Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Eylül 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sabit kura geçelim mi?


Geçen hafta Amerikalı iktisatçı Steve Hanke yine Türkiye'deydi. Hanke, Türkiye ekonomisinin artık 2000'deki sorunlu yapısından uzak olduğunu, ama parasının yüzde 35-40 değerli olduğunu belirtti. Peşinen belirtelim; bu kadarıyla kendisine tamamıyla katılıyoruz.
Ancak dünyada çeşitli para birimleri zaman zaman aşırı değerli, ya da değersiz olabiliyor. Bu olağanüstü bir durum olmadığı gibi, hatta olağan demek daha doğru. Üstelik Türk lirası neye göre daha değerli? Üç yıl öncesine göre mi, yoksa başka bir tarihe göre mi? Yoksa cari açık oluştuğu için mi? Açıkçası, kurun değeri gayet tartışmalı bir konudur.

Yararlı olabilir
Gelin şu aşamada sabit kur yararlı olabilir mi, tartışalım. Enflasyonda belli katılıklar ve beklenti değişimleri yaşanıyor. Dolayısıyla, enflasyonun tek haneli ve düşük oranlı bir düzeye çekilmesinde ciddi zorluklar var.
Bu tür süreçlerde sabit kur önemli bir destek sağlayabilir. Özellikle sık sık sıcak para giriş ve çıkışlarında yaşanan döviz kuru dalgalanmaları enflasyon beklentilerini değiştirirken ve bu da enflasyonun kontrolünü zorlaştırırken sabit kur yararlı olabilir.
Öte yandan, cari işlemler açığını dalgalı kur sistemiyle atlatamıyoruz. Çünkü sık sık ve yoğun biçimde içeriye giren sıcak para TL'yi değerli hale getiriyor. Merkez Bankası'nın müdahale etmesi gereği oluşuyor. Üstelik bu da yeterli olmuyor. Ayrıca dalgalı kurda yüksek bir döviz rezervi sürdürmeye gerek bulunmuyor. Fakat TL'nin aşırı değerlenmesini önlemek amacıyla yapılan döviz alımları rezervlerin yükselmesine yol açıyor. Atıl rezervler de kaynak kaybına neden oluyor.
Dünyada küresel ya da bölgesel krizler beklenmiyor. Dolayısıyla, sabit kura geçilerek dış şoklara karşı önemli bir korunak da elde edilmiş olmuyor.
Sabit kurun en önemli kırılganlığı mali sistemin yeterince güçlü olmadığı, hatta aksine ciddi riskler taşıdığı yapılarda ortaya çıkıyor. Oysa bu alanda son dört yılda çok büyük reformlar gerçekleştirildi. Finans sektörü çok daha güçlü hale geldi. Ayrıca yabancıların sektördeki payı da arttı.

Artık durum farklı
Yine sabit kurun bir başka kırılganlığı kamu borcunun, ya da kısa vadeli dış borçların yüksek olduğu yapılarda ortaya çıkıyor.
Oysa artık kamu borcunun milli gelire oranı çok daha düşük. Bütçe de fazla veriyor. Dış borçların da vadesi uzadı ve ciddi ölçekte doğrudan yabancı sermaye yatırımı geliyor. Kısacası, 2001 öncesi durumdan oldukça uzağız.
Sabit kurun uygulanabilmesi için döviz rezervlerinin güçlü olması gerekir. 2000 yılına göre çok daha güçlü döviz rezervlerimiz var. Hele kur 1 dolar 2 YTL edecek şekilde düzenlenecekse yüklü döviz alımları yapılacak demektir. Yani rezervler daha da güçleneceğine göre sabit kuru uygulamak için Merkez Bankası'nın çok daha fazla barutu olacak demektir.
Hepsinden öte, Türkiye bir tarihte euro sistemine geçeceğine göre şimdiden sabit kura alışmış olacaktır. Bu bakışla, sabit kurun bir mantığı olabilir. Ama biz aynı kanıda değiliz. Nedenlerini yarınki yazımızda aktaracağız.

hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Papa'ya bilimsel cevap
DİYANET İşleri Başkanlığı, Papa'nın iddiaları...
Çetin ALTAN
Minik öğrenciler, parasız öğretmenler ve 73 yıl öncesi
Okulların açılmasıyla TV ekranlarını da, ilko...
Melih AŞIK
Sincan'da bir olay
Ankara'nın Sincan ilçesinde görevli edebiyat ...
Fikret BİLA
Orgeneral Başbuğ'un talebi
Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ, g...
Hasan CEMAL
Çarşamba!
Bu köşede geçen hafta cumartesi günü, "Fatih'...
Güneri CIVAOĞLU
Enselenir
Siyasetin de "foto-shop" estetik müdahaleleri...
Abbas GÜÇLÜ
Lütfen bu mektupları sonuna kadar okuyun!
İnsanın yüreğini cız eden mektuplar hep gelir...
Hurşit GÜNEŞ
Sabit kura geçelim mi?
Geçen hafta Amerikalı iktisatçı Steve Hanke y...
Nail GÜRELİ
Amerika nereye? Türkiye nereye?
Soru "Bush nereye, Tayyip nereye?" biçiminde ...
Sami KOHEN
Politikacı doğruyu söyleyince...
"DOĞRU söyleyeni dokuz köyden kovarlar" derle...
Metin MÜNİR
Kıbrıs'ta AKP dönemi
Demokrat Parti Başkanı Serdar Denktaş'ın Kıbr...
Hasan PULUR
Yine Boğaziçi...
Hatasıyla sevabıyla İstanbul'un "unutulmayan"...
Meral TAMER
Şafak davası için savcılar göreve çağrıldı
Biliyorsunuz Elif Şafak, son romanı Baba ve P...
Osman ULAGAY
Ekonomide büyümenin ve sanayinin geleceği
Pazartesi günkü yazımın sonunda (1) Türkiye'd...
Güngör URAS
Finans panayırı bu yıl Singapur'daydı
IMF ve Dünya Bankası'nın her yıl eylül ayında...
M. Ali BİRAND
Türkiye, Rehn'e yalan mı söyledi?
Bugünlerde, Avrupa Komisyonu çevrelerinde Tür...

© 2006 Milliyet