Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Eylül 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Türkiye, Rehn'e yalan mı söyledi?


Bugünlerde, Avrupa Komisyonu çevrelerinde Türkiye yine çok konuşuluyor. TBMM'de 9'uncu reform paketinin ele alınması, Brüksel'deki bazı kesimleri hareketlendirdi. Ümitlerin artmasına yol açtı.

Nedeni de, 9'uncu paket sayesinde, önümüzdeki aylarda beklenen "Kıbrıs tren kazasının" engellenebileceği ümitlerinin artması. Ancak, bunun gerçekleşmesi için 301'in de pakete girmesi gerekiyor.

Bunun gerçekleşmesini bekleyen kişilerin başında da Komisyon'un genişlemeden sorumlu komiseri Olli Rehn geliyor.

Nedeni de çok basit. Zira, Türk yetkililer Rehn'e sürekli şekilde "hiç merak etmemesi" konusunda ümit vermişler. 301'in zaman içinde daha doğru yorumlanacağı, Yargıtay'ın içtihatlarla kendi ince ayarını yapacağını söylemişler. Olli Rehn de, ciddi bir insan olduğundan dolayı, resmi kişilerin söylediklerine inanmış. Ancak gelin görün ki, şu sıralarda küplere biniyor. Türk yetkililerin 301'e dokunmamaya yönelik yaklaşımlarını tepkiyle izliyor.

Ben de merak ediyorum...

Neden 301'e dokunamıyoruz?

Avrupa'yı bir yana bırakalım, 301'i kendimizi için değiştirmemiz gerekmiyor mu?

Yapamıyorsak, bari ne kendimizi, ne de başkalarını aldatalım...

* * *

BU MADDE İLE YAŞAYAMAYIZ...

Türk Ceza Yasası'nın 301'inci maddesini lütfen iyice okuyun. Gerekiyorsa, bir kaç defa daha okuyun. Anlamaya çalışın. Emin olun ben defalarca okudum, ancak anlayamadım. Sonunda da kendi kendime "galiba anlaşılmaması için yazılmış" dedim.

301, Türklüğe hakareti cezalandırıyor. Ancak, hakaret etmekle eleştirinin, fikir özgürlüğünün arasındaki sınırlar çizilmiyor. Benim için fikir özgürlüğü anlamına gelen bir cümle, bir savcı tarafından "hakaret" olarak nitelendiriliyor. İşin kötüsü, savcıların önemli bölümü "Ben dava açayım da başıma dert gelmesin. Kararı mahkeme versin" diyor ve sizin hayatınızı karartabiliyor.

İşte örnek;

Şimdiye kadar 301'den birçok dava açıldı ve mahkumiyet kararları alındı. Hele Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Hırant Dink kararını onaması, tüm ümitlerin yıkılmasına yol açtı. Göreceksiniz, bundan sonra dava açan savcı ve bu davaları kabul eden mahkeme sayıları artacak. Her eleştiriyi, devlete ihanet gibi gören, ulusalcı ve aşırı milliyetçi kesimler mahkemelere koşmak için fırsat beklerken; her eleştiriyi hakaret gibi yorumlama eğilimindeki yargı sistemi sürdükçe, bu kamuoyunun huzur içinde yaşamasına imkan yoktur. Bundan dolayı, 301 ya tümüyle kalkmalı veya değiştirilmelidir.

* * *

AKP, SEÇİMDEN KORKUYOR...

Geçenlerde, AKP'nin üst düzel yetkililerinden biri ile 301 konusunu tartışıyorduk. "Neden bu maddeye dokunamıyorsunuz?" diye sordum. Gülümsedi, "seçim döneminde olmasak, şimdiye kadar çoktan kalkmıştı" dedi. Yarı yarıya doğru bir gerekçe.

AKP'nin 301'i değiştirmekte ayaklarının geri gitmesinin bir nedeni seçimler. MHP'den çekiniyorlar. CHP'nin açacağı kampanyadan kaygılanıyorlar. Türk Devletini savunmasız bırakmakla suçlanacaklarını biliyorlar. Bu da oy kaybına yol açacağından dolayı, 301 ile fazla uğraşmak istemiyorlar.

Ayrıca, AKP'nin içinde de ne yazık ki, 301'i gerekli görenler var. Hem de hükümetin içinde önemli görevlerde bulunuyorlar.

Bu sorunu sadece Başbakan aşabilir, o da şimdilik susuyor.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Papa'ya bilimsel cevap
DİYANET İşleri Başkanlığı, Papa'nın iddiaları...
Çetin ALTAN
Minik öğrenciler, parasız öğretmenler ve 73 yıl öncesi
Okulların açılmasıyla TV ekranlarını da, ilko...
Melih AŞIK
Sincan'da bir olay
Ankara'nın Sincan ilçesinde görevli edebiyat ...
Fikret BİLA
Orgeneral Başbuğ'un talebi
Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ, g...
Hasan CEMAL
Çarşamba!
Bu köşede geçen hafta cumartesi günü, "Fatih'...
Güneri CIVAOĞLU
Enselenir
Siyasetin de "foto-shop" estetik müdahaleleri...
Abbas GÜÇLÜ
Lütfen bu mektupları sonuna kadar okuyun!
İnsanın yüreğini cız eden mektuplar hep gelir...
Hurşit GÜNEŞ
Sabit kura geçelim mi?
Geçen hafta Amerikalı iktisatçı Steve Hanke y...
Nail GÜRELİ
Amerika nereye? Türkiye nereye?
Soru "Bush nereye, Tayyip nereye?" biçiminde ...
Sami KOHEN
Politikacı doğruyu söyleyince...
"DOĞRU söyleyeni dokuz köyden kovarlar" derle...
Metin MÜNİR
Kıbrıs'ta AKP dönemi
Demokrat Parti Başkanı Serdar Denktaş'ın Kıbr...
Hasan PULUR
Yine Boğaziçi...
Hatasıyla sevabıyla İstanbul'un "unutulmayan"...
Meral TAMER
Şafak davası için savcılar göreve çağrıldı
Biliyorsunuz Elif Şafak, son romanı Baba ve P...
Osman ULAGAY
Ekonomide büyümenin ve sanayinin geleceği
Pazartesi günkü yazımın sonunda (1) Türkiye'd...
Güngör URAS
Finans panayırı bu yıl Singapur'daydı
IMF ve Dünya Bankası'nın her yıl eylül ayında...
M. Ali BİRAND
Türkiye, Rehn'e yalan mı söyledi?
Bugünlerde, Avrupa Komisyonu çevrelerinde Tür...

© 2006 Milliyet