Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Eylül 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dedikodular bitti, şimdi sıra filmlerde

Türk sineması Antalya'da iyi bir sezona başladığının müjdesini verdi. 'Kader', 'İklimler', 'Takva' gibi filmler, yersiz dedikodular ve kişisel meselelerle geçen 'Portakal'a renk kattı

Alin Taşçıyan

Türkiye, 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali'ni amacı üzüm yemek değil bağcı dövmek olan yergiler, haddini aşan eleştiriler, yersiz dedikodular, kişisel meseleler ve üzücü olaylarla takip etti. Bir film festivalinin asal işlevinin izleyiciye film göstermek olduğu unutuldu. Oysa festivalde yerlisiyle, yabancısıyla son derece iyi filmler vardı. Türk sineması iyi bir sezona başladığının müjdesini verdi. Antalyalılar sinemaya izleyici olarak kısa metrajı, belgeseli, Asya tipi aksiyonu, Avrupa tarzı sanat filmiyle sahip çıktığını gösterdi.


Işıl ışıl parlayan filmler
Film festivallerindeki konuşmalar, kokteyller, konuklar vb. uçar, geriye filmler kalır. Onlar olmasa da festival olur, ama filmsiz ve izleyicisiz festival olmaz. Bu noktayı sürekli es geçen bir ortam ve izzet ikram içinde ışıl ışıl parlayan Altın Portakal'lık filmler vardı.
Ödül töreninde Ulusal Kısa Film Yarışması jürisinin yönetmelik gereği sadece iki filme "Bir Damla Su" ve "Poyraz"a ödül verdikten sonra takdir ettikleri yedi filmin daha adını saydıkları, 18 filmin yarısını beğendikleri gözden kaçırılmamalı. Bu filmlerin yönetmenleri Türk sinemasının gelecekteki temsilcileri olacak.
Bugünkü temsilcilerine gelince: Nuri Bilge Ceylan'ın dünya sinemasının son dönemdeki en kişilikli yönetmenlerinden biri olduğu uluslararası arenada kabul ediliyor. "İklimler" onun klasına yakışır bir film. Zeki Demirkubuz da kişiliği, biçemi ve tavrıyla filmlerinden kendine özgü bir dünya yaratabilen ve o dünyayı izleyiciye hilesiz aktaran bir yönetmen. "Kader"de hiçbir entelektüel anlam yüklenmemiş aşkın karşı konulmaz gücüyle sürüklenen iki karakterin öyküsünü anlatıyor. Demirkubuz'un bir bütün olarak bu filmdeki yetkinliği ona haklı bir Altın Portakal kazandırdı. "Kader"in asıl başarısı,, çok genel geçer sandığımız kader-aşk kavramlarını ve hayatımıza nasıl yön verdiklerini bir kez daha ciddi biçimde düşündürmesi.


Sinemamızdaki en iyi prodüksiyon
Yeni Sinemacılar'ın ödüllere boğulan "Takva"sı ise tarikatları döndüren para çarkını, kendi halinde bir müminin varoluşsal bunalıma dönüşen çelişkisiyle ustaca ifade ediyor. Özer Kızıltan, artık dikkatle izlenecek bir yönetmen olarak mimlendi.
Sanat ve görüntü yönetimi başta olmak üzere teknik ödülleri toplayan "Takva" bunların bir kısmını "Cenneti Beklerken"den kıl payı kaptı. Filmlerinde sanatı ve mistisizmi hep ustalıkla harmanlayan Derviş Zaim, 17'nci yüzyılda isyanların çıktığı Anadolu'da bir nakkaşın yolculuğunu, felsefi ve politik bir yapıtın aracı olarak kullanıyor. Türk sinemasında gördüğümüz en iyi prodüksiyon "Cenneti Beklerken"dir desek yalan olmaz.


Jüri Başkanı Şerif Gören'in gözdesi olan "Eve Dönüş"ün, 12 Eylül'den sonra tutuklanan ve suçuna dair hiçbir kanıt bulunmayan insanlara nasıl işkence edildiğini göstererek bu karanlık dönemi eleştirme çabası çok saygıdeğer. "Eve Dönüş" bu anlamda naif bir film; ama içeriği nedeniyle, "Kader"den ya da diğerlerinden üstün tutulması gereğini empoze etmek antidemokratik bir tavır olur.
Toplumsal sorunlar söz konusu olduğunda, 43. Altın Portakal'ın Ulusal Belgesel Yarışması'nın birbirinden çarpıcı konular işleyen finalistlerinden başkasına söz düşmez. En İyi Film seçilen "Gündelikçi" en kaba halimizle "kadın" diye hitap ettiğimiz temizlik işçilerinin, Özel Ödül alan "Ömer Eve Gel" ise mültecilerin trajedilerini ekrana taşıyor. Diğer filmler arasında töre cinayetlerini anlatan "Kadına Ağıt"tan bireysel silahlanmanın yol açtığı cinayetleri ele alan "Öyle Duruyorum"a kadar, birbirinden güçlü yapıtlar vardı.




MAGAZİN
Dedikodular bitti, şimdi sıra filmlerde
"Figaro'nun Düğünü'ne giderken ne götürelim"
Onbir ayın sultanı, hoşgeldin!
"DJ kavramını Türkiye'ye getiren Radyo FG'dir"







ALİ EYÜBOĞLU


NİLAY ÖRNEK


ŞENAY DÜDEK

© 2006 Milliyet