|
Çarşamba!
Bu köşede geçen hafta cumartesi günü, "Fatih'in Çarşamba semtine bir sabah vakti tanklarla girip dağıtalım mı?" sorusunu ele alan bir yazı yazmıştım.
Tepki yağdı. Olumlu, olumsuz ama ilginç tepkiler...
Bazılarını özetliyorum.
* * *
"Fatih'te yaşayanların giyiminden, kuşamından, inancından çekindiğim yok. Onlar istedikleri semtte, istedikleri gibi gerine gerine dolaşıyorlar.
İyi, dolaşsınlar!
Dolaşsınlar da, acaba normal, Avrupai giyimli bir bayan gidip Fatih-Çarşamba'da rahatça dolaşabiliyor mu?
Sorun kanımca bu.
Alın eşinizi veya kızınızı, annenizi (tabii Avrupalı bir kadın gibi giyinmişlerse) dolaşın bakalım onların semtlerinde, dolaşabiliyor musunuz? Onlar, yani sakallılar, yalnızca kendileri için özgürlük isterler. Kendileri gibi olmayanlara, düşünmeyenlere özgürlük hakkı verirler mi?.."
* * *
"Size teşekkür ediyorum.
Neden mi?
Hoş görmeseniz de, beğenmeseniz de, farklı insanların yaşamına saygı duyduğunuz için... Tahammülsüzlüğün zirvede olduğu çağımızda, hoşgörülü olduğunuz için... Kutuplaşmanın marifet sayıldığı dönemde, bütünlük mesajları verdiğiniz için... Meselelere at gözlüğüyle bakmadığınız için... Bu ülkenin inananı ve inanmayanıyla mutlu olabileceğini söylediğiniz için..."
* * *
"Yazınızda Çarşamba'ya tanklar mı girsin diyorsunuz. Herkesin inancı ya da istediği şekilde yaşaması, giyinmesi gerektiğini söylüyorsunuz.
Katılıyorum.
Şimdi size bir soru:
Eşiniz ve kızınızla sıcak bir yaz günü, sıcak havaya uygun bir kıyafetle, mesela şortlarınızla Çarşamba'da dolaşabilir, ramazan ayında ailecek Fatih'te eğer oruç değilseniz, yemek yiyebilir misiniz? "
* * *
"Yazınız üzücü, hatta rahatsız edecek derecede rahat.
Peşinen söyleyeyim, askerci, darbeci falan değilim. İyi bir demokrat ve çağdaş bir insanım. Ancak Çarşamba tablosundan, böyle inançlıların ülkemde yayılmalarından çok rahatsız olan ve 'kimyası bozulanlar'danım.
Çözüm elbette darbe değil.
Ancak, iktidar sahiplerinin hukuku engellediği bir ülkede ne yapılabilir, hangi demokrasiden söz edilir?
Ordu bizim ordumuz.
Son çare olarak, ordumuzun görevini yerine getirmesi de kaçınılmaz olmaz mı? Durum, cumhuriyet tarihinin en vahim tablosuna sahiptir çünkü..."
* * *
"Çarşamba sadece bir yerel olgu mu? Doğal olarak mı ortaya çıkmıştır? Özlenen çağdaş/çağcıl Türkiye modelinde yeri var mıdır? Kadınların ya da genç kızların sevdikleri erkekle el ele tutuşmasının ölümle sonuçlandığı ya da kısa etek giydiği için polis tarafından tartaklandığı çağdaş bir Batılı ülke var mı? Oruç tutmadığı için öldürülen gençlerin olduğu Doğulu bir ülke var mı?
Ben 47 yaşındayım.
Uçlarda değilim.
Elektronik yüksek mühendisiyim. Sakin bir TC vatandaşıyım. Ben de kamplaşmayı desteklemiyorum.
Bu oluşumların Türkiye Cumhuriyeti açısından tehlikesi yok, diyorsanız tamam. Ancak tehlike var, önleme yollarını tartışalım derseniz, doğru, haklısınız."
* * *
"Yarısı feodal düzen içinde yaşayan bir ülkede demokrasiyi, hem de Batı ülkelerinden daha öteye bir demokrasiyi savunmak için nasıl bir kafa yapısına sahip olmalı insan?..
Siz hiç İngiltere'de Amerika'da veya İsviçre'de yaşadınız mı? Ben üç ülkede de yaşadım. Halen Amerika'dayım.
Kılık kıyafeti serbest bırakmakla demokrat mı olunuyor? Ne kadar sathi yaklaşıyorsunuz bu konulara..."
* * *
"Sen uçmuşsun!
Çok liberal kalmışsın!
Allah sana İran'da yaşamayı nasip etsin desem, sakın hakaret anlama. Yaşayan bildiğin biri varsa, bence o deneyimi dinlemelisin. Bu işler, entel dantel takılmaya benzemez."
* * *
"Tanklarla girip Çarşamba'yı dağıtalım mı? Emin olun, bu yüzyılda hâlâ bu sorunuza evet diyebilecek insanlar var.
Ve bu insanların kahvehanede ya da tarlada değil de, bu düşüncelerini devletin en etkin mevkilerinde dillendiriyor olmaları tüm toplumu huzursuz ediyor.
Aynı zihniyet 15 yıl önce Güneydoğu'daki köyleri boşalttırıp insanları zorla göç ettirirken de söz konusuydu.
Köyleri boşalt, terör bitsin!
Bu ucuz çözümlerin Türkiye'ye olan faturasını ilmi olarak tezlere konu yapmak ve terörü ne kadar frenlediği, ne kadar körüklediğiyle ilgili sonuçlara varmak gerekmez mi?"
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|