Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Eylül 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AKP biraz da İzmir'e ilgi gösterse

Satır Arası / Deniz Sipahi

İzmir'in bir tek var olma nedeni var. O da limanı...
Yüzyıllardır değişmeyen bir gerçek bu.
İzmir'de bir ekonomik hareketlilikten bahsediyorsak bunu da limana borçluyuz.
Ne yazık ki; 1954'te başlayan inşaat tamamlanmış değil.
Zamanında genişletilemediği ve iyi çalıştırılamadığı için Pire bugün İzmir'in çok daha önünde gözüküyor.
Oysa Alsancak kapasitesinin çok altında hizmet üretiyor.
Üzerinde titizlikle durmamız gereken bir konuyu bizler geçiştirmekle yetiniyoruz.
Bu bölgenin kalkınabilmesi için Alsancak limanını daha iyi işletmemiz gerekiyor.
Özelleştirme süreci sonrasında dilerim aradaki fark biraz olsun kapanır.
Bir süre önce bir uygulama başlatıldı.
İzmir'de trafik akışını hızlandırmak için 07.00-10.00, 17.00-19.30 arasında kent içine kamyon ve TIR girişi yasaklandı.
Yetkililer trafiğin biraz olsun rahatladığını söylüyorlar.
Ben bir fark görmediğimi altını çizerek söylüyorum.
Her gün Bostanlı'daki evimden gazeteye geliş ve gidişlerde sıkıntı çekmeye devam ediyorum.
Özellikle akşam dönüşler bir kabusa döndü diyebilirim.
* * *
Trafikten Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Süleyman Oğuz, "Ağır taşıtların şehir içine belirli saatlerde girmemesi yönünde 1996'da alınmış karar vardı. Üç yıl öncesine kadar uygulandı. Uygulanmadığı dönemde fazla sıkıntı olmadı. Çünkü ekonomik kriz nedeniyle vatandaş aracını fazla kullanmıyordu. Araç sayı ve yoğunluğu arttı. Biz de uygulamayı başlattık..." diyor.
Diyor da asıl gerçeği konuşalım diyorum.
İzmir'in var olma nedeni limansa yasak değil çözüm üretmek zorundayız.
Kim ne söylerse söylesin; çare de limana olan yol bağlantılarının yapılmasından geçer.
AKP hükümetinin çevre yolunu bitirme sözü var.
Öncelikle Başbakan bu sözünün gereğini yerine getirsin.
Bu yol yıllardır devam ediyor ama işin zor kısmı önceki iktidarlar zamanında bitirilmiş oldu.
Tüneller, geçiş bağlantıları yolun zor olan kısımlarıydı.
Şimdi geriye ara bağlantılar kalmış durumda.
Yetkililerle konuştum; üç aydır bir kuruş bile İzmir'e gönderilmiş değil.
78 milyar YTL'lik ek ödenek gelmezse Örnekköy bağlantısının yıl sonuna kadar yetiştirilmesi mümkün değil. O da tek taraflı olacak yani yolun tamamının bitirilmesi için 180 milyon dolara daha ihtiyacı var.
Barselona'da limana bir cazibe merkezi olarak bakılır; gittiğinizde çevre yollarının bitirildiğini, araçların kent içi trafiğine girmeden yollarına devam ettiğini görürsünüz.
Bizde ise tam tersi bir yaklaşım vardır.
Elmayla armudu karıştırmayalım.
İzmir'de sorun liman değil, çevre yollarının bitirilmemiş olmasıdır.
AKP İstanbul ve Ankara'ya gösterdiği ilgiyi biraz da İzmir'e gösterse iyi olur.


Bir temel atma töreni ve Atatürk'ün Papa'ya yanıtı

Kısa bir süre önce gerçekleşen Gördes Meslek Yüksekokulu'nun yeni binasının temel atma törenine halkın katılımı geniş, coşkusu büyüktü.
Manisa Valisi Refik Arslan Öztürk ve Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil Özcan'ın da yer aldığı törenin ardından Gördes'te halkın ilk kez böylesine kenetlenip bir araya geldiğini ve bu kadar coşkulu olduğunu öğrendim.
Farklı siyasi parti ve görüşlere sahip, farklı ekonomik koşullardaki ve belki de farklı etnik kökenlerden gelen bu insanları bir araya getiren, coşku veren şey neydi?
Bu insanların ortak özellikleri Gördes'li olmaları ve Gördes için çok yararlı olacak bir projeye ellerinden geldiğince destek vermeleriydi.
Amaçları öğrenci sayısının artması yoluyla ilçenin ekonomik koşullarını düzeltmekti. Coşkuluydular, çünkü Rektör Özcan'dan, yaptıkları fedakarlıkların karşılıksız kalmayacağını öğrenmişlerdi.
* * *
Türkiye'nin, belki de dünyanın, duyduğu gereksinim bu olabilir mi? Çeşitli yönlerden farklılıklar gösteren insanların ortak bir paydada buluşmaları, "hangi yönlerden farklı" olduklarını değil, "hangi yönlerden aynı" olduklarını düşünüp, toplumun çıkarına olan ortak bir amaç uğruna bir araya gelmeleri. "Ne mutlu ki Gördesliyim", "Ne mutlu ki Türküm" veya "Ne mutlu ki insanım" diyebilmeleri.
Bunları düşünürken Papa'nın sarf ettiği malum sözler beynimde bomba etkisi yaptı. Bu sözler birleştirici ve yapıcı olması gerekenlerin nasıl bölücü ve yıkıcı olabildiklerine güzel bir örnek. 21. yüzyılın Papa'sına Mevlana 13. yüzyıldan İslam dininin en güzel yorumuyla sesleniyor:
"Birleştirmek, bunun için geldik biz. Bölmek, biz böyle amaç gütmeyiz."
İslam dininin akılla bağdaşmadığı yönündeki sözlere en güzel yanıtlarsa Atatürk'ten: "İnsanlara verimlilik ve olgunluk ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor. Eğer akla, mantığa ve gerçeğe uymamış olsaydı, bununla diğer ilahi doğa kanunları arasında çelişki olması gerekirdi. Çünkü, tüm evren kanunlarını yapan Tanrı'dır.", "Hangi şey ki akla, mantığa, toplum çıkarlarına uygundur; biliniz ki o dinimize de uygundur."
Özellikle üst makamlardakiler "din" gibi, "şehitlik" gibi halkın son derece duyarlı olduğu konularda konuşurken bir değil on kez düşünmeliler; ağızlarını tutamıyorlarsa üst makamlara heveslenmemeliler.
Papa'ya ve üst makam heveslilerine duyurulur.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok'un kaleminden, okulgen@superonline.com)


dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
Grip kuşu
AKP biraz da İzmir'e ilgi gösterse
Eski ve yeni Ramazanlar





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Nesrin Coşkun
Deniz Sipahi
İsmail Sivri

© 2006 Milliyet