|
 |
|
|
ABD bile başaramaz
"Misafir misafirden, ev sahibi hiç birinden hazzetmez" vecizesi vardı bizim zamanımızda; milattan önce...
Artık demode...
Çünkü herkes birbirinden nefret ediyor günümüzde.
Neyse; Ricardinho Runje dalaşında aklıma geldi.
Olacağı bu tabi.
"Yerinde ağır" taşları, "mal bulmuş mağribi gibi" toplayıp kendi bahçenize dikerseniz, ne o bahçeden filiz bekleyeceksiniz ne de üretim.
Ancak "birdirbir" oynarsınız boş yerlerde.
Dünya kaynaklarını sömürüp kendi ülkesine pompalayan ABD bile homojen hale getiremedi yabancı unsurlarını. Her azınlık kendi mafyasıyla arttırmaya çalışıyor pastadaki payını. Bireyler ise topluma yabancı. Dayanışma sıfır.
Para musluğunu bir kısın da "Yeni Dünya"nın kaç bucak olduğunu görün.
Alın bu örneği, bir kulübe indirgeyin.
Böylesine duygusal bölünmeye, Garibim futbol nasıl dayansın.
Aslında, daha üçüncü haftada yorumcularımızın dikkatini ligimizdeki yabancılara iterek görevimi yaptım ben. Niteliksiz yabancılardan şikayeti artık onlara bıraktım.
Bayrağı keyifle devraldılar, gerekeni yapıyorlar.
Lakin geç kaldılar.
Bugün "Yabancılar işe yaramıyor" demek kolay.
Zaten adamlar da aynı fikirde; sahada birbirleriyle kavga ediyorlar.
ABD dayanamaz bu sürece; bizim kulüpler ne kelime.
'Dürüst' Alex
Pazar gecesi spor programı kalabalığında seyredildi mi, gözden mi kaçtı bilemiyorum. Ama ben izledim.
İzledim ve dehşete kapıldım.
TV 8'deki Göktuğ Sevinçli kardeşimin "Ve Gol" programında Alex'in Brezilya'daki bir televizyon kanalıyla söyleşisi vardı ve Alex "UEFA Kupası hayaliyle kimseyi kandırmayalım" diyordu.
Tercümede hata varsa bilemem. Ama Türkçe alt yazı aynen böyle söylüyordu.
"Ne kendimizi, ne taraftarı kandırmayalım"!..
Şimdi diyebilirsiniz ki, "Adam dürüstlük etmiş"... "Fenerbahçe'nin oyununu değerlendiren bir yıldız futbolcu olarak samimi düşüncelerini dile getirmiş"!
Bu da bir meziyet değil mi?
Hayır değil...
Alex için değil...
Takımla Brezilya arasında hava köprüsü kurulmasında başrol oynayan, uğruna Anelka'nın sürgün edildiği, Appiah'ın son anda kapıdan döndürüldüğü, Konfederasyon Kupası'ndaki Milli Takım'ın yok edildiği, Hoca'nın değiştirildiği, yeni teknik direktör bile ona göre alınan Alex çıkıp "UEFA Şampiyonluğu hayal" diyemez.
En azından Mahmut Uslu şampiyon olacağız derken diyemez.
En azından takımın bu durumundan sorumluluğu olduğu için diyemez.
En azından kulübün 100. yılı vizyonuna saygıdan diyemez.
Alex'in yaptığına meziyet değil eziyet denir resmen.
Fenerbahçe parasıyla eziyet çekmekte ne kadar sabırlı acaba?
Fenerbahçe Andreoli'yi almalı
4'leri, 3'leri, 1'leri bir kenara bırakın...
Mevki yanlışlıklarını da geçin...
Bloklararası iletişimi, kanat hücumlarını falan unutun...
Fenerbahçe'li futbolcuların "vücut dili"ne bakın sadece...
Mücadele azimlerine, işe sarılma isteklerine, kendilerinden harcama bonkörlüklerine dikkat edin.
Veya cimriliklerine!
Bu mudur 100. yıldaki takım?
Kapasitesi'nin yüzde 30'unu sahaya bırakan kim vardı Sivas'ta?
Kazanmak gerektiğine inanan, kazanmak için beyin-kas koordinasyonunu uygulamaya koyan, koşan, mücadele eden kim?
Langırt oyunundaki futbolcu bebekler gibi durdular azizim.
Yıldızları, hocası illa ki Brezilya'dan olacaksa; bir Brezilyalı adı da ben vereyim Fenerbahçe'ye; onu da alsınlar takıma...
Mutlaka...
Sergio Baxter Andreoli!..
Kendisi Sao Poulo Federal Üniversitesi'ndendir ve uğraş alanı psikiyatri.
Olay belki Andreoli'yi bile aştı.
Gözaltına alınan hakem
Hakemlerimizin hata yaptığına ama derin hesaplar içinde olmadığına inananlardanım.
Başka da çarem yok zaten.
Aksini düşünsem; niye futbol yazayım!..
Yine de "paranoyak" fikirlere sahip olanların eline bir koz geçti bu hafta.
Bir hakem "Organize Suçlar Masası" tarafından sahada tutuklandı.
Çorumspor-Değirmenderespor maçına giden sivil polisler, 4. hakem Arif Sucuoğlu'nu göz altına aldı.
Ne oldu; hakem camiası lekelendi mi?
Hiç sanmam... Tam tersine... Arif bey haftaya bir spor programına konuk olur mutlaka. Ağzı da laf yapıyorsa, bakarsınız sürekli yorumcu kalır.
Üç beş ay sonra, gazetecilere ders verirse şaşırmayın.
Gelin bunun yorumunu eski hakemlerimize bırakalım.
Mesela Özcan Oal... Hemen her kumarhane baskınında "demirbaş" olarak gözaltına alınan, camdan, pencereden atlayıp bir yerlerini kıran "hakem hocası" ekran başındaki çoluk çocuğa etik dersler verirken bunu da sıkıştırsın araya.
Büyük günah!
Bal gibi suç duyurusu Yılmaz Vural'ın serzenişi:
"Taraftarlar içinde bir gurup 10 milyar verin 240 milyar kara geçin dedi"!
Tribün çetelerinin pervasızlığına bakın.
"10 milyar ver 250 milyarlık ceza alma"...
Aksi halde küfür, bela, taş, sopa... Saha kapanması ve para cezası.
Nitekim Antalya Bursaspor maçında aynısı yaşandı.
Bir başka kentte Ankaragücü Başkanı Cemal Aydın takımının maçı bitmeden beş dakika önce kendini staddan dışarı attı.
Açıklaması; "Para istiyorlar vermiyorum, bağırıyorlar"...
Haraç meslek oldu, vergi levhası asmıyorlar.
Gündüz vakti Eminönü'nde taksi şöförünü gasp edenler, elini kolunu sallayarak belediye otobüsüyle giderken mesai saati biten polisin müdahale etmediği bir ülkede, bunun altından nasıl kalkarız bilemem.
Futboldan geçtim, böyle bir ülkede çocuk sahibi olarak girdiğim günahın kefaretini ise asla ödeyemem.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|