|
 |
|
|
Yanal Fener'e mi?
Fenerbahçe'nin elindeki orta saha hattı Türkiye'nin yakın tarihindeki en parlak gruplardan biridir. Selçuk, Kemal ve Serkan'dan başlamalı. Bu üçlü iki önceki parlak ümit milli takımı taşıyan güçtü. Önlerinde solda Tuncay'la birlikte. Bu oyuncular müzmin sakat Kemal dışında hâlâ milli takım aday kadrosunda. Lig tarihinin en efektif oyun kurucusu Alex, çeşitli kullanım alanları olan, forvetten sol beke kadar oynamış Tümer'e sahip Sarı -Lacivertliler. Milli takımın ilk yabancısı Marco ve başına sıfat koymaya gerek olmayan Appiah ikilisi bu yerkürede çok zorlasan 10 takıma zayıf gelir. Uğur Boral'ı, Gençler'de Avrupa seviyesinde bu bölgeyi dolduran ve milli takım oyuncusu olan Deniz'i, Terim'in UEFA kazanan takımda genç yetenek olarak tuttuğu Mehmet Yozgatlı'yı, Olcan'ı saymıyorum bile.
Yıldırım'ın günahı değil!
Fenerbahçe'nin transferlerini, oyun anlayışını, felsefesini belirleyecek temel taş da bu güçlü silah olmalıydı. Fenerbahçe belli bir oyun zihniyeti çevresinde bu hattan daha fazla katkı alacak rötuşlar yapmalıydı. Ama maalesef Fenerbahçe, konu futbolsa bir ortak zihniyet, bir temel felsefe oluşturamadığı için sezon öncesinden bugüne geriledi. Zaten tarih boyunca çekilen sıkıntılar da hep ve sadece bundandır. Bu Aziz Yıldırım'ın günahı değil kuşkusuz. Bu ondan önce de belki 100 yıldır böyleydi. Ancak Aziz Yıldırım bunu yapamadığı için Fenerbahçe'nin en unutulmaz, en büyük başkanı olarak anılmayacak bu da gerçek. Bu futbol devi tarihi boyunca yapamadığı gibi Yıldırım döneminde de bir felsefe, bir futbol ideolojisi, bir oyun kimliği ortaya koyabilmiş değil. Kısaca bakalım :
-Löw fazla stajyer bulunduğu için gitmiş, bir futbol kurduna ihtiyaç olduğu düşünüldüğü için Rıdvan Dilmen takımın başına geçirilmişti.
- O fazla disiplinsiz olduğu ve takım iyi çalışmadığı için en disiplinlisi Zeman getirildi.
- O fazla sert bulunduğu için Denizli geldi.
- O takımı iyi çalıştırmadığı için bir antrenör Lorant geldi bu kez.
- O sadece kondisyon yüklediği yıldızlardan yararlanamadığı için Oğuz Çetin takımı devraldı.
- O takıma söz geçiremediği için bir çalıştırıcı Daum geldi.
- O yıldızlardan yararlanamadığı için Zico geldi.
- Şimdi o takımı takım yapamadığı için takımı yapacak adam aranıyor. Herkesin aklındaki isim de bu işi şu anda en iyi yapan Türk. Denizli, Ankaragücü ve Gençler'i tarihinin en iyi derecelerine ulaştırmış, Vestel Manisa'yı heyecan verici bir takım yapan Ersun Yanal.
Hata olur
Ersun Yanal sadece bir antrenör, bir teknik direktör değildir. Bir taktisyen, bir teknisyen değildir. Ersun Yanal bir futbol teorisyeni, bir futbol devrimcisidir. Yanal İtalyan olsa, Yanal İspanyol olsa, Yanal misal Portekizli olsa onun adını sadece o ülkede yaşayanlar bilmezdi.
Ama Yanal da Fenerbahçe'yi tarihsel temel sıkıntısından kurtaramaz. Hele de sezon sürerken. Çünkü Fenerbahçe Daum'un yerine tam zıddı Zico'yu, onun yerine 180 derece tersi Yanal'ı düşünebiliyor. Çünkü Fenerbahçe'nin futbol aklı hâlâ bir o yana bir yana sürükleniyor.
Naçizane futbol yazarı ve Yanal'ın sürekli takipçisi olarak milli takıma giderken yapmadığım uyarıyı bugün yapmakta fayda görüyorum. Bir ara dönemde Fenerbahçe kazanına girmek Türk futbolunun kaderini değiştirebilecek bir teknik direktör için yapılabilecek en büyük hata olur. Fenerbahçe bir şey kaybetmez ama Yanal ve Türk futbolu, 2. bir Hakan Şükür - Yanal polemiğini kaldıramaz.
Yorumcu ne demek?
Maç oynanırken spikerin yanında oyunu yorumlayan adama yorumcu denebilir. Ya da spiker olmaz 2 ya da daha fazla uzman, oyunla oyuncularla geçmişle gelecekle ilgili bilgileri tartışır ufuk açar. Belli noktalara insanların yoğunlaşmasını sağlar vs.Bu adamlar yorumcu ya da anlatıcıdır. Ben bu işi hayatımda 1 kere yaptım. Portekiz'de Avrupa Şampiyonası'nda bir maçta. Bunun dışında yaptığım futbol yazarlığı. Ama insanlar ısrarla yorumcu demekteler. Ben, biz gazeteciyiz. Futbol yazıları yazıyoruz. Çoğunluğumuz için söylenen spor yazarı deyimi de yanlıştır. Çünkü biz, çoğumuz sadece futbolla, hatta 3 büyüklerle hatta sadece 1 büyükle ilgiliyiz.
Ben ve benim gibiler ise futbol yazan gazetecileriz. Yorumcu olan Rod Stewart'la Erol Evgin.
Ankara'da neler oluyor?
Ankaralılar (gençler taraftarı) bugün ulusal ligler kurulduğundan bu yana evlerinde aldıkları en farklı yenilgiyi tartışmıyor. Öfkeleri iki saçma sapan kırmızı kart da değil. Takımdaki moral yıkım, teknik heyetin yaşadığı sıkıntılar da değil Ankara'nın tek sivil kurumunun gönüldaşlarını hayalkırıklığına iten. 4 yıl önce UEFA Kupası'nı müzesine götürebilecek bir performans tutturmuşken bugünkü oyunun tanınmazlığı da değil az ama öz taraftarı üzen.
Ankaralılar bugün Vestel hezimeti sonrası başka bir şey konuşuyor. Hep az oldukları yönünde eleştiriler alan bu topluluk Vestel maçında 2 kapı açıldığı için maça 30 dakika geç girebilmelerini konuşuyor. Tribünde üzerilerine salınan bir grup tarafından terörize edilmelerini tartışıyor. Başkan İlhan Cavcav'ı sık sık protesto eden grubun bir gücün gazabına uğrayışını.
Eğer Gençlerbirliği bugün bu oyun ve skordan sonra bile bunları konuşuyorsa orada bir şeyler oluyor demektir. Ben meraktayım. Bu yüzden bir futbolsever olarak Ankara'nın usta muhabirlerinden dinlemek istiyorum ne olduğunu. Cemal Ersen'in yazısını da merakla bekliyorum.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|