Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Eylül 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Böyle vitrin olur mu?


malphan@milliyet.com.tr



Kanal D'nin yeni yayın dönemi tanıtım gecesinde kıyafetlerin hepsi (birkaç istisna dışında) yerlerde sürünüyordu. Aslında bunlarla ilgili çok fazla söylenecek bir şey yok. Bakmak yeterli. Lame elbisenin altına giyilen kahverengi kadife ayakkabılar mı dersiniz, pazardan alınmış gibi görünen beyaz dantelli elbiseler mi, tuhaf dekolteler mi? Ne ararsanız var.
Gözü en çok rahatsız eden ise koyu renk takım elbisenin altına açık kahverengi ayakkabı giyen erkekler. Evet, İtalyanlar ve İngilizler bunu yıllardan beri çok yapıyor; tabii ayakkabılarını özenle seçiyorlar. Bunlar genellikle Church ya da George Hogg gibi markalar oluyor. Bizimkilerin Kanal D gecesinde takımlarının altına giydikleri kayık gibi ayakkabılar değil. Kanal D'nin gecesi bu sanatçıların vitrini aslında. İnsan vitrine böyle mi çıkar?
Bu gecede her ne kadar herkes rüküşlük konusunda birbiriyle yarışsa da gecenin yıldızı hiç şüphesiz Mine Çayıroğlu. İnsan hangi akla hizmet böyle giyinir? Üzerindeki kıyafet biraz deli gömleğini andırıyor, her yerinden kumaşlar çıkıyor. Çayıroğlu burada özel bir gecenin davetlisi olmaktan çok, Orta Dünya'da geçen bir bilimkurgu filminden fırlamış bir kadın gibi.

Her telden çalıyor

Avrupalılar uyumsuzluğun moda olduğunu keşfedeli uzun yıllar oldu. Bir nevi rüküş anlamına gelebilecek "kitsch" modası 1990'ların sonunda birçok alanda kendini gösterdi. Akımların zirvesine oturduktan sonra yavaş yavaş vazgeçilmekte olan bir moda halini aldı.
"Dağınıklığın düzeni kendinde gizlidir" misali, bu uyumsuzluk da kendi içinde tutarlı olmalı aslında. Bu biraz resim yapmaya benziyor; ne kadar soyut olursa olsun dengeli görünmesi gerek. Giyinirken dönemleri ve tarzları birbirine karıştırmak isteyenler de dengeyi yitirmeme konusunda dikkatli olmalı.
Bu her yiğidin harcı değil. Kate Moss falan yapınca oluyor işte. Kenan Doğulu son dönem sahne kıyafetlerinde bu işe soyunmuş. Boru paça taşlanmış, cepleri işlemeli jean, Adidas ayakkabılar, tokası yana çekilmiş kemer, pantolona asılı zincirler, beyaz gömlek üzeri Türk motifleriyle süslü gri frak, renkli bileklikler vs... Dansçılar deseniz, onlar da ayrı bir telden çalıyor. Hep beraber Eurovision Şarkı Yarışması'nın provasında gibiler.


Günün modası: Poşu

Güneydoğu Anadolu'ya yolu düşüp de kendine bir poşu almayan yoktur herhalde. Bu poşular alınır ama evde bir çekmecede kurtlanmaya bırakılır. Neyse ki poşuları çekmeceden çıkarma vakti geldi. Müjde! Bu aralar poşu takmak pek moda. İsrail karşıtları Filistin poşusuna sarınırken, siyasi amaçlı mesajı olmayan havalı kızlardan da poşuyu aksesuvar olarak kullananlar var. Bizim siyasilerden de geçtiğimiz haftadan beri süren şenliklerde Yörük poşusu takmayan kalmadı.
27 Ağustos'ta Anavatan Partisi'nin lideri Erkan Mumcu, Eskişehir'de düzenlenen 13. Geleneksel Ertuğrul Gazi Şurası ve Yörük etkinliklerinde omuzlarına Yörük poşusu attı. İki gün sonra da etkinlikte Mumcu'nun yerini DYP lideri Mehmet Ağar aldı ancak o poşusunu sırtına atmadı, önden bağladı.
Erdoğan çifti eksik kalır mı? 3 Eylül'de Kütahya'nın Domaniç ilçesindeki Hayme Ana şenliklerinde karı-koca "poşulandılar". En son olarak da 725. Ertuğrul Gazi Şenlikleri'nde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ile Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç verdikleri "aile fotoğrafı"nda 19 Mayıs törenlerinde sırasını bekleyen bir öğrenci grubunu andırıyor.
Elinde küçük bir Türk bayrağı tutan Erdoğan dışında hepsi ellerini önlerinde kavuşturmuş. Yüz ifadelerinden bayağı bir sıkılmış oldukları anlaşılıyor. Eee, milliyetçilerin sempatisini kazanmak için poşu takmak yetmiyor. Biraz da güler yüz lütfen!


Yörük poşusunun hikayesi

Yörükler gökkuşağındaki renkleri o kadar çok sevdi ki o renklerden dokudukları poşuları başlarına ve omuzlarının üstüne bağlayarak bir simge gibi kullandılar. Yörüklerin Orta Asya'daki büyük göçü 300 yıl sürdü ve önce gelenler, sonradan gelenleri poşu ile tanıdı. Poşu Yörükler arasında tanışma bağı kuran bir parola gibi olmuştur.
Poşudaki renklerin farklı anlamları da var. Kırmızı bayrağın rengini, beyaz ruh ve beden temizliğini, yeşil inancı ve dilekleri, mavi Oğuz soyu Kayı Boyu'nun flamasının barış zamanındaki rengini, sarı ise buğday başağını, bolluk ve bereketi temsil ediyor. Kimilerinin bu renkleri PKK bayrağıyla özdeşleştirmesi ise Yörüklerin oldum olası canını sıkıyor.




CUMARTESİ
"Baktık, o roldeki aşıklar gibiyiz"
Yazbukey'in makyajlı sihirli dünyası
En moda En yeni
Beyaz gömlek erkeğe yakışıyor
"Türkler gözlükte önce markaya sonra modele bakıyor"
ne var, ne yok
İlk kez emzirirken nelere dikkat etmeli?
Kim demiş büyüklerin oyuncağı olmaz diye?
110 yıldır taklit ediliyor
MİNİKLERİN DÜNYASI
Köpek modası da Nişantaşı'nda
Uzay asansörünün tasarımcısı İstanbul'daydı





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet