|
 |
|
|
Psikolojik savaş
Teknik direktörü sürekli eleştirilen, gidiyor mu, kalıyor mu diye adeta 900'lü hatlar açılan Fenerbahçe takımı oyuna konsantre ve arzulu başladı.
Bunda ön önemli sebep hocalarına sahip çıkma düşüncesiydi. Çünkü futbolcular Zico'yu çok seviyorlar ve kendisine yapılanları hak etmediği fikrindeler. İkinci sebep de yağmur nedeniyle ağırlaşan saha da oyuncuların daha dikkatli olmalarını sağladı.
Özellikle ilk 12-13 dakika önde yaptığı presle Fenerbahçe bu sezon ilk kez böyle bir tempoya ulaştı. Bugün ben bu maçı burada kazanacağım mesajını verdiler. 15. dakika golsüz geçilince Konya dengeyi sağlamaya çalıştı. İki kenar oyuncusu ve daha çok Yasin ile ileriye çıkmaya başladılar. Oyun tam dengelenmişken ancak Kezman gibi birkaç oyuncunun atabileceği muhteşem bir gol izledik. Hemen ardından Kezman ile kaçan yüzde yüz gol pozisyonu ilk yarıda maçın kopmasını engelledi.
Aurelio etkiledi
İkinci yarının hemen başında bu kez Deivid yüzde yüz bir pozisyonu harcadı. İki alternatifi vardı. Öncelikle boştaki Kezman'a topu bırakabilirdi. O ikinciyi tercih etti ve vuruşu Özden'den döndü. Bu atak da Konya'yı maça ortak etti.
Aurelio'nun sakatlanıp çıkması da hazırlık paslarında sıkıntı yarattı. Yerine giren Selçuk ise savunma güvenliğinde iyi oynadı.
Oyunun son bölümünde kenarlara inip topu şişiren bir Konya izledik. Ceza sahasının 10 metre önüne kurulan Fenerbahçe savunması yüzünden Konya uzak şutlara mahkum oldu. Ancak bunda da Rüştü sahneye çıktı.
Fenerbahçe'nin oyunun başındaki iyi futbolunu devam ettirememesinin en önemli sebebi - ki bunu en son yapması gereken takım - oyuncuların üzerindeki müthiş baskıydı. Görülen o ki, takımın kaybolmuş güvenini kazanması için bir kaç galibiyete ihtiyacı var. Özellikle de UEFA Kupası'nda. Bu maç gelecek adına Zico ve oyuncular için çok önemliydi.
rdilmen@milliyet.com.tr
|
|
|

|