralarında yoğun ilişkiler olmadan, "yan yana" yaşardı; Osmanlı gibi 1925 Türkiye'sinde de öyleydi. Bugün ise şehirleşme, sanayileşme, piyasa ekonomisi, eğitim gibi modernleşme dinamikleri sayesinde Türkler ve Kürtler çok "iç içe geçmiş" haldedir, Türkçe her zamankinden fazla yaygındır. Ekonomik gelişme bu süreci daha da güçlendiriyor.
Milliyetçilikten demokrasiye
Etnik kimliğe göre sınır çizmek tarihte mümkündü ama tarihte de milliyetçilik yoktu! Din aradaki ilişkileri geliştirmişti üstelik! Modernleşme milliyetçiliği üretti ama modernleşmenin ekonomik ve sosyal dinamikleri Türklerle Kürtleri "iç içe geçmiş" hale getirdi; artık araya sınır çizmek imkânsızdır!
Bunun faturası ne olur; herkes bir düşünsün!
Bu maddi gerçekler karşısında, sağduyunun gerekleri bellidir:
Terörün ve şiddetin herkes tarafından reddedilmesi, hukukun savunulması. Kürt kimlik talebinin arkaik etnik milliyetçilikten uzaklaşıp üniter devlet vatandaşlığı çerçevesinde bireysel ifade özgürlüğünü esas alan bir demokrasi hareketine dönüşmesi... Bunun hem doğal hem çağdaş bir çoğulculuk olduğu bilincinin gelişmesi.
PKK ve DTP ise tam tersine silahlı etnik milliyetçilik yapıyor! İç içe geçmiş toplumların arasına etnik milliyetçilik sokmanın ne vahim sonuçlar doğuracağının örnekleri dünyada gözler önünde dururken!
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|
|

|