Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Eylül 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Otomobil    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
MÜZİK
Plakası 34 RAP 2006

10 yıl önce bugün kaybettiğimiz Zeki Müren sahnenin kalıplarını kırmıştı. Anadolu eşrafından gelen türedi zenginlerin beğenisiyle, kentli eğlencenin arasını bulan gazinoların efendisiydi o

MURAT BEŞER

Maruf rap'çimiz Ceza'nın (Bilgin Özçalkan) son albümünün plakası yerli. Göğsünü gere gere söylüyor bunu. Sadece gururla değil, yüksek delikanlılık gururunun yanına kızgınlığını da ekleyerek haykırıyor. "Yerli Plaka" adını verdiği üçüncü albümünün kapağında, yabancı plakalı sürücülere çelik gibi sert bakışlarla, delici ifadelerle bakıyor.
Direksiyondaki Ceza'nın arabasının ön koltuğunda Sezen Aksu oturuyor. Arka koltukta ise Ayben, Sahtiyan, Yener, Alaturka Mavzer, Mihenk Taşı, Emre, Tech N9ne, Samy Deluxe, Afrob, Eko Fresh ve Killa Hakan konserve.
Rap ya da üstündeki şemsiye hip-hop, doğup büyüdüğü topraklardan azade, her kültüre sızmış, arka sokaklarda hırpalanan insanların eline tehlikeli bir silah vermiş; çenesinin uzandığı yerleri ülkesinin Bronx'una çevirmişti. Ne ki, ufak tefek oluşumlar dışında, küçük yaşam alanından sıyrılan hip-hop, kısa sürede ticarileşerek beyaz adama karşı hıncını yitirmiş ve poplaşmıştı.
Seyrin son demlerinde ortaya çıktı Ceza. "Nefret" dükkanındaki ortağı Dr. Fuchs'un askere gidişiyle kepenk indirdi. İsabetli bir kararla "Vatan" adlı eski bir parçasında milliyetçi anlamlardan dolayı hata yaptığını kabul etti.
Altı yıl elektrik idaresinde ücretli emekçi olarak çalıştıktan sonra istifa ederek kendini rap'e adayan Ceza, işçi sınıfından gelme bir yetenekti. Irkçılığa karşı, arabesk, pop ve televole kültürünün yozlaştırdığı insan profiline "Nefret"ini dile getiren rap'çinin yeteneği Batı'daki iyi örneklerinden aşağı kalır cinsten değildi. Rap müziğinin önlenemez yükselişi caddesinde güzel bir süper market açtı önce. İlk ürünü "Med Cezir"i raflara çıkarmasının ardından pop yıldızları tarafından aranan düetçi oldu.

Nalına mıhına satırlar
Ceza "Yerli Plaka" albümünü oldukça fazla otobiyografik tonlarla bezemiş. Yanında garnitür olarak da kafaya taktığı hesaplaşmaları kullanılmış. Şöhretle baş etmeye çalışırken, doğruda durmaya, doğruda dururken Üsküdar'ın yokuşlarından ve birbirine yaslanarak duran eski evlerinin oluşturduğu eski mahallelerinden öğrendiği değerleri yitirmemeye, vicdanı için de meydan okumaya azami gayret göstermiş.
Şarkılarında sıkıntı dozu yüksek. Serzeniş, hatta saldırı daim. Ama ona tezat bir duygusal yüzü de var. Ceza'nın itibar ettiği pop yıldızlarına bakan yüzü bu. Dokunaklı sözlerin ardına gizlenmiş sinsi kaderciliği ile akılda kalan "Gelsin Hayat Bildiği Gibi" adlı şarkıda Sezen Aksu ile düet yapmış Ceza.
Albümün kayıt kalitesi hayli yüksek. Önceki albümlerinde hız gösterisi yapan Ceza, burada ağır, oturaklı ve parodili bir vokal tekniği geliştirmiş. Sözler de eskisi kadar alengirli değil. Ekşi Sözlük'ten Kıraç'a, oradan rakip rap'çilere; pek çok kişi ve kurumun nasibini aldığı nalına mıhına satırlar hayli fazla.
Evet, plakasının yerli olduğuna şüphe yok ama Ceza'nın altındaki arabası özel mi, belediye otobüsü mü? Murat 124 mü, BMW mi? Belki Ceza, bir sonraki albümünde aydınlatır konuyu.

Şimdi uzaklardasın Paşam

Evinizde tek bir Zeki Müren plağı olmayabilir. Bu hakikatler konusunda neyi değiştirir ki? Çünkü pek çok şey, 10 yıl önce bugün yitirdiğimiz, sıfatları arasında en yakışanıyla Paşam'ın popüler kültür yaşamımızın tarihinde, tüm zamanların en parlayan yıldızı olduğunu göstermekte birleşir.
Yakın zamanı anımsayın. 10 Haziran 2006 akşamı konser veren Morrissey, sahneye fırlar fırlamaz "Ben Zeki Müren" demişti. Basit bir gönderme değildi bu; esprili ifade, geçmiş zaman zevklerinin onda odaklandığını gösteriyordu. Bir de kendinden sonraki bazı modaların onun üzerinden tarif edildiğini.
Az geçmişe gidelim. 16 yaşında, düğün salonunda ucuz siyah ayakkabıları ve pantolonunun arasından sırıtan beyaz çoraplarıyla Türk sanat müziğinin kalça kıvırtmaya müsait parçalarını söyleyen Tarkan'ın çıkış yaptığı "Kıl Oldum Abi"nin klibindeki görüntüler Boy George'tan esinlendiği halde, yenilikçi tavrıyla Paşam'a benzetilmiş; bu sonraları çokça giydiği tavus kuşu elbiseler ve şatafatlı tunikleriyle doğrulanmıştı.


Güzel sıfatlar taşıdı
Sahnenin kalıplarını Paşam kırmıştı. Kendi tasarımı olan T şeklindeki gazinolara mahsus sahnelere kadın elbiseleriyle ilk çıkan kişiydi. Zenne değildi, kibar ve efendiydi fakat kadınsı yanını bir incelik unsuru olarak kullanıyordu; günümüz popçularını düşündüğümüzde mumla aranacak kadar insancıl ve yapmacıklıktan uzaktı. Anadolu eşrafından gelen türedi zenginlerin beğenisiyle, kentli eğlencenin arasını bulan gazinoların efendisiydi.
Bursalıydı ama "Güzel İstanbul Türkçesi"ni herkese o öğretmişti; özellikle gözü yolda, kulağı onda olan şoför kardeşlerine. O müzik dünyasında son yılların modası olan cinsiyetsizliğin mitolojik temsilcisiydi.
Hem doğulu hem batılı, hem kadınsı hem erkeksi kodlarıyla, toplumun kimlik krizini ve simetrisi bozulmuş yüzünü yansıtıyordu.
Kolektif dedikodunun nesnesi olarak seçilmişti, her daim olayların odağında olmak mecburiyetindeydi. Kimseciklere layık görülmeyen güzel sıfatları taşıdı; "Kültür Elçisi" oldu, "Sanat Güneşimiz"di, nihayetinde "Paşamız"dı. Hiçbir ikon, onun kadar sahici nedenlerle sahip olamadı bu tip sıfatlara.
Arabesk ile sanat müziği arasına kurduğu köprü, arabeski yüksek kültürün hizmetine sokmakta büyük rol oynadı.

Gizledi kendini sevenlerinden
Büyük yıldızların kamusal alanda beyaz cam aracılığıyla ele ayağa düşeceğini hissettiğinde, Bodrum'da inzivaya çekilmişti.
Sıra dışı yaşamının son günlerinde kahrolası kiloları, damarları tıkalı kalbi, yüksek tansiyonu, şeker hastalığı, safra kesesi taşı ve gut hastalığı yüzünden şişen bacakları yüzünden çıkamaz olmuştu insan içine. Gizledi kendini sevenlerinden, gidemedi canı gibi sevdiği Gümbet'e, Bardakçı Koyu'na. Kapısına bırakılan çiçekli mektupları gecenin karanlığında gizlice alıyor ve ağlıyordu.
Yaşamının dramatik geçen son yıllarının ardından gelen acıklı ölümüyle, Paşam'sız eğlence hayatının gönyesi kaydı.
Söylentinin ayyuka çıktığı bir anda gördük onu son kez TRT ekranlarında; "Hakkınızı helal edin" dercesine bakıyordu. Bizden yana helal olsun Paşam. Yeter ki sen helal et. Öksüzlüğümüzün üzerine geçen 10 yıla rağmen bu helalliğe ihtiyacımız var.


PAZAR
"Çocukluktan beri Eskişehir'le ilgili hayaller kurdum"
Moda dünyasında sıfır beden tartışması
Taş Mektep'in 120'nci yılı
"Onu 1 milyar Çinli arasından bulduk!"
"Filmle müziğin evliliği mükemmel olur"
Plakası 34 RAP 2006
Şansını internetten denemek isteyenlere
Hicret, medeniyet ve şiddet
"Bodrum'daki sessiz odamdayım"
Tehlikeye ilk adım
Fikirler güzel ama malzeme sorunlu
Barajlar ve çevre tahribatı
Ramazanda nasıl beslenmeli?
Büyüyünce "dansöz" olmak istiyor





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet