Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Eylül 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Enselenir


Siyasetin de "foto-shop" estetik müdahaleleri var. Başbakan Erdoğan, örste çekiçle demir dövüyor. Türk dili konuşan devletlerin birlik oluşturmasını öneriyor. AKP, Türk kurultayını sahipleniyor. Bu görüntüler, AKP'nin kimlik kartındaki fotoğrafına milliyetçi rötuşlardır.
"Ilımlı İslam, muhafazakâr demokrat" gibi İslam ortak paydalı tanımlardan "İslam-Türk" sentezine "yatay geçiş" süreci mi?
"Arap-İslam" ekseninde Güneydoğu coğrafyasından "Türk cumhuriyetlerinin sıralandığı kuzeydoğu" ilgi coğrafyasına bir yolculuk mu?
...........................
Bunları, "abartılı" ve "zorlayıcı" yorumlar olarak görmek gerekir.
Özellikle dış politikada bir yörünge kayması söz konusu değil. AKP, kimlik kartındaki fotoğrafını da birkaç rötuşla değiştiremez.
Bu daha çok "iç politika odaklı bir sandık hesabı" olabilir.
SONAR'ın son kamuoyu araştırmalarında, AKP'nin oy oranının dramatik bir düşüşle yüzde 25'e gerilediği açıklandı.
Çoğu siyaset gözlemcisi gibi ben de bu denli bir "paraşütsüz çakılma" halinin olduğunu sanmıyorum.
Ama...
AKP'de ciddi bir oy kaybı olduğu kesin.
Erdoğan'ın bazı söylemleri ve özellikle ulusun çok duyarlı olduğu askerlik için "Yan gelip yatma yeri değildir" diye başlayan cümlesi gerçekten talihsizdi.
30 bin canın yitirildiği, 10 binin üzerinde şehit cenazesinin taşındığı bir ülkede insanlarımızın gönül tellerinden bir kısmı koptu.
AKP'nin oylarının erozyonunda bunun katkısı büyüktür.
Ayrıca...
Lübnan'a asker ağırlık merkezli İsrail ve ABD politikaları da AKP'den kopmalar yapmıştır.
AKP, görülüyor ki, milliyetçi söylemler, eylemler ve etkinliklerle kayıplarını telafi etmek ve önümüzdeki genel seçimlerde sandığa ilk defa gidecek "milliyetçi duyguları bilenmiş" gençliğin oylarını MHP'ye kaptırmamak çabasında.
............................
Hiçbir taklit, "aslı" kadar çekim alanı yaratamaz.
Bir başka siyasi partinin alanına adım atarken, o partinin politikasında sınanmış, kökleşmiş, aynı kaderi paylaşmış, acılarını ve coşkularını birlikte yaşamış olmak gerekir.
Milliyetçilik kimyası bir kurultayın sponsoru olmak, örs üzerinde çekiçle demir döverken fotoğraf vermekle kazanılmaz.
Nasıl ki... AKP zirvesindekiler ve AKP yöneticilerini, kadrolarını oluşturanlar da uzun yılların içinden demlenerek, damıtılarak süzülmüşlerdir. Ortak gelenekleri, jargonları, kendi aralarında kastları, mürit-imam ilişkileri vardır. Acıları, sınamaları, coşkuları hep birlikte paylaşmışlardır.
.............................
Türkiye'de kökü olan ilk parti CHP'dir.
Diğer partiler, iktidarları sürecinde yıprandıkça, kaybettikleri oyların bir bölümünün CHP'ye kayması şaşmaz bir gerçekliktir.
Diğer ana damar parti DYP'dir.
Demokrat Parti, Adalet Partisi, hatta bir türevi olan ANAVATAN aynı geleneksel tabana sahiptir. Dededen torunlara uzanan bir geleneği vardır. Zaten kıl payı, baraj altında kalmıştır.
Yeni durumlar, yeni partiler üretti.
MHP, Demokrat Parti'den DYP'ye kadar uzanan ana damarda, özellikle 1960 ihtilalinden sonra bir kopmadır. Merhum Alparslan Türkeş'in liderliğinde 1940'lı yıllardan gelen kadroları bir araya getirmiştir.
AKP ise, gömlek değiştirse bile deri değiştirmemiş bir MSP ve RP'nin son aşamasıdır.
O da Erbakan tarafından 12 Mart 1971 muhtırasından sonra kopmayla Erbakan'ın imamlığı arkasında saf tutan kadrolarla başlamıştır yolculuğa...
Bunlar arasında ihtirası akıl çizgisini aşmazsa DTP de bir damar oluşturabilir.
Diğer partiler türevlerdir.
Ve... Bu sıraladığım partilerin biri diğerinin fotoğrafını kendi kimlik kartına koymaya kalkarsa, toplum sezgilerinin kriminoloji laboratuvarında enselenir.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Papa'ya bilimsel cevap
DİYANET İşleri Başkanlığı, Papa'nın iddiaları...
Çetin ALTAN
Minik öğrenciler, parasız öğretmenler ve 73 yıl öncesi
Okulların açılmasıyla TV ekranlarını da, ilko...
Melih AŞIK
Sincan'da bir olay
Ankara'nın Sincan ilçesinde görevli edebiyat ...
Fikret BİLA
Orgeneral Başbuğ'un talebi
Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ, g...
Hasan CEMAL
Çarşamba!
Bu köşede geçen hafta cumartesi günü, "Fatih'...
Güneri CIVAOĞLU
Enselenir
Siyasetin de "foto-shop" estetik müdahaleleri...
Abbas GÜÇLÜ
Lütfen bu mektupları sonuna kadar okuyun!
İnsanın yüreğini cız eden mektuplar hep gelir...
Hurşit GÜNEŞ
Sabit kura geçelim mi?
Geçen hafta Amerikalı iktisatçı Steve Hanke y...
Nail GÜRELİ
Amerika nereye? Türkiye nereye?
Soru "Bush nereye, Tayyip nereye?" biçiminde ...
Sami KOHEN
Politikacı doğruyu söyleyince...
"DOĞRU söyleyeni dokuz köyden kovarlar" derle...
Metin MÜNİR
Kıbrıs'ta AKP dönemi
Demokrat Parti Başkanı Serdar Denktaş'ın Kıbr...
Hasan PULUR
Yine Boğaziçi...
Hatasıyla sevabıyla İstanbul'un "unutulmayan"...
Meral TAMER
Şafak davası için savcılar göreve çağrıldı
Biliyorsunuz Elif Şafak, son romanı Baba ve P...
Osman ULAGAY
Ekonomide büyümenin ve sanayinin geleceği
Pazartesi günkü yazımın sonunda (1) Türkiye'd...
Güngör URAS
Finans panayırı bu yıl Singapur'daydı
IMF ve Dünya Bankası'nın her yıl eylül ayında...
M. Ali BİRAND
Türkiye, Rehn'e yalan mı söyledi?
Bugünlerde, Avrupa Komisyonu çevrelerinde Tür...

© 2006 Milliyet