Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Eylül 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hiçbir şeyden çekmedi dünyada zayıflığından çektiği kadar



malphan@milliyet.com.tr



Sıfır beden meselesi bu aralar moda dünyasını sallayan birinci gündem maddesi. Yıllardan beri zayıf mankenlerin basında yer alan görüntülerinin genç kızları kötü yönde etkilediği, onları anoreksia hastalığına sürüklediği konuşulur durur ama bu konuda bir şey yapılmaz, herkes konuştuğuyla kalırdı.
Bu yıl yetkililer harekete geçti ve sıfır beden mankene podyum yasağı getirilmeye başlandı.
Önce İspanya'nın başkenti Madrid'de "cılız" mankenlerin moda haftasında podyuma çıkamayacağı açıklandı, şimdi de Londra ve Milano'da bu yönde bir karar alınması konusunda ısrarlar sürüyor. Cılız mankenden kasıtları ise boy ve kilo oranına göre hesaplanan vücut kitle indeksi 18,5'in altında olanlar. Bu hesaba göre podyumların yıldız süpermodellerinin çoğu barajı geçemiyor: Esther Canadas, Naomi Campbell, Kate Moss, Eva Herzigova, Gisele Bündchen... Bırakın süpermodelleri şu anki modellerin yüzde 80'i işi bırakmak zorunda. İşi bıraktıklarında ne yapacaklar? Televizyon karşısında bol bol abur cubur yiyip "Ah ben ne yaptım, kötü örnek oldum? Daha beter bir cezayı hak ediyorum" diye vicdan azabıyla kıvranacaklar. Belki birkaçı da intikam duygusuna yenik düşüp şişman kız katili olur. Bazıları birleşir ve "Sıfır beden kızlar hareketi"ni başlatır ve şişmanlar dünyasında haklarını aramaya girişirler.

Twiggy'ye ne demeli?
Bu da faşizm değilse nedir? "Bu kızlar anoreksik zaten" deniyor. Oysa anoreksia dönemi birkaç yıl önce kapandı. İtalyan Moda Komisyonu'nun başkanı Mario Boselli şöyle diyor: "Yönetmeliklere ihtiyacımız yok, model ajanslarının ve tasarımcıların sağduyusu yeterli. Ergenlikteki anoreksia podyumlardaki mankenlerden çok, kişisel sorunlarla alakalı. Artık anoreksik model neredeyse hiç yok."
Bir de anoreksik görünümlü modellerin son yılların olayı olduğu söyleniyor. Ya 60'lara damgasını vuran Twiggy'ye ne demeli? Twiggy zamanında bugün hiçbir modelin olmadığı kadar ünlüydü hem de. Yeni nesil bile adını duymuştur.
Moda tüm endüstriler arasında görselliği en ön planda olan alan. Böyle olunca ürünler pazarlanırken müşteriye olabilecek en hoş şekilde gösterilmesi gerekiyor. Kilosu ne olursa olsun her kadın kendine yakışan giysiler bulabilir ancak her türlü kıyafetin sunumu söz konusu olduğunda acı ama gerçek olan bir şey var ki zayıf insanların üzerinde neredeyse her şey iyi duruyor. Doğal olarak markalar da zayıf mankenleri tercih ediyor.
Tamam, "aşırı" zayıf mankenler kilo almaya teşvik edilsin ama onları sınıflara ayırıp işlerini yapmaktan alıkoymak da neyin nesi? Hem de böyle aniden. Bari kızcağızlara birkaç ay önceden haber verselerdi de birkaç kilo alsalardı. Hele Naomi... Yazıktır, günahtır, podyumlar onsuz neye benzer? Naomi'nin bugüne kadar dayağından küfrüne işlemediği suç kalmadı ama Orhan Veli yaşasa şöyle derdi: "Hiçbir şeyden çekmedi dünyada zayıflığından çektiği kadar..."


Üstünde atlet altında kapri

Geçtiğimiz hafta basın BELBİM'in genel müdürü Adnan Şahin'in aşk kaçamağıyla çalkalandı. Çocukları varmış, sevgilisi Hatice Sadioğlu da evliymiş, aslında sevgili değil de aile dostu imişler, kucak kucağa resim çektirirken de dereyi geçme mizanseni yapıyorlarmış. Bunlar beni güldürüyor, komik sonuçta ama aslında pek ilgilendirmiyor.
Şahin'in dere kenarındaki kıyafetiyle ise çok ilgileniyorum. Burada sözü geçen, muhafazakar bir partinin belediyesine bağlı çalışan, eşi türbanlı bir adam. Hiç görmeseniz bile, kafanızda tipi, kıyafeti üç aşağı beş yukarı canlanabilir. Peki bu kıyafet ne? Atlet üzeri polo yaka tişörtü geçtim, parmak arası terlikleri geçtim, baştan aşağı beyazlara bürünmesini geçtim ama o kapri pantolonu geçemiyorum işte.
Erkekte kapri, modern çevrelerde bile tartışılan bir kıyafet. Eskiden sörfçülerin falan giydiği kapri, moda çevrelerinin yönlendirmesi sayesinde birçok erkeğin gardırobuna girdi. Ama İslami çevrelerden birinin kapri giydiğine pek tanık olduğumuz söylenemez. Şahin herhalde dereyi görünce paçayı sıvamak yerine altına kapri geçirmiş.



Sahneden toplantıya

Bir zamanlar New Kids on the Block genç kızlar için neyse, bugün de Türk genç kızları için Keremcem öyle. Konserleri dolup taşıyor, yırtınan ve ağlayan kızlar ona yaklaşabilmek için birbirlerini ezip geçiyor. Böylesine genç bir hayran kitlesi olan şarkıcının sahneye dünyanın en sıkıcı giysileriyle çıkması anlaşılır gibi değil.
Tamam, sahnede takım elbise giyilebilir. Ama Keremcem'inki gibi değil. Nick Cave'e bakın, Franz Ferdinand'a bakın, Bryan Ferry'ye bakın. Bir de Keremcem'e bakın. Onlar müzisyene benziyor, Keremcem ise konser biter bitmez dosyalarına gömülecek olan bir işadamına.





CUMARTESİ
"Mozart ve Puccini söylüyoruz ama sıkılmayacaksınız"
Gözümüz parasında değil kendisinde
En moda En yeni
Parlak renkli laptop çantaları
ne var, ne yok
Heyecan arayanlar için iki yarış birden
Her damağa uygun iftar sofrası
Bebeğinizi doğru emziriyor musunuz?





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Süha Umar

© 2006 Milliyet