Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Eylül 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çetelere Ayhan Bermek çözümü

Bizim spor medyası emekçileri, paradan puldan nasipsiz olduğundan "jargonu" da bilmiyorlar ve tribündeki çetelere "rantçı" falan diyorlar...
Rant da bir tür üretim... Emek-sermaye bütününden sadece birine abanan, parayla para kazanan bir kesim rantiye.
Adam parasına para alıyor.
Etik problemler taşısa da rant dediğinizin "haraç"la ne ilgisi var?..
Çok şükür, henüz rantiye olacak kadar sermaye biriktiremedi spor medyası. Hatta anlamını bile öğrenemedi.
Bordrolarımız yetmez zaten...
Böylece kulüplerden avanta yeme dedikoduları askıda kaldı.
***
Neyse... Gelelim tribündeki çetelere.
Dünya'nın hiçbir medeni ülkesinde, haraççı ile mücadele etmek için "nedenlerin ortadan kaldırılması" gündeme gelemez.
Haraççı ortadan kaldırılır.
Ama "otopark mafyası" ile baş edemeyip her araba sahibinden "resmi haraç" alarak park ücretini sıfırlamak gibi tuhaf önlemlere açık ülkemizde, kulüplerden para sızdıranlara karşı böyle bir yaptırım beklenebilir.
Yani, koskoca adamlar diyorlar ki, tribünden küfüre ceza olmazsa, kimse bizi "küfür ederiz" diye tehdit edemez.
Helal olsun size.
Sizde bu yürek varken çetelere bahane mi yok...
Bir şekilde o parayı vereceksiniz yine.
***
Açık söyleyeyim, Canaydın, Kapulluoğlu, bazı başkanlar, kimi medya uzmanları benimkiyle tam tersi düşüncede olunca, ben de kendimden şüphelendim.
Kolay değil, hepsi koskoca adamlar. Aralarında hukukçular bile var.
Dün sayın Ayhan Bermek'le telefonda görüşürken, bir de onun fikrini alayım dedim:
Sordum, "Kılpayı kaçırdığınız federasyon başkanlığında oturuyor olsaydınız ne yapardınız çeteler için"?
"Yolda yürürken gasp yapılıyor diye yollar kapatılır mı Ercan" dedi.
"Haraççıyı yakalayacaksın... Nasılını da söyleyeyim. Ligin devre arası her stada kamera sistemini tam ve mükemmel kurar, yayın hakları gelirlerinden keserek tahsil ederdim. Her stadın kamera görüntülerini emniyete kendi organizasyonumla gönderirdim. Elbette küfüre cezayı sürdürürdüm".
Peki Ulusoy Federasyonu niye yapamıyor demedim tabi. Sayın Bermek insanların gıyabında konuşmaz çünkü.
***
Stadda her küfür eden "haraç alamamış çeteci" mi?..
Elbette hayır.
Artık futbolun temizliğinden, el değmemişliğinden, adaletinden ümidini kesmiş futbolseverler ve samimi taraftarlarla çeteleri karıştırmamak lazım.
Aynı zamanda yüreğimizin derinliklerinde onlara hak versek de sistemin yürüyebilmesi için hoş görmemek gerek.
Organize küfür varsa, edenler sıradan insanlarsa, işte onlar için para cezası.
Çeteler varsa, onların yaptırımı mahkemeden olur, mahkemeden...
Bu arada, şikede, teşvikte etliye sütlüye dokunmayan, küfürde bile mehter takımı gibi ileri geri adımlar atan "özerk" Futbol Federasyonumuz'un ne işe yaradığını merak ediyorum ben.

Tigana'ya kim saldırıyor?

"Yerli hoca" diyoruz ya; işte bu yüzden.
Tigana ne bilsin Türkiye'deki taraftarlık anlayışını...
Ne bilsin bizim tabularımızı, sınırlarımızı...
Genç neslin "ikinci kuşak" başarılı gazetecilerinden Kartal Yiğit'e "Organize olarak kulüp üzerinden prim yapmaya çalışanlar var. Bu kişiler bence Beşiktaşlı değil, Fenerbahçeli ve Galatasaraylı" deyivermiş.
Yani Tigana'nın mantığı şu:
"Ben iyi bir hocayım. Beşiktaş'ta kaldığım sürece yararlı olacağım. Bana kim saldırır?.. Rakipler... O zaman benimle uğraşanlar Fenerbahçeli ve Galatasaraylı".
Fransa'da doğru olabilir.
Ama burası Türkiye.
Bizde, tamamen yanlış!
Bir kere, bizde hocanın iyi ya da kötü olduğunu sadece ve sadece skor tabelası söyler. Bu durumda Tigana'ya "iyi hoca" yakıştırması yapanlar, ya kendisi ile akraba olmalılar ya da benim gibi üç beş tane tarafsız yazar.
Ve bizde, rakiplerin skoru zayıf hocalarına ilk başta diğer takımların taraftarları sahip çıkar. Yani Tigana şu sıralarda Fenerbahçeliler ve Galatasaraylılar için "ideal Beşiktaş hocası" olmalı.
Üstelik bizde, her "taraflı" insan öncelikle kendi kulübünün kuyusunu kazar. Bilerek veya bilmeyerek... Bu bir kural...
O zaman Tigana'yla uğraşanlar Beşiktaşlı olmalı.
Ve bunları ikiye ayırmalı. Birinci grup "iyi hoca olduğu için" uğraşanlar. Ki, bu meselenin içinde iktidar mücadelesine kadar birçok neden var... İkincisi ise skor tabelasına bakıp "kötü" bulanlar...
Bu konu uzar. Tigana'nın anlaması mümkün değildir. Yıllarca Türkiye'de yaşasa da anlayamaz. Evde, okulda, askerde dayak yemedi ki o.

Çin medyası

Özal döneminin ilk yılları... Zamanın Gençlik ve Spor Genel Müdürü'den randevu almışım, sorularımı sıralamaktayım.
O sırada içeri özel kalem girdi ve Çin'den gelen spor medyası heyetinin binada olduğu söyledi.
Genel Müdürümüz, "Kusura bakma bekletemem. Onlarla biraz konuşayım, sen de odada kal" dedi.
Sohbet falan derken, sayın müdürümüz bilerek ve isteyerek konuyu Bulgar zulmüne getirdi. O yıllarda isimleri değiştirilen, kamplara tıkılan soydaşlarımız Bulgaristan'dan Türkiye'ye göçe zorlanmaktaydı. Büyük bir uluslararası meseleydi bizim açımızdan.
Uyanık Genel Müdür hiç yoktan Çin'i yanımıza alacak ya; "İstiyorlarsa Edirne'ye götüreyim, kendi gözleriyle görsünler vatandaşlarımızın halini" demez mi?
İlk defa "donmuş" Çinli gördüm dakikalarca...
Adamlar spor gazetecisi. Çin'in hali belli. O yıllarda burunlarını bile silemezler Pekin'den emir gelmeden. Kızardılar, bozardılar reddettiler...
Heyet gittikten sonra Genel Müdüre baktım, son derece memnundu. Hatta benden takdir beklediğini bile hissettim.
Ona göre uluslararası siyaset böyle yapılırdı.
Aradan çeyrek asır geçti, değişen bir şey olmadı.
Formula 1 ödül töreninde sayın Talat'a ödül verdirilmesi de aynı olaydı.

Aynı fikirdeyiz!

Ne mutlu bana... Bu defa Aziz Yıldırım'ın suçladığı "bir kısım medya" arasında ben yokum!
Zico'yu göndermeye çalışanlardan değilim... Tam tersine, Zico'ya sahip çıkmayan Fenerbahçe yönetimine dikkat çekmekteyim.
Gider... Gitmez...
Beni alakadar etmez.
Önemli olan kaldığı sürece yarım yamalak tutulmaması.
Zaten alınırken "son tercih" diye lanse edildi. Zaten eline "Babil Kulesi" gibi herkesin birbirine yabancı olduğu bir takım teslim edildi. Zaten Fenerbahçe'den üç misli para aldığı falan gündeme geldi.
Bir de biletini erken kesmeye çalışanlar var.
Yönetimin omuz vermesi, Daum'un dörtte biri kadar.
Sayın Yıldırım'la aynı fikirdeyiz yani.

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
Ajanlar iş başında!
Liverpool ezberlendi
Dopingde ilk bomba patladı
Kartal'da ceza paniği
Konu kapanmıştır!
Doğan gürledi
Talat'tan FIA'ya suçlama
'Protestolar etkilemez'
Varna seferi
Beyaz Sayfa Operasyonu
İçimizdeki İrlandalılar
Avrasya'da ödül 572 bin dolar
Belediye penaltılarla: 6-5
Ender yıldızlaştı
Haber turu...
Nasıl bir sistemse...
Çetelere Ayhan Bermek çözümü
Plüton'un başına gelen
Kovalım, gitsin (mi)?
Nereden nereye
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Bilgin GÖKBERK
Nasıl bir sistemse...
Fenerbahçe, en değerli oyuncusunu, kritik maç...
Ercan GÜVEN
Çetelere Ayhan Bermek çözümü
Bizim spor medyası emekçileri, paradan puldan...
Uğur MELEKE
Plüton'un başına gelen
Türk futbolunda son yıllarda "yıldız" diye ta...
Erdoğan ŞENAY
Kovalım, gitsin (mi)?
Yazın kafa dinleyelim derken, hafta aralarınd...
Nilay YILMAZ
Nereden nereye
Eski hakemlerimizden doktor Ahmet Çakar, Kazı...


© 2006 Milliyet