Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Eylül 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Tehlikeli denizde (1): Dalga bizi yutmasın


Çarşamba günü yayımlanan yazımda, büyük ölçüde dış kaynağa bağımlı hale gelen ekonomimizdeki büyümenin sürdürülebilirliği konusunda neden kaygılı olduğumu şöyle ifade etmiştim:
"Benim kaygım, uluslararası sermaye hareketlerindeki bir yön değişikliğinin Türkiye'nin kendine özgü riskleriyle bütünleşerek Türkiye'ye dış kaynak girişini ani olarak azaltması. Mayıs - haziran aylarında bunun bir provası yaşandı ve nelere yol açabileceği konusunda iyi bir fikir edinildi. IMF'nin de uyardığı gibi, ikinci bir dalganın gelmesi halinde bunun ülkeyi ve büyük ölçüde dış kaynak kullanan sanayiciyi yaralaması gözardı edilemeyecek bir olasılık."

Dalganın tehlikesi
Cuma günü piyasalarda yaşananlar benim kaygılarımın çok da yersiz olmadığını gösterdi. Şimdi bu son dalganın günlük bir olay olup olmadığı ve ekonomimize yapacağı etkinin boyutları tartışılıyor ama bu son olayın çarpıcı biçimde gösterdiği bir gerçek var: Çok tehlikeli bir denizde ilerliyoruz ve gemimiz de çok sağlam değil.
Cuma günü dünyada ve ülkemizde mali piyasaları sallayan dalganın nedeni olarak gösterilen gelişmeler arasında ne isterseniz var: ABD ekonomisindeki yavaşlamanın derinliği, düşen petrol fiyatlarının Rusya'yı olumsuz etkilemesi, Brezilya'daki seçimler, Tayland'daki askeri darbe, Macaristan'daki siyasi karışıklık, Polonya'da hükümetin dağılma noktasına gelmesi, Güney Afrika'nın büyüyen cari açığı, Ekvator'un borç ödeme sorunu.
Burada önemli olan, ilk bakışta birbiriyle ilişkisiz gibi görünen tüm bu olayların, 2002'den bu yana dünya ekonomisindeki gelişmeleri belirleyen senaryonun şimdi ciddi biçimde sarsılmakta olduğunu göstermesi.

Sarsılan senaryo
Şimdi sarsılmakta olan bu senaryonun ana unsurları şunlardı:
  • Likidite bolluğu ortamında yükselen konut fiyatlarına dayanarak büyüyen ABD ekonomisi
  • ABD'nin tüketimiyle, Çin'in üretimiyle ve finansmanıyla hızlı büyüyen dünya ekonomisi
  • Petrol ve temel maddelerde, dünyadaki hızlı büyümeyle jeopolitik risklerin tetiklediği hızlı fiyat artışları
  • Petrol ve temel madde fiyatlarındaki yükselişin bu ürünleri ihraç eden ülkelerin büyüme hızlarını artırması ve borçlarını eritmesi
  • Bu ortamda hemen tüm 'Yükselen Pazar' ülkelerinin durumunun düzelmesi ve bu ülkelerin artık istikrarı yakaladığına inanılması
  • Genişleme sürecinde Avrupa Birliği üyesi olan eski Doğu Bloku ülkelerinin artık sınıf atladığı ve ciddi sorunlar yaşamayacağının varsayılması
  • Bu ortamda 'Yükselen Pazar'lara yılda 400 milyar doların üzerinde özel sermaye girişi olması


  • Türkiye'ye etkisi
    Şimdi yaşanmakta olan gelişmeler, bu senaryonun bütün unsurlarının ve varsayımlarının tartışmalı hale geldiğini gösteriyor. Bu bizim için çok önemli çünkü Türkiye son dört yıla damgasını vuran bu senaryo sayesinde büyük çapta dış kaynak çekmeyi ve hızlı büyümeyi başaran ülkelerden biri.
    Küresel senaryodaki olası değişimi ve bunun ne tür riskler yaratabileceğini yarınki yazımda ele alacağım.

    oulagay@milliyet.com.tr








    Çetin ALTAN
    Ramazan geldi hoş geldi, baklava tepsisi boş geldi
    Ee işte yine bir ramazan ayının ilk günü...
    Melih AŞIK
    Şafak sohbeti...
    Mahkeme gürültüsü bitti... Şimdi yazabiliriz....
    Fikret BİLA
    Büyükanıt: Harp Okulu konuşmamı bekleyin
    Avrupa Birliği'nin eleştiri okları, son günle...
    Hasan CEMAL
    Mutlu ol şimdi!
    Bazı sözler insanı bir anda yakalar, düşündür...
    Güneri CIVAOĞLU
    Mahrem kulis
    Bir "şah-mat" hamlesi -mahrem- konuşuluyor......
    Can Dündar
    "Bodrum'daki sessiz odamdayım"
    1996'da "Aynalar" belgeselini hazırlıyorduk....
    Abbas GÜÇLÜ
    KKTC, üniversiteler, siyaset ve ek yerleştirme
    Dün gün boyu KKTC'deydim. Önce KKTC YÖK'ü ola...
    Metin MÜNİR
    Bitkin
    Dalgaların üzerinde kıyıya vurduktan sonra da...
    Hasan PULUR
    Cumhuriyet'in ilk nafaka davası...
    BİZ gerektiğinde "Türkiye Cumhuriyeti, 1923't...
    Derya SAZAK
    Kon-Tiki
    Serüven meraklıları, Norveçli ünlü araştırmac...
    Meral TAMER
    Vakko yönetiminde 2 zıt kuzen
    Vakko, 2. kuşak patronları, üst düzey yönetic...
    Ece TEMELKURAN
    Mehmet Dülger'e 'kadın' mektubu: Biz size alışamadık!
    'Bacaklarını açmış oturuyor adam. Böyle! Nefr...
    Tamer HEPER
    Vicdan azabı çekerler mi?
    Daha kanun çıkmadan önce yazdım. Kanun çıktı ...
    Osman ULAGAY
    Tehlikeli denizde (1): Dalga bizi yutmasın
    Çarşamba günü yayımlanan yazımda, büyük ölçüd...
    Güngör URAS
    Ramazanda insanlar rahatlar, verim düşer
    Onbir ayın sultanı ramazan geldi. Hoş geldi. ...
    Serpil YILMAZ
    Bize mal gönderin!
    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB)...

    © 2006 Milliyet