Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Eylül 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Petrol yerine hidrojen ve saksıda incecik bir çınar yavrusu


Bendenizin şöyle uzaktan gördüğüm kadarıyla, "sıradan" sayılan insancıklar; ülke ve dünya sorunlarına kıyasla, kendi özel sorunlarıyla çok daha fazla ilgilenmekteler; gazete yazı ve haberleri de pek umurlarında değil, TV kanallarındaki yorum ve analizler de...
İçlerindeki gizli tümör, biraz daha fazla para kazanmak; hatta zengin oluvermek. Bu arada aile içi gerginlikler, hastalık mastalık, okul mokul sorunları da var tabii...
***
Peki, ülke ve dünya sorunlarıyla ilgilenenler, yahut ilgileniyormuş gibi görünenler kimler ve neden ilgilenmekte, yahut ilgileniyormuş gibi görünmekteler?
Kaldı ki, ülke ve dünya sorunları olarak flaş haberlere, manşetlere, ekran vitrinlerine konanlar; genellikle "politik giyimli" sorunlar mı, yoksa temeldeki gerçek sorunlar mı?
***
Kanada, Norveç, Finlandiya gibi gelişmiş teknelerin içindeki yolcular; kendi özel sorunlarının dışındaki toplumsal ve evrensel sorunlarla ilgilenseler de, ilgilenmeseler de; gelecek yıl aynı tarihe kadar, gemideki yolcuların hayatını allak bullak edecek sürprizlerle karşılaşmayacaklarından emindirler.
***
Ya Türkiye?
Türkiye gemisinin yolcuları da emin midirler, gelecek yılın ramazanına kadar hiç beklenmedik sürprizlerle karşılaşmayacaklarından?
Ülke ve dünya sorunlarıyla ilgilenenlerin, yahut ilgileniyormuş gibi görünenlerin yüzde 95'i de; teknedeki kaptan köşküyle yaşamsal bir örgüleme içinde olmalarından ve umutlarını öyle bir örgülenmenin beşiğinde sallamalarından ötürü, böyle bir ilgiyle haşır neşir olmadalar.
***
Ülke ve dünya sorunlarıyla, çok daha değişik bir pencere ufkundan ilgilenmek ise; gelecek uşakların nasıl bir fidelikte yeşereceğini senaryolaştırır, "uzay çağı" döneminin yaşanacak filminde.
Türkiye gemisinin yolcuları, çaresiz yaşamak zorunda kalacakları böyle bir filmin senaryosuyla; ilgilenseler de, ilgilenmeseler de...
***
Maalesef bizim politikacı esnafı, birkaç hamasi ve mistik plağı döndürüp durma dışında, aşırı sığ ve aşırı oportünist.
Aşırı sığ ve aşırı oportünist olmaları da, keyfe keder değil ama; kendi plakları dışında, daha değişik bir pencere ufkuna gözlerini çevirmiş olanları da, hemen filitlemek istiyorlar.
O nedenle de, beklenmedik sürprizler birikiyor bir yıllık geleceğin filminde.
***
Çarşamba günkü Milliyet'te, -21. yüzyılın rotasını gösteren-, 1'inci sayfadan da anons edilmiş koskocaman bir haber vardı:
"Hidrojenli otolar geliyor"
***
Petrolün tahtından inmesinin, tüm Ortadoğu ülkelerinde kurulmuş olan saltanatları, bugünkünden de daha beter bir bataklığa süpüreceği; ne AB karşıtı politikacıların gönülsel topoğrafyasında mevcut, ne de tarikat şeyhlerinin gölgesinde mistik bir koroya orkestra şefliği yapmak isteyenlerin.
***
Petrol tahtından indiğinde ve suyun formülü "H2 O" gibi, "hidrojenle oksijen arasındaki elektrokimyasal reaksiyon sonucu" yeni tür bir enerji üretilmeye başlandığında; tüm toplumsal koşullanmalar, tüm devlet yapılanmaları, tüm yoksulluk-zenginlik kriterleri de, çok hızlı bir değişime uğrayacaktır.
Türkiye'nin, böylesi kökten bir değişime ayak uydurmaya öncülük edecek kadroları var mıdır?
Şimdi güncel bir oportünizm, hemen şöyle diyecek:
- Vardır efendim, vardır.
Şöyle bir kuşku da geçerse içimizden, vatan haini mi oluruz:
- Ya yoksa?..
***
Solmaz Kâmuran, Köyceğiz'deki bir avuçluk bahçeye; tohumu nereden geldiyse gelmiş minicik filiz veren bir çınar ağacı bebeğini, oradan çıkarıp bir saksıya dikti.
Gözlerim zaman zaman, saksıdaki, 5 yapraklı ipincecik çınar yavrusuna takılıyor. O kadar istiyorum ki, o çınar yavrusunun; babaları, anaları, dedeleri, nineleri gibi yüzlerce yıl yaşamasını...
***
Köyceğiz'deki minüskül bir bahçenin bir saksısındaki o çınar yavrusu; doğru dürüst bir yerlere dikilir de, kazara 500 yıl yaşar ve anıtsal bir çınar olursa; bugünkü güncel oportünist politikaların, kimlere ve nelere mal olarak can verdiğini de görecek; enerji kaynaklarındaki değişikliklerin, "ulus-devlet" modelini, nasıl tırpanlayıp cacığa çevirdiğini de...
***
Kozmos'taki sürekli değişimin denklemiyle, bir çınar ağacı kadar ortak bir ahenk kuramadan; "koşullanmalar havuzunda" çırpına, boğula gelip geçmek...
Neyse ki, insanlığın da; çınar ağaçlarına karşı utanmayacağı bir kadrosu var; Socrates de onlardan, Boccacio da, Edison da...
***
Socrates şimdi sağ olsa, gider parklardan birinin banklarından birine oturur ve çevresine toplanan meraklı gençlere şu soruyu sorardı:
- İran mı önemli, yoksa İran'da yaşayan İranlılar mı?
Genellikle alacağı yanıt şöyle olacaktı:
- Her ikisi de; İran da önemli, İran'da yaşayan İranlılar da...
- İran tehlikeye düştüğünde; İranlılar ne yapacak?
- Vatanlarını savunacaklar...
- Vatanlarını savunurlarken bazıları ölmeyecek mi?
- Ölecek...
- İran'da yaşayan İranlılar da, İran kadar önemliyseler; neden ölecekler ki?
- İran'ın yaşaması için...
- Demek ki İran, İranlılardan daha önemli...
- Şey... Yani... Biraz öyle...
- İran, kimin için önemli; ölenler için önemini yitireceğine göre, herhalde yaşayacaklar için, öyle değil mi?
- Evet...
- Öyleyse hangi İranlıların, hangi İranlılar için ölmesi gerektiğine kim karar verecek?
***
Ve Socrates, alışılmış kalıplara şöyle bir kuşku getirecekti:
- Siyasal bir coğrafya sınırına gerek duymayan leylekler gibi; ya insanlar da diledikleri yerlerde diledikleri gibi yaşamayı yeğlemeye başlarlarsa; ülkelerdeki yönetici kadroların saltanatları da sona ermez mi? İran için öldüklerini sanacak İranlılar; aslında İran'ı yönetenlerin, saltanatı sürsün diye mi ölecekler?
***
Her ne kadar Tevfik Fikret, "Şüphe bir nura doğru koşmaktır" da dese; "statüko"da avantası bulunanlar, hiç hoşlanmazlar, mevcut kalıplara karşı kuşku yaratılmasından...
***
Öf be dostlar...
Saksıdaki çınar yavrusu, bir de 600 yıl daha yaşarsa; bugünkü ülke ve dünya sorunlarına, görünmeyen bir kahkahayla güler mi, gülmez mi?
***
Şimdiden biz de başlasak biraz gülmeye, ne olur sanki?

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Hukukta özgürlük fikri
ELİF Şafak davasının hukuki serüveni çok ilgi...
Çetin ALTAN
Petrol yerine hidrojen ve saksıda incecik bir çınar yavrusu
Bendenizin şöyle uzaktan gördüğüm kadarıyla, ...
Melih AŞIK
Hellim operasyonu
Olli Rehn başta olmak üzere, AB sözcüleri dün...
Fikret BİLA
Yargıç Uncu, bir 'fuzuli işgal'i sonlandırdı
Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi Yargıcı İrfa...
Hasan CEMAL
Beraat ve kaza!
Demokrasinin olmazsa olmaz koşulları nedir? B...
Güneri CIVAOĞLU
Baba ve Piç'in kapağı...
Elif Şafak'ın "BABA VE PİÇ" romanının kapağın...
Abbas GÜÇLÜ
AKP'de Lozan çatlağı
AKP, dışarıya fazla belli etmese de için için...
Hurşit GÜNEŞ
İşsizlik düşüyor mu, düşmüyor mu?
Önceki gün haziran ayı işsizlik verileri (yan...
Sami KOHEN
Birleş(me)miş Milletler...
BM Genel Kurulu'nun eylül ayında başlayan yen...
Metin MÜNİR
Kıbrıs'ta nüfus, rant, siyaset ve aşağıdakiler
KKTC dünyada adam başına en çok genelev ve ku...
Faik ÖZTRAK
İşsizlik rakamları
Haziran ayı rakamları işsizlik oranında nisan...
Hasan PULUR
Şu Macarlara bakın, yalan için sokağa döküldüler
İNSANLAR tuhaf oluyor, buyurun şu Macarlara b...
Erdoğan SAĞLAM
İnsafsız takdire Maliye 'bakacak'
Emlak vergisine esas olan takdirlerdeki insaf...
Derya SAZAK
301'den beraat
Elif Şafak, "Baba ve Piç" romanı nedeniyle TC...
Meral TAMER
Brüksel'den Türkiye nasıl görünüyor?
Avrupa Birliği hukuku uzmanı Tulû Gümüştekin,...
Ece TEMELKURAN
Ayakta kalmanın bedeli: Beyrut
Şuncacık uzaylarımızda binlerce sıyrık ve yar...
Güngör URAS
Gelirimiz düşük tüketimimiz düşük
Türkiye'de hane halkının aylık ortalama tüket...
M. Ali BİRAND
Yargı, 301'e "ince ayar" yaptı
301 konusunda, ben dahil, sürekli şekilde hük...

© 2006 Milliyet