|
 |
|
|
Nasıl bir sistemse...
Fenerbahçe, en değerli oyuncusunu, kritik maçların çoğunda oynatmadı. Çoğu maçta onun yerine Semih oynadı.
Bir kısım yorumcu "Sistem gereği" dediler.
Şimdi Anelka'nın yeteneklerinin onda birine bile sahip olmayan, sıradan bir Brezilyalı santrfor oynuyor. Anelka varken oynayabilen Semih, kulübede oturuyor.
Bir kısım yorumcu yine "sistem gereği" diyor.
Pes!
* * *
Türkiye'deki en spektaküler ve seyrederken en çok keyif alınan oyuncularından Tümer ve Alex'den, en az birisi, hatta bazen ikisi de oynamayacak bu gidişle.
"Sistem gereği" diyecekler.
Edu, Lugano yan yana oynayabiliyor, Alex, Tümer oynayamıyor.
Ne bilmem nesini bilmem ne ettiğimin sistemiyse...
* * *
Şu Delgado'yu, İsviçre'de oynarken beş kere seyreden beş kişi yok Türkiye'de. Eğer Basel'li değilse, eğer Arjantin'li değilse, eğer soy adı Delgado değilse...
Şu Ricardinho'nun beş tane 90'ını seyreden beş kişi de yok bu ülkede. Eğer Brezilya'lı değilse, eğer soy adı Ricardinho değilse...
İlk maçında Ricardinho, Delgado'yla 5 dakika aynı sahada ya kaldı, ya kalmadı.
Yine o bir kısım yorumcu arkadaşımız "Yan yana oynamaz" dediler.
Sistem gereğiymiş... Önlü arkalı oynattı Tigana, "Önlü arkalı da oynamaz" dediler.
Bu da sistem gereğiymiş...
Koray'la Baki yan yana oynayacak, o ikisi oynayamayacak.
Ne sistemse...
Ve... İyi ki bu sistem var.
Başka bir sistemde biri çıkıp, "Bu sistemde bu ikisi yan yana yorum yapamaz" diyebilir. "Hatta ikisi de yorum yapamaz."
Bu sistemi korusunlar.
* * *
Eric Gerets, üç santrforla oynuyordu.
"Üçü birden oynamaz" dediler.
Son maçında Galatasaray iki santrforla oynadı, Necati de sakattı, yoktu.
"İki santrforla oynanmaz" dedi bir kısım yorumcu, "Hakan Şükür'ün yanında filan olmalı".
Sistem gereği.
Galatasaray evinde oynuyordu. Yenmesi gerekiyordu. Gol atmak için yaratılan Ümit Karan, Necati yokken bile yer bulamayacaktı neredeyse.
Sistem gereği...
Ve...
Bir pes daha.
Brezilya Ligi, Milan, Berlusconi
Bu bizim lig, babanızın ligi mi? Değil.
Ve...
Rahat bırakın.
Lig illa, homur homur homurdanarak, paranoyalar içinde, kafayı ona buna takıp fosur fosur sigara üstüne sigara içerek, ana avrat küfür ederek, ekranın neredeyse taaa içine kadar girerek seyredilmez.
Çoluğunla çocuğunla oynayarak, gülerek eğlenerek, ailece, arada sırada eşinin omzuna başını dayayarak, hatta kucağına yatarak, öpüşerek koklaşarak, şakalaşarak, çay kahve içerek de seyredilmeli.
Farklı tatlar aranmalı.
Mesela Brezilya Ligi, böyle bir lig. Dans ederek, şarkı söyleyerek seyrediyor Brezilya'lı. Evet tempo yok, evet pres yok, evet fazla savunma yok, evet şu yok, evet bu yok... Ama senede 700'den fazla oyuncu yolluyorlar dünyaya.
İtalya'da tempo var, pres de var, savunma da var, şu da bu da var da ne oluyor?
Seyredilmiyor. Seyredemiyorum. Milan'a bile 10 dakikadan fazla dayanamıyorum. Düşünün, Kaka ve arkadaşları taaa evimin içine kadar giriyor, hem de 5 kuruş vermeden. Yine de top Kaka'nın ayağından gittiğinde zaplıyorum.
Fut'lar önemli, ama bol en önemlisi. Onun için Berlusconi Ancelotti'ye, o meşhur mektubu yazdı.
"Bu takım 4-4-2 oynayacak ve gol pozisyonuna girecek".
Aksi halde, Bilgin gibiler seyretmeyecek.
İspanya Ligi'nde, bırakın Barcelona'nın koşan yıldızlarını, Real Madrid'ın sahada duran yıldızlarını bile, daha zevkli, Milan'ın itiş kakışını seyretmekten.
Ve...
Tabi bence.
* * *
Futbolla yatıp futbolla kalkan, futbolca konuşan 10 milyonların olduğu bizim ülkede, Lig TV'nin abone sayısı 1 milyon bile değil.
Üstelik yayın ve sunum kalitesi, İtalya, İspanya standartında. Üstelik ucuz.
Bu normal mi? Değil.
Seyirciyi kaçıran biziz... Sıkan da.
Evet sıkıcıyız. Evet sıkıyoruz onları ve kaçırıyoruz.
Yeni yorumcular, yeni tarzlar yaratmalıyız, onlar da yeni izleyiciler...
Ve...
Spor programlarını, evin erkeğinin tek başına bir odada, kendi televizyonunun başında, homur homur homurdanarak, paranoyalar içinde, kafayı ona buna takıp fosur fosur sigara üstüne sigara içerek, ekranın neredeyse taaa içine kadar girerek seyretme devri çoktaaan geçti.
Ve...
Çoluğunla çocuğunla oynayarak, gülerek, eğlenerek, ailece, arada sırada eşinin omzuna başını dayayarak, hatta kucağına yatarak, öpüşerek koklaşarak, şakalaşarak, çay-kahve içerek de seyredilmeli.
Gorbaçov da nereden çıktı?
Hikayeyi bilirsiniz. Veya bilir misiniz?
Mihael Gorbaçov şoförüne "Arkaya geç" demiş, "Ben kullanacağım".
İki polis çevirmiş arabayı...
Biri, tam evrakları soracak, diğeri "Boşver" demiş, "Başımıza iş almayalım, şoförü Gorbaçov'sa arkadaki, kimbilir kim acaba?".
* * *
Trabzon'un kulübesinde, Fatih Akyel, Musampa, Marcelinho, Szymkowiak vardı son maçta. Yattara olsa, o da orada olacaktı.
Rakibi, bizim Konya yerine, başka bir ülkenin Konya'sı olsaydı, o kulübeyi görünce, soyunma odasına dönerdi. Hükmene razı olurdu.
Yedek kulübesinde bunlar varsa...
* * *
Türkiye'deki en spektaküler ve seyrederken en çok keyif alınan oyuncularından biri olan Yattara'yı, 90 dakika, hiçbir teknik direktör oynatmadı.
Bazısı hiç oynatmadı. Kolayı seçtiler.
Onu oynatabilmek için bir t.d'de farklı özellikler gerekiyor, o özellikler her t.d'de bulunmuyor, o özelliklere sahip t.d'ler de zor bulunuyor.
* * *
Her köşede, "Bu sistemde şu oynamaz" diyen bir yorumcu var. "Hangi sistemde?" diye soran yok.
İçi doluymuş gibi gözüken, bir yorum bu, ama maalesef içi boş.
Tabi bence.
Bir kısım yorumcu, bu tip yorumları, ancak bu sistemde yapabilirler ve bu sistemin kıymetini bilsinler... Bu ülkenin de.
BİR SERİ İLAN
Pazarları TRT / Pazartesileri Lig TV / Pazartesi ve çarşambaları Radyo Spor / Cumaları Milliyet.
Başka şubem yoktur.
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|