
|
|
|
 |
|
|
Pazartesi yazısı
SİBEL Can Hanım ile Tarık Akan Bey'in oynadıkları yeni diziyi keyifle izledik. Belki de uzun zaman sonra bizim hanımla oturup şöyle sessiz sedasız ortak izlediğimiz ender dizilerden biri oldu. Rollerine çok uymuşlar her ikisi de. Diğer oyuncular da sırıtmıyor. Olacağı belli. Sibel Hanım mahalleye yıllar sonra tekrar geliyor. Tarık Bey hatırlar gibi oluyor. Sonra hatırlıyor. Ama bir yandan da ilgili bakışlar var. Sibel Hanım'ın deli mi deli başa bela bir kocası var. Ondan kaçıyor. Ama ilerleyen bölümlerde bu koca epey dert çıkaracak gibi. Sibel Hanım'ı kafasına takmış. İlk bölümü güzeldi. İnşallah bozulmaz. Neden böyle diyorum? Çok izlenmesi için bazı değişiklikler yapıyorlar. Hemen bir gayrı nizami ilişkiler peydahlanıyor, sonra hastalıklar oluyor. Bunlar olmasın, ilk bölümde bize verilen bilgiler bu diziyi götürmeye yeterli. Yani Sibel Hanım'ın durumu, sonra Tarık Bey'in çocuklarının durumu; bunların üzerinden dizi epey bir süre gider diye düşünüyorum.
* * *
"YABANCI Damat" da keyifle izlediğimiz dizilerden biriydi, o da başladı. Yeni bölümleri de gösteriyor ki kendini izlettirecek bu dizi. Gerçekten Sumru Hanım olsun, Erdal Bey, Zeki Bey olsun, genç evliler olsun hepsi çok iyi oynuyorlar. Bu arada hanım nereden görmüşse Yunanlıların çektiği benzer bir dizi de TV8'de başlamış. O daha sonraydı. Diziyi bitirdik oraya geçtik. Bir Yunanlı kız ile Türk gencinin aşkını anlatıyor. Bir sahne dikkatimi çekti. Cami'de namaz kılıyorlar ve Yunanca ne okunduğu yazıyor altta. Sanırım böyleydi. Çok hoşuma gitti. Dostluk böyle oluyor. Bu kadar sene ne diye didişmişiz? Birbirimize benziyoruz aslında. Bundan on sene önce böyle bir dizinin bir Yunan televizyonunda oynaması sanmıyorum ki mümkün olsun. E bizde de öyle değil mi? Ama doğrusunu söylemek gerekirse bizim dizinin çekimi Yunan dizisine fark atıyor diyebilirim.
* * *
ÜŞENMEDİM sabah programlarını teker teker izledim. Hanım güne böyle başlıyor. Dokuz gibi açıyor televizyonu, sonra öğlen yemeğine kadar gidiyor. Söyleyebileceğim tek kelime var; gerçekten biz zekâ özürlüyüz. Sunucuların anlattıkları, oraya gelmiş, yaşını başını almış hanımların konuşmaları... Ortada sadece bir dedikodu var. Şu bizim mahalledekinin daha genişletilmiş olanı televizyonda. Vallahi yazık!...
s.kologlu@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|