Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Eylül 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
YÖK-bakanlık çekişmesi


YÖK ile Milli Eğitim Bakanlığı arasındaki bitmez tükenmez çekişmeye bir yenisi eklendi. Bakanlık, "kamu hizmetinde ihtiyaç duyulan yetişmiş eleman ihtiyacını karşılamak" için yurtdışına yüksek lisans ve doktora öğrencisi göndermek istiyor. Bunun işlemlerini başlattı da...
YÖK buna karşı çıkıyor. YÖK'ün iki itirazı var:
  • Bakanlık bu uygulama ile YÖK'ü dışlıyor.
  • Bakanlık siyasi kadrolaşma yapacak.

  • YÖK de bakanlık yoluyla yurtdışında yüksek lisans ve doktora yapacak olanları 'tanımayacağını' yani, onlara akademik kadrolarda yer vermeyeceğini söylüyor! 'Misilleme' yani!
    Kim haklı? Önce hukuka bakmak gerekir.

    Hukuk ne diyor?
    1929 yılında çıkarılan 1416 sayılı kanun, kamunun yetişmiş eleman ihtiyacı için "ecnebi memleketlere talebe gönderilmesini" düzenliyor. Kanuna göre, sınav yapma ve sınav kıstaslarını belirleme yetkisi Milli Eğitim Bakanlığı'na ait.
    Hukuki değil siyasi bir itiraz olarak bakanlığın "yandaş kadrolaşması" yapacak şekilde sınav şartlarını 'düzenleyeceği' öne sürülebilir.
    Bakanlığın belirlediği sınav şartları şöyle:
  • ÖSYM tarafından yapılan ve YÖK'ün de kabul ettiği LES (lisans üstü eğitim) sınavında en çok 100 üzerinden 60 puan almış olmak... Bu, YÖK'ün de kabul ettiği bir kıstastır.
  • Buna ilaveten üniversiteden mezuniyet notu dikkate alınacak.
  • Yabancı dil konusunda yine ÖSYM tarafından yapılan Kamu Personeli Dil Sınavı ve Üniversitelerarası Kurul Dil Sınavı puanları geçerli olacak.
  • YÖK'ün ve üniversitenin 'tanıdığı' bütün bu sınavları başarmış bir kimse, en son Milli Eğitim'in mülakatına girecek.


  • Oligarşik yapı
    Bakanlık, öğrenci seçimini YÖK tarafından da tanınan bütün akademik ölçülere sahip üniversite mezunlarının katılacağı bir havuzdan yapıyor.
    Bakanlık, Milli Savunma ve TPAO dahil, kamu kurumlarının ihtiyacını onlara sorarak tespit etmiş, ona göre sınav açmış. Sınavlara yukarıdaki akademik şartlara sahip 840 kişi katılmış, 609'u başarılı olmuş. Normal değil mi?
    Öte yandan, kamu kurumları için dışarıya öğrenci gönderilmesinde YÖK'ün kanuni bir yetkisi yok ki "dışlanmış" olsun. YÖK kendisi için eleman gönderebilir.
    Türkiye'deki akademik sınavları başarmış, yurtdışında da doktorasını yapmış bir Türk vatandaşını, sırf "Bakanlık göndermişti" diye YÖK'ün 'tanımaması' hukuka da akademik ölçülere de sığmaz.
    YÖK bu kadar 'kendisinin partizanı' olmamalıdır.
    Aslında 'çekişme'nin kökeninde Türkiye'de üniversite kurumunun 'kökten siyasallaştırılmış' olması yatıyor. Bizde üniversite kurumu siyasi tasfiyelerle ve siyasi ödevler yüklenerek kuruldu, her askeri müdahalede bu tekrarlandı.
    Onun için, darbe fetvaları veren hukuk fakülteleri, üniversite senatosu kararıyla orduyu müdahaleye çağıran üniversiteler bizdedir!
    Bu yapıyı, 12 Eylül, 'sızma olmasın' diye kapalı, oligarşik bir sisteme oturttu. Onun için gazetelerde "eş dost, gelin, damat kadrolaşmaları" yayımlanan üniversiteler de bizdedir!
    Onun için uluslararası çapta saygın üniversitemiz azdır.
    Üniversiteye 'partizanlık' sokmak da üniversiteyi 'bizim kalemiz' gibi görerek 'karşı partizanlık' yapmak da aynı ölçüde yanlıştır.
    Bilim de sosyal barış da açık, rekabetçi yapılar gerektirir.

    t.akyol@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    YÖK-bakanlık çekişmesi
    YÖK ile Milli Eğitim Bakanlığı arasındaki bit...
    Çetin ALTAN
    "Yazarlar"a karşı barbarizmin pençesi ve Köyceğiz günleri noktalanırken...
    M.Ö. 330 yıllarında Büyük İskender tarafından...
    Melih AŞIK
    Tohum ve toprak
    AB'nin isteği üzerine TBMM'ye sevk edilen bir...
    Fikret BİLA
    Bardakoğlu: Sosyalleşme kanalları lazım
    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğ...
    Hasan CEMAL
    Baykal'la kıyameti koparmak!
    Sosyal demokratlık nedir? Hele Türkiye gibi y...
    Güneri CIVAOĞLU
    Hanedanın sesi
    Osmanlı ailesinin en büyüğü Ertuğrul Osman Ef...
    Can Dündar
    Atatürk'ün günlükleri
    28Temmuz 1918 Pazar:
    Abbas GÜÇLÜ
    AKP Çelik'i gözden mi çıkardı?
    Milli Eğitim Bakanı Çelik'in özel öğretim kur...
    Semih İDİZ
    Medeniyetler çatışmasının ön cephesine sürükleniyoruz
    Papa 16'ncı Benedictus ile birkaç gün önce öl...
    Metin MÜNİR
    Kıbrıs'ta aforoz liginin yeni takımları
    Kıbrıs'taki koalisyonun büyük ortağı Cumhuriy...
    Hasan PULUR
    Solun tarihinden bir görüntü...
    ABDÜLKADİR Demirkan kimdir?
    Derya SAZAK
    Ekim dalgası
    IMF'nin 'ikinci dalga' uyarısı ekim gelmeden,...
    Meral TAMER
    TBMM'de Akdağ'a tüp bağlatma için soru önergesi!
    Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, geçen ay...
    Tamer HEPER
    Para dediğin nedir ki?
    Bu memleketin kalkınması için elinden geleni ...
    Yaman TÖRÜNER
    Bankacılık suçları
    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok,...
    Güngör URAS
    Dalga devam edecek (Dalga gemiyi sallar ama her dalga gemiyi batırmaz!)
    Dün gene piyasa dalgalandı. Dalgalanma demek,...
    M. Ali BİRAND
    Cemil Çiçek, galiba haklı çıkacak
    Adalet Bakanı Cemil Çiçek ile, KRİTER'in Paza...

    © 2006 Milliyet