
|
|
|
 |
|
|
'Bundan sonra kendi filmimi yöneteceğim'
Altın Portakal Film Festivali'ne konuk olan Hollywood'un Oscarlı yıldızlarından Faye Dunaway, şu anda senaryosunu yazdığı ilk uzun metrajlı filmini yönetmeye hazırlanıyor
ALİN TAŞÇIYAN Antalya
Faye Dunaway hakiki bir sinema delisi. Genç, Avrupalı, Asyalı, Amerikan bağımsız yönetmenleri tanıyor. Hemen yarın film eleştirisi yazmaya başlayabilir. Dunaway, önümüzdeki haftalarda Türkiye'de gösterime girecek olan "Babel", "Fast Food Nation", "The Wind That Shakes the Barley", "Southern Tales"i tavsiye ediyor. Sanki bir Hollywood yıldızıyla değil bir meslektaşımla söyleşi yaptım.
Bu arada ışıktan makyaja her şeye hâkim. Çekime gelen televizyonların ışığını bizzat yaptı!
İlk uzun metrajlı filminizin hazırlıklarını yapıyorsunuz. Bu projeden biraz söz eder misiniz?
Her şey hazır olduğunda açıklama yapacağız ama, biraz anlatayım. "Master Class" Tony ödüllü bir oyun. Hollywood'un Charlie Kaufman misali yetenekli bir ekibiyle çalışıyorum. Ken Russell da katkıda bulunacak. Oyuncu seçme aşamasındayız; Amy Rossum da rol alacak. Seçim tamamlanır tamamlanmaz çekime başlayacağız.
'Hâlâ öğrenciyim'
Türkiye'nin tiyatro divası Yıldız Kenter de bu oyunu sahnelemişti, bizim için çok ilginç oldu...
Tabii, dünyanın her yerinde sevilen bir oyun. İyi bir şey üretmek için neler göze alınması gerektiğini anlatır.
'Artık film yönetmeliyim' dediğiniz noktaya nasıl geldiniz?
Aradığım büyük rolü bulunca. Büyük roller kolay kolay ele geçmez. Kariyerimin başlangıcından beri o yönde ilerliyordum. Her zaman öğrenci oldum, hâlâ öğrenciyim. Nasıl yaptığınızı, nasıl daha iyi hale getirdiğinizi, neyin daha çok işe yarayacağını hep merak ederim. Belki artık yeteri kadar öğrenmişimdir! Yıllarca dersimi çalıştım. Son on yıldır özellikle yönetmenliğe odaklandım. Arada birkaç rol üstlendim ama öylesine. Artık kameranın arkasında yer almak istiyorum. Sinemadan çok şey öğrendim, ben de dünyaya birazını olsun geri vermek isterim.
Birçok önemli yönetmenle çalıştınız. Eğer öyle biri varsa aralarından hangisi size yönetmenlik yapmak için örnek oluşturdu?
Hepsi birden! Yaptığım her filmi gözümü dört açıp izledim. Yönetmeni, görüntü yönetmenini soru yağmuruna tuttum. Genç yaşımdan beri benim tutkum oldu bu. Norman Jewison'ın "Thomas Crown Affair" de çıkardığı işi çok beğendim. Elia Kazan oyunculuk hakkında çok bilgi veren müthiş bir yönetmendir. Wong Kar-Wai'ye bayılıyorum. David Fincher ile çalışmayı isterdim. Michael Haneke'yi çok beğeniyorum.
'Sinemaseverim, sinemacıyım'
Çok değişik bir beğeni yelpazeniz var, eleştirmen gibisiniz.
Başka sevdiklerim de var. Şu aralar gözdem Inarritu. Çok iyi bir yönetmen "Paramparça Aşklar, Köpekler" tam benim yapmak isteyeceğim film. "Babel"de harika.
Hakiki bir sinemasever olduğunuz belli, çok mu film izlersiniz?
Sinemaseverim, sinemacıyım... Başka kimi severim? Ah, 'Tanrıkent'! Fernando Meirelles filmdeki oyuncuları bir yıl boyunca eğitmiş... Bir de Coen Biraderler. Biraz Tarantino'nun filmlerini izlemeye çalışıyorum. Bu yeni çok öykülü kesişen yollar modeli onda da var. Ama Inarritu daha ileriye götürdü. Tarantino, Inarritu'nun sözünü ettiği aşktan ve insanlararası bağlardan söz etmiyor. Onda şiddet var. Ken Loach sıradan insanların duyarlığını yansıtan bir auteur sinemacı. Tabii, usta Scorcese. Richard Kelly çok ilgimi çekiyor. "Donnie Darko" kült bir film oldu, üzerinde fazla konuşulmadı. Cannes'da gösterilen "Southern Tales" de çok ilginçti, ama çok uzundu, zaten yarım saat kısaltıyormuş. Richard Linklater'ın "Fast Food Nation"ı da çok beğendim. Clooney'in filmini de sevdim.
"İyi Geceler, İyi Şanslar"ı mı?
Evet, çok cüretkâr bir yapım. Dünyayı nasıl daha iyi bir yer haline getireceğimiz kendi dramlarımızı doğru sahnelememizle ilintilidir. Öncelikle izleyiciye bir öykü anlatmak gerekir. Sanat, hayatın önünde gider. Bu yüzden zarfı üslup ve teknik yönünden zengin mazrufla itmek gerek.
5'inci Yıldız Savaşları'nın Atatürk hayranı yönetmen
2. Avrasya Film Festivali açılış töreninde Onur Ödülü alan "Yıldız Savaşları Bölüm 5: İmparatorun Dönüşü", "Laura Mars'ın Gözleri" gibi filmlerin yönetmeni Irvin Kershner, Atatürk'ü övdü. Türkiye'ye ilk kez 1952'de gelen Kershner, aynı Türkiye'yi bulmayı beklediğini ama değişimden çok etkilendiğini söyledi. Vizyon sahibi bir lider olarak Atatürk'e hayranlığını dile getiren Kershner, sahneden inerken "Kadınlar bile daha güzel" dedi.
|
|
|




|
|