|
 |
|
|
Şiddet ve hiddet
Hani derler ya, "bu ne hiddet, bu ne şiddet" diye. Yine öyle olmuş. Büyüklerimiz hiddetle kalkmış, şiddetin sebebini ve çaresini aramışlar.
Zaten hep böyle olur. Büyükler kendilerine uygun dostları ile panel hazırlarlar. Umumiyetle burada havada uçuşan, particilere uygun, etkileyici, renkli, ilmi sözler söylenir. Ama nedense tatbikat gelecek bahara kalır. Çünkü işin özünde realitiye giden yol kapalıdır.
Hele hele bir cümle var ki, bayılırsınız. İşin içine para karışınca böyle oluyor denmiş. Be kardeşim, tribündeki adamın ekonomik sosyal yapısının bu paradan nasibi ne ki? Şiddeti yapan, küfreden, şişe atan adam o. Avrupa'da şiddet az veya yok denmiş. Hop dedik. Şiddetin Avrupalısı yerlisi olmaz ki. Hele şimdilerde siyasi oyunculara karşı gösterilen reaksiyon bir şiddet değil mi? Oralarda şiddet fazla görülmüyorsa, bu oradaki devlet adamlarının basiretinden, alınan tedbirlerin ciddiyetinden. Hem orada ne federasyon problemleri var, ne birbirine çatan ve sataşan kulüp başkanları, ne de televizyonlarda sporu magazin haline getiren medya mensupları. Ne de ayak üstü yalan söyleyenler.
Avrupa'da hele hele halkı aldatacak yalan söyle bak neler oluyor. Macaristan'ta sokağa taşan şiddet ve hiddet, esasında ister sporda olsun, ister politikada öğretici toplumsal bir uyarıdır.
faksoy@milliyet.com.tr
|
|
|

|