Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Eylül 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Alem adamlar!

Gökkuşağı / Reşat Kutucular

İngiliz şirketi BAE Systems dünyanın önde gelen silah üreticilerinden. Şirket etik olarak sorgulanabilecek iş kolunda şimdi bir ilke imza atmaya hazırlanıyor. Üretilen silahların çevre dostu olmasına dikkat edilecek bundan böyle. Kurşundan arınmış mermiler ve "yeşil" patlayıcılar üretecekler, savaş uçaklarındaki diğer savaş aletlerindeki zararlı bileşimleri de azaltacaklar. Denizlerde kullanılan silahlarda da ekosisteme zarar vermemeye özen gösterecekler.
Evet trajikomik bir durum. İnsan öldürmek için yapılan silahların çevreye vereceği zarar minimumda olacak. Şirketin sosyal sorumluluk müdürü hanım konuyu şöyle netleştiriyor:
"Silahlar zaten üretiliyor, üretilecek ve kullanılacak. Dolayısıyla en azından çevreye verilecek zararı azaltmış olacağız. Bu sorumluluğun hissedilmesi, hissedilmemesinden iyidir."
* * *
Silah muhalifleri doğal olarak BAE'nin yaklaşımını saçma buluyorlar ve etik olmayan bir işe çevre kılıfı giydirme girişimi olarak niteliyorlar. Haksız da sayılmazlar. BAE ise sürdürülebilir silahlar ve çevre dostu patlayıcılar üretme konusunda kararlı görünüyor. Bundan 15-20 yıl önce gündemin en alt sırlarında bile olmayan tartışmalar bunlar. Sürdürülebilirlik artık topa tüfeğe bile girmiş durumda.
Bugünlerde okyanusun öbür tarafında da ilginç bir çevre davası açıldı.
Kaliforniya Eyalet Savcısı, 6 otomobil üreticisi aleyhine; havayı kirlettikleri, sera etkisini artırdıkları ve iklim değişiklerine yol açtıkları gerekçesiyle dava açtı. Kamu adına açılan davada çevreye verilen zararların tazmini isteniyor.
Otomobillerin, özellikle de büyük motor hacimlilerin Kaliforniya'daki hava kirliliğinin yüzde 30'una neden oldukları iddia ediliyor. Çevresel zararların şimdiden ciddi boyutlarda olduğu, örneğin, eyalette kar miktarının azaldığından söz ediliyor. "İşlerin aynen devam etmesi durumunda" ise çevresel faturanın daha da büyüyeceğinden korkuluyor. Tarıma, insanlara ve ekonomiye gelecek zararların önlenmesi için böyle bir adım atılıyor.
Bu davanın açılmasında Bush yönetiminin küresel ısınma konusunda gösterdiği duyarsızlığın ve Çevre Koruma Ajansı'nın etkin çalışmamasının da etkisi var tabii. ABD'deki araçlar yılda 300 milyon ton karbondioksit emisyonuyla küresel ısınmanın en büyük besleyicilerinden. Davayı açan Bill Lockyer şöyle diyor:
"Bir kıyı eyaleti olarak, bir tarım eyaleti olarak, Sierra dağlarındaki kara dayanan bir eyalet olarak Kaliforniya küresel ısınmayla mücadele etmek durumundadır." Sürdürülebilirlik, zengin Kaliforniya'da da bir öncelik yani.
* * *
Üç yanı kıyılarla çevrili, hala daha tarım ülkesi sayılabilecek ülkemizde bu tip haberleri okuyup garipseme aşamasındayız henüz. Bize göre alem adamlar bunlar! Evet araç sayımız ABD'yle kıyas kabul etmez ama insanın aklına ister istemez İstanbul trafiği geliyor. Kim neyi ölçüyor, kim neyi hesaplıyor acaba? "On yıl sonra ne olur" sorusu soruluyor mu? Oranın başındakiler şu ara Sevda Tepesi'yle meşguller. Ayıp olacak yoksa Kral'a!
Sonra İzmir'e bakıyoruz. Yollar tıkalı vapurlar boş. Yöneticilerden gelen öneri, fuarın altına otopark yapmak. Ne kadar cince! Sürdürülebilirlik mi? O ne ya! Biraz ileriyi düşüneceğiz artık, birazcık. Aklın yolu bir, denizle barışacağız, denizle tanışacağız. Yoksa yaya kalacağız!

ege@milliyet.com.tr







EGE
Kışa merhaba
Emeklilik hakkında her şey
Alçılı ayakla lider takibi
Okul yolu ama kaldırımı yok
Alem adamlar!
Konut değiştirme sistemi "filtering"i çok konuşacağız





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Arzu Çetik
Necati Çetiner
Elif Demirci
Özgür Kaynar
Reşat Kutucular
Deniz Sipahi

© 2006 Milliyet