Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Eylül 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Brüksel'den Türkiye nasıl görünüyor?


Avrupa Birliği hukuku uzmanı Tulû Gümüştekin, AB ile ilişkilerimizi önümüzdeki 1.5 yıl ayakta tutabilmek için hepimizi göreve çağırıyor. Bu 1.5 yıllık süre, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçime ek olarak Kıbrıs'ta yapılacak seçimleri de kapsıyor. AKP'nin önceliklerinin farklı olduğu bu süreçte AB ile ilişkiler çökecek olursa, sonradan toparlanmasının çok zor olduğunu hatırlatıyor.
Brüksel'de yaşayan ve AB - Türkiye ilişkilerini 10 yıldır günü gününe izleyen Gümüştekin için AKP hükümetinin AB ile ilişkileri getirdiği nokta çok kıymetli, ama 3 Ekim 2005'ten sonra hiçbir şey yapmamış olması da çok vahim. Gelinen noktadan geri düşmemek için hepimizin el vermesi lazım. Bu "hepimiz" tanımına Türkiye'deki yabancı firmalar bile giriyor.

Uzmanın ölümü
Gümüştekin'e göre AB Komisyonu'nun İlerleme Raporu'nu 2 hafta süreyle ertelemesinin tek nedeni, Türkiye'ye nefes aldırmak değil. 23 ekimde bizim Şeker Bayramı, 1 kasımda Hıristiyanların bayramı var. Bu arada Avrupa Komisyonu'nun en ileri Türkiye uzmanı olan Alessandro Missir di Lusignano'nun 3 hafta önce atandığı Fas'ta, eşiyle birlikte öldürülmüş olmasının da ertelemede payı olabilir. Hem bu beklenmedik kayıp nedeniyle Komisyon'da yaşanan şok, hem de raporu kimin yazacağı sorunu nedeniyle...
Gerek Günter Verheugen, gerekse Olli Rehn'in Türkiye'yi her ziyaretlerinde yanlarından ayırmadıkları di Lusignano, Komisyon'un Türkiye raporlarını kaleme alan kişiydi.

Askıya alınmaz, ama...
Gümüştekin'in görüşü şu: AB'de kimse aralıkta Türkiye ile müzakereleri askıya almak istemiyor, çünkü o taktirde Türkiye'yi baskı altında tutma imkânı ellerinden uçup gitmiş olacak. Ama öte yandan müzakerelerin de bir ritmi var.
  • Önümüzdeki 18 ayı nasıl yönlendirebiliriz?
  • Türkiye'de dinamik bir müzakere ortamını nasıl yaratabiliriz?
  • Mart 2007'de Roma Anlaşması'nın 50. yılı kutlanacak. Bu kutlamalarda nasıl en etkili şekilde varlık gösterebiliriz?


  • Kıbrıs ve hazmetme
    AKP hükümeti, tarama sürecini sanki bir ortakla değil de, bir hasımla mücadele eder gibi sürdürüyor. Oysa AB ile ilişkilerde tepki yerine, değişik seçeneklere göre uygun stratejiyi geliştirmek gerek. Örneğin:
  • 301. madde kaldırılabilse, Kıbrıs'la ilgili yaşanacak sorunlarda Brüksel'in en azından demokratikleşmenin arkasına saklanma imkânı kalmaz.
  • Kıbrıs'ta limanların açılması sorununun Gümrük Birliği ile ilişkilendirilmemesi için çaba harcanması lazım. Aksi halde 12 müzakere başlığının açılması engellenmiş olur. O zaman da işin müzakerelik hali kalmaz.
  • AB, gelecek ay "hazmetme kapasitesi"ne bir tanım getirecek. Eğer kamuoylarının desteği, hazmetme kapasitesinin bir parçası olursa, bizim işimiz çok zorlaşır; ekonomik nedenlerden, maliyetlerden, rakamlardan oluşursa işimiz daha kolay olur.
  • Şu anda AB'nin genişleme politikasında İngiltere'nin önemli ağırlığı var. Blair gelecek yıl başbakanlıktan ayrıldığında, yerine geçecek olan Gordon Brown aynı ölçüde arkamızda duracak mı? Brown'un ABD ile yakınlığı ne olur?

  • Ayrıca Türkiye'nin bir tarih talep etme egzersizine girmesinde de yarar var.

    mtamer@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Hukukta özgürlük fikri
    ELİF Şafak davasının hukuki serüveni çok ilgi...
    Çetin ALTAN
    Petrol yerine hidrojen ve saksıda incecik bir çınar yavrusu
    Bendenizin şöyle uzaktan gördüğüm kadarıyla, ...
    Melih AŞIK
    Hellim operasyonu
    Olli Rehn başta olmak üzere, AB sözcüleri dün...
    Fikret BİLA
    Yargıç Uncu, bir 'fuzuli işgal'i sonlandırdı
    Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi Yargıcı İrfa...
    Hasan CEMAL
    Beraat ve kaza!
    Demokrasinin olmazsa olmaz koşulları nedir? B...
    Güneri CIVAOĞLU
    Baba ve Piç'in kapağı...
    Elif Şafak'ın "BABA VE PİÇ" romanının kapağın...
    Abbas GÜÇLÜ
    AKP'de Lozan çatlağı
    AKP, dışarıya fazla belli etmese de için için...
    Hurşit GÜNEŞ
    İşsizlik düşüyor mu, düşmüyor mu?
    Önceki gün haziran ayı işsizlik verileri (yan...
    Sami KOHEN
    Birleş(me)miş Milletler...
    BM Genel Kurulu'nun eylül ayında başlayan yen...
    Metin MÜNİR
    Kıbrıs'ta nüfus, rant, siyaset ve aşağıdakiler
    KKTC dünyada adam başına en çok genelev ve ku...
    Faik ÖZTRAK
    İşsizlik rakamları
    Haziran ayı rakamları işsizlik oranında nisan...
    Hasan PULUR
    Şu Macarlara bakın, yalan için sokağa döküldüler
    İNSANLAR tuhaf oluyor, buyurun şu Macarlara b...
    Erdoğan SAĞLAM
    İnsafsız takdire Maliye 'bakacak'
    Emlak vergisine esas olan takdirlerdeki insaf...
    Derya SAZAK
    301'den beraat
    Elif Şafak, "Baba ve Piç" romanı nedeniyle TC...
    Meral TAMER
    Brüksel'den Türkiye nasıl görünüyor?
    Avrupa Birliği hukuku uzmanı Tulû Gümüştekin,...
    Ece TEMELKURAN
    Ayakta kalmanın bedeli: Beyrut
    Şuncacık uzaylarımızda binlerce sıyrık ve yar...
    Güngör URAS
    Gelirimiz düşük tüketimimiz düşük
    Türkiye'de hane halkının aylık ortalama tüket...
    M. Ali BİRAND
    Yargı, 301'e "ince ayar" yaptı
    301 konusunda, ben dahil, sürekli şekilde hük...

    © 2006 Milliyet