Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Eylül 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Minik öğrenciler, parasız öğretmenler ve 73 yıl öncesi


Okulların açılmasıyla TV ekranlarını da, ilkokulların 1'inci sınıflarıyla, okula yeni başlayan miniklerin sıralara doluşmuş görüntüleri kapladı.
Onların neşeyle karışık, biraz da kaygılı cıvıltılarını izlerken; ustura çiziği gibi incecik, yakıcı bir soru geçti içimden:
- Yeniden ilkokula başlayan bir öğrenci olmak ister miydim?
***
Gözlerimin önüne 1933 yılında Edirne İstiklal İlkmektebi'nde 1'inci sınıfa girişim geldi. Sınıf öğretmenimiz Hikmet Hoca'nım, müdürümüz de Dündar Bey'di.
Ve neredeyse okula başlar başlamaz önce sınıfta, sonra da bahçede "10'uncu Yıl Marşı"nı söyleme talimleri hemen ağır basmıştı:
Çıktık açık alınla on yılda her savaştan,
On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan.
Başta bütün dünyanın saydığı başkumandan,
Demirağlarla ördük anayurdu dört baştan.
***
Babamın Edirne'den Ankara'ya tayini çıktıktan sonra, yeni bir kente yerleşim süresinde, ben de Göztepe'de "paşababam"la, "ciciannem"in yanında bırakılmış ve ilkokul 2'nci sınıfı, Göztepe 5'inci İlkmektebi'nde tamamlamıştım.
Öğretmenimiz Melek Hoca'nım, müdürümüz de Hikmet Bey'di. Her sabah sıra halinde dizilir ve mendillerimizi çıkarıp havaya kaldırarak, mendil muayenesinden geçerdik.
***
Okulun en sert öğretmeni Barika Hoca'nımdı. Teneffüslerde kızdığı öğrenciyi tokatlamaya başladığında; öğrenci geri geri giderken, o da üstüne doğru yürüyerek tokatları yanaklarına sağlı sollu indirir dururdu.
Resim öğretmeni, bir bacağa takma yaşlı bir hocaydı ve ders yılı içinde ölmüştü. Öldüğünü duyduğumuzda; 7 yaşlarındaki sınıf arkadaşlarından bazıları, teneffüste bahçeye "Allah rahmet eylesin" diye yan yana oturmaya karar vermişlerdi.
Ben de gidip onların yanına oturmuştum. Küçük bır kız arkadaş:
- Unuttun, demişti.
- Neyi unuttum?
- Allah rahmet eylesin, diyerek oturmayı.
***
3'üncü sınıfı Yenişehir'deki Mimar Kemal İlkmektebi'nde okudum ve 8 yaşında Ortaköy'deki Galatasaray İlkmektebi'ne yatılı olarak bırakılıverdim. Yıl 1936'ydı.
***
Her Cumhuriyet Bayramı'nda, "Demirağlarla ördük anayurdu dört baştan" diye, 10'uncu Yıl Marşı'nı söylemeyi sürdürüyorduk.
1939'da İsmet Paşa Cumhurbaşkanı olunca, ilk başbakanı Dr. Refik Saydam, gazetelere manşet olan bir demeç vermişti:
"Her işimiz A'dan Z'ye bozuktur."
6 yaşında "her savaştan açık alınla çıktığımızı", 12 yaşında da "her işimizin A'dan Z'ye bozuk olduğunu" öğreniyorduk.
***
1946'da hem lise bittiğinde, hem Ankara'da Hukuk Fakültesi'yle Ulus gazetesinde gazeteciliğe başladığımızda ise, çok partili döneme geçişle birlikte İsmet Paşa'ya karşı sert bir muhalefet şahlanmıştı.
Daha 3-5 yıl önce:
"Bir dağ başısın ak saçın altında bulutlar
Çizmenle çizilmiştir aşılmaz bu hudutlar"
Yahut:
"... bu Lozan'dır Lozan ölmez
Tarihini Türkün yapan ölmez, yazan ölmez"
Diye, alkış toplayanlar; İsmet Paşa'dan "sağır sultan" diye söz ediyor; kürsülere 3 parmaklarını dikey bastırarak kurulacak sehpalardan dem vuruyorlardı.
***
"Demirağlarla ördük anayurdu dört baştan" deyip dururken; 1950'de "hem bir enkâz" devralındığı, hem de "milletin isterse hilafeti bile getirebileceği" nutukları aldı yürüdü.
10'uncu Yıl Marşı'nın güftesini yazmış olan Behçet Kemal ile Faruk Nafiz'in ne oldukları, nasıl geçindikleriyle de kimse ilgilenmedi.
***
İlkokula yeni başlayan miniklere bakarken, 73 yıllık bir dönem şöyle akıverdi gözlerimin önünden.
Darbeler, idamlar, içeri tıkılan yazı adamları, suikastlar; devlete, Cumhuriyet'e, laikliğe, demokrasiye, Türklüğe, milletin inancına ihanetle suçlamalar; yolsuzluk, rüşvet, üçkâğıtçılık davaları...
Ve gele gele nereye gelindiği...
***
14 milyon öğrenci, 600 bin öğretmen...
İlkokul öğretmenlerinden çoğunun, geçinemedikleri için geceleri taksi şoförlüğü yaptıkları ilan ediliyor.
Okullar, nasıl bir hayata hazırlıyorlar ki öğrencileri; "yerelin önemlisi" olmaya göre mi; kendi alanında "evrenselin değerlisi" olmaya göre mi?
***
Çeşitli koşullanmaların mayalandığı yuvalar mıydı okullar; yoksa her türlü koşullanmadan arınmışlığın ve "akılcılık"la "kendi enerjisini belirli bir donanım sonucu somuta çevirme" fideliğinin, çağdaş bahçeleri miydi?
***
Şimdiye dek bu tür soruların ne gündeme geldiğini gördüm, ne de kimsenin yanıtladığını...
Vaktiyle su katılmadık gerçek bir hukuk profesörü:
- Şark ülkelerinde, demişti; sadece yalancılar, talancılar ve dilenciler vardır...
Haklı mıydı, haksız mıydı; kararı isteyen versin.
***
Muğla Barosu'nun önde gelen avukatlarından Taner Aktop ile eşi Mireille, lütfedip Fethiye'den Köyceğiz'e geldiler...
Bir gece çocukluğumuzda okuduğumuz klasiklerden konuşurken, söz Blaise Pascal'ın "Düşünceler" yapıtına uzandı.
Vaktiyle Necip Fazıl'ın da o kitaptaki bir çift söze takılmıştı aklı; sık sık onu tekrarlardı:
"Yalnız ölürüz."
Kadehlerimizi, tüm insanlığın kendisine çok şeyler borçlu olduğu Pascal için kaldırdık.
***
Şair Jacques Prevert ise, Pascal'ın vazgeçilmez oluşuna, Oktay Rıfat'ın çevirisiyle, tek dizelik bir şiirle takılmıştı:
Blaise Pascal adında biri,
Tatara titiri...
***
İlkokula yeni başlamış miniklerden acaba kimler, neler yazacaklar 73 yıl sonra; kim bilir?

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Papa'ya bilimsel cevap
DİYANET İşleri Başkanlığı, Papa'nın iddiaları...
Çetin ALTAN
Minik öğrenciler, parasız öğretmenler ve 73 yıl öncesi
Okulların açılmasıyla TV ekranlarını da, ilko...
Melih AŞIK
Sincan'da bir olay
Ankara'nın Sincan ilçesinde görevli edebiyat ...
Fikret BİLA
Orgeneral Başbuğ'un talebi
Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ, g...
Hasan CEMAL
Çarşamba!
Bu köşede geçen hafta cumartesi günü, "Fatih'...
Güneri CIVAOĞLU
Enselenir
Siyasetin de "foto-shop" estetik müdahaleleri...
Abbas GÜÇLÜ
Lütfen bu mektupları sonuna kadar okuyun!
İnsanın yüreğini cız eden mektuplar hep gelir...
Hurşit GÜNEŞ
Sabit kura geçelim mi?
Geçen hafta Amerikalı iktisatçı Steve Hanke y...
Nail GÜRELİ
Amerika nereye? Türkiye nereye?
Soru "Bush nereye, Tayyip nereye?" biçiminde ...
Sami KOHEN
Politikacı doğruyu söyleyince...
"DOĞRU söyleyeni dokuz köyden kovarlar" derle...
Metin MÜNİR
Kıbrıs'ta AKP dönemi
Demokrat Parti Başkanı Serdar Denktaş'ın Kıbr...
Hasan PULUR
Yine Boğaziçi...
Hatasıyla sevabıyla İstanbul'un "unutulmayan"...
Meral TAMER
Şafak davası için savcılar göreve çağrıldı
Biliyorsunuz Elif Şafak, son romanı Baba ve P...
Osman ULAGAY
Ekonomide büyümenin ve sanayinin geleceği
Pazartesi günkü yazımın sonunda (1) Türkiye'd...
Güngör URAS
Finans panayırı bu yıl Singapur'daydı
IMF ve Dünya Bankası'nın her yıl eylül ayında...
M. Ali BİRAND
Türkiye, Rehn'e yalan mı söyledi?
Bugünlerde, Avrupa Komisyonu çevrelerinde Tür...

© 2006 Milliyet