Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Eylül 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Orgeneral Başbuğ'un talebi


Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ, görevi devraldıktan sonra ilk denetim ve inceleme gezisini 2. Ordu Bölgesi'ne yaptı.
Van'da, Hakkâri'de hem birlikleri denetledi hem de çarşı-pazar gezerek esnafla, vatandaşla sohbet etti. Valilikleri ziyaretlerinde de sorunlar hakkında bilgi aldı.
Org. Başbuğ bu temasları sırasında önemli mesajlar verdi. Bu mesajlar arasında üzerinde özenle durduğu konulardan biri Diyarbakır'da, termosun içine yerleştirilmiş bombanın patlamasıyla 8'i çocuk 10 kişinin ölümüne ve 17 kişinin yaralanmasına yol açan olaydı.
Bu olay Diyarbakır'da geniş katılımlı bir yürüyüşle protesto edildi; faillerin ve arkasındaki güçlerin bulunması istendi. PKK çizgisine yakın kuruluşlar ve yayın organları patlamanın "devlet işi" olduğu yönünde yorum ve yayınlar yaptılar. Emniyet Genel Müdürlüğü ise bomba düzeneğinin PKK'nın daha önceki olaylarda da kullandığı düzeneğe benzediğini açıkladı.

Kim yaptı?
Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ'un valilik ziyareti sırasında bu olayla ilgili olarak yaptığı konuşma dikkat çekiciydi.
Org. Başbuğ 10 masum insanın ölümüne yol açan bu eylemle ilgili olarak şöyle dedi:
"10 çocuğun ölümüne yol açan bu olayı lanetliyoruz. Bu olayın faillerini devlet ortaya çıkarsın. Bunu istiyoruz. Bunu bekliyoruz."
Org. Başbuğ, konuşmasında bir talebini daha seslendirdi:
"Güvenlikten sorumlu makamların dışında bütün mülki amirlerden rica ediyorum, kanunları tam uygulasınlar."
Her suçun failini bulmak hukuk devleti için elbette önemlidir. Terör eylemlerinin faillerini bulmak, bu eylemleri aydınlatmak hukuk devletinin görevi. Emniyetiyle, adliyesiyle Diyarbakır olayının aydınlatılması; bu tür eylemlerin nasıl ve kimler tarafından propaganda malzemesi olarak kullanıldığının anlaşılması bakımından büyük önem taşıyor.
Org. Başbuğ'un, mülki amirler başta olmak üzere, yürütme ve yargı erkinden bu olayın aydınlatılmasını ısrarla talep ediyor.
Önemli olan bir yön de şu:
Olayın failleri kanıtlarıyla ortaya çıkarıldığında Diyarbakır'da protesto yürüyüşünü organize eden kişi ve kuruluşların da tüm Türkiye'yle birlikte lanetlemeye devam etmeleri...

Son durak
Org. Başbuğ'un terörle mücadele konusunda yaptığı konuşmadaki mesajları da olayın siyasi yönleri açısından anlamlıydı.
Kara Kuvvetleri Komutanı, terör örgütüyle, son terörist yok edilinceye kadar mücadele edileceğini, bunun dışındaki hareket tarzının terör örgütüne verilmiş taviz sayılacağını söyledi.
Bu sözler, siyasi, veya diğer bir deyişle, askeri seçenek dışındaki yöntemleri öne alan arayışların gündemde olduğu bugünlerde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tutumunu yansıtması açısından önem taşıyor.
Terör örgütünün finansman kaynaklarını kesmek, bürolarını kapatmak gibi girişimlerin örgütü tümüyle ortadan kaldıracağına Ankara inanmıyor. Ancak bu yöndeki girişimleri de olumlu adım olarak görüyor.

Devir teslimdeki mesaj
Bu gelişmeler yaşanırken, anımsanması gereken bir diğer mesaj da, Org. Başbuğ'un görevi devralırken yaptığı konuşmada çizdiği sınır. Org. Başbuğ şöyle demişti:
"Türkiye Cumhuriyeti, kültürel farklılıklara saygılıdır. Türkiye Cumhuriyeti kültürel alanda/bireysel kalmak ve ulus devlet yapısına zarar vermemek şartıyla kültürel zenginliklerin yaşaması için gerekli düzenlemeleri gerçekleştirmiştir, uygulamalar devam etmektedir."
İlker Paşa, bunun ötesinde siyasal nitelikli düzenleme yapılmasının beklenemeyeceğini de eklemişti.
Devlet, duracağı yeri belirlemiş görünüyor.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Papa'ya bilimsel cevap
DİYANET İşleri Başkanlığı, Papa'nın iddiaları...
Çetin ALTAN
Minik öğrenciler, parasız öğretmenler ve 73 yıl öncesi
Okulların açılmasıyla TV ekranlarını da, ilko...
Melih AŞIK
Sincan'da bir olay
Ankara'nın Sincan ilçesinde görevli edebiyat ...
Fikret BİLA
Orgeneral Başbuğ'un talebi
Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ, g...
Hasan CEMAL
Çarşamba!
Bu köşede geçen hafta cumartesi günü, "Fatih'...
Güneri CIVAOĞLU
Enselenir
Siyasetin de "foto-shop" estetik müdahaleleri...
Abbas GÜÇLÜ
Lütfen bu mektupları sonuna kadar okuyun!
İnsanın yüreğini cız eden mektuplar hep gelir...
Hurşit GÜNEŞ
Sabit kura geçelim mi?
Geçen hafta Amerikalı iktisatçı Steve Hanke y...
Nail GÜRELİ
Amerika nereye? Türkiye nereye?
Soru "Bush nereye, Tayyip nereye?" biçiminde ...
Sami KOHEN
Politikacı doğruyu söyleyince...
"DOĞRU söyleyeni dokuz köyden kovarlar" derle...
Metin MÜNİR
Kıbrıs'ta AKP dönemi
Demokrat Parti Başkanı Serdar Denktaş'ın Kıbr...
Hasan PULUR
Yine Boğaziçi...
Hatasıyla sevabıyla İstanbul'un "unutulmayan"...
Meral TAMER
Şafak davası için savcılar göreve çağrıldı
Biliyorsunuz Elif Şafak, son romanı Baba ve P...
Osman ULAGAY
Ekonomide büyümenin ve sanayinin geleceği
Pazartesi günkü yazımın sonunda (1) Türkiye'd...
Güngör URAS
Finans panayırı bu yıl Singapur'daydı
IMF ve Dünya Bankası'nın her yıl eylül ayında...
M. Ali BİRAND
Türkiye, Rehn'e yalan mı söyledi?
Bugünlerde, Avrupa Komisyonu çevrelerinde Tür...

© 2006 Milliyet