Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Eylül 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Antalya'da sinema az tartışma ise çoktu!

Jüride yaşanan Şerif Gören krizi, Selda Alkor'un 'Sibel Kekilli tepkisi', düzenlenen workshop'a isyan, festivalin politize edilmesi ve daha pek çok 'olay'... 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde filmlerden çok bunların konuşulmasını değerlendirdik...

Alin Taşçıyan

43. Antalya Altın Portakal Film Festivali sona erdi, ama bu popüler etkinlik, geçen yıl yenilenmesine, geliştirilmesine, uluslararası alana açılmasına rağmen henüz rayına oturmadı. Hâlâ isteyenin rahatça yıpratabileceği kadar kırılgan bir zeminde yükselmeye çalışan festival ile ilgili önemli tartışmaları lehte ve aleyhte, iki yönüyle değerlendirdik.

Kekilli ve sistem hatası
Festivalin son gününde Hillside Su Oteli'nde düzenlenen 'workshop'ta (atölye çalışması) Helen Mirren, Taylor Hackford, Norman Jewison gibi isimlerin yanında genç yeteneklerin ve özellikle Sibel Kekilli'nin adının "Sinemanın Dev İsimleri" başlığı altında sayılması, haklı olarak tepki gördü. Selda Alkor, bu tepkiyi yüksek sesle dile getirirken, film eleştirmenleri de başlığı hatalı buldu. Festivalin ünlü konuklarıyla basını ve sinema öğrencilerini buluşturmayı amaçlayan bu iyi niyetli girişim, ters tepti.


Kuşak çatışması
Öncelikle böyle spontane bir toplantıya 'workshop' denemezdi. İkincisi, böyle eklektik bir listenin "Sinemanın Dev İsimleri" başlığı altında toplanması tam bir sistem hatasıydı. Buna rağmen pornografik filmlerde oynadığı için Kekilli'ye belden aşağı vurmak da zarif değildi.
Jüri Başkanı Şerif Gören'in, Ömer Uğur imzalı 12 Eylül filmi "Eve Dönüş"ün, Zeki Demirkubuz'un minimalist "Kader"ine tercih etmesi, bu tercih kabul görmeyince kırılması, Türk sinemasının kuşak çatışmasının bir simgesi sayılabilir.


Siyasi propaganda
Yeşilçam, sinemamızın geçmişini temsil ediyor, geleceğini değil. Tarihini öğrenmek, ona saygı göstermek gerekli; nostalji yapmak da hoş tabii. Ama son yıllarda Türk sinemasının yeni bir yola girdiğini, daha farklı bir niteliğe büründüğünü görmezlikten gelemeyiz. Naif biçimde 'mevzu' ve 'hissiyat'a sahip olmasını, halka hitap etmesini, belirli bir toplumsal içeriğe sahip olmasını yeterli göremeyiz. Oysa Yeşilçam'ın kurmayları, yeni kuşak sinemacıları film dili ve grameri yönünden benimseyemiyor.
Altın Portakal'a yeni bir yön verilip uluslararası alana açılması bir AKP projesi. Sadece magazinel bir ulusal yarışma olmaktan çıkarılmasını amaçlayan yeni çerçevesi, Erkan Mumcu'nun Kültür Bakanı olduğu dönemde çizildi. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel AKP'li. Festival, hükümetin maddi - manevi desteğini, Türkiye'deki diğer festivallere hiç tanınmamış bir ayrıcalıkla alma şansına sahip.
Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'un festivale bizzat katılması da incelik elbette. Ancak bu yıl Başbakan Tayyip Erdoğan, katıldığı Büyük Avrasya Gecesi'nde gövde gösterisi yaparak festivali politize etmemeliydi.

Halkla 'buluşamama'
Yerel basın, festivalin halkla buluşamadığını ileri sürdü. Sinemasever Antalyalılar yerli yapımları galalarda izlemek için yer bulamadı, şehir içi sinemalarında da gösterim yapılmasını talep etti.
Kapanış için Aspendos'un kapasitesi hedeflenerek davetiye basılmıştı. Tören yağmur nedeniyle Cam Piramit'e taşınınca davetliler kapıda kaldı. Bu kadar çok davetliyi görkemli bir konukseverlikle ağırlamaktan vazgeçilebilir...
Halkla buluşmayı kortejden ibaret gören bir zihniyet de artık değişmeli. Antalyalıların bir kısmı festivali kırk yıl boyunca önlerinden geçen şöhretlere el sallamaktan ibaret sandığı, iyi filmler izlemeye alıştırılmadığı için bir minibüs yolculuğu, ötedeki sinemalara gitme fikri yabancı geliyor.
Oysa filmlerden sonra düzenlenen söyleşilerde, dünya çapında yerli ve yabancı şöhretlere el sallamakla kalmayıp soru sorma fırsatı bulabilirlerdi.




MAGAZİN
Antalya'da sinema az tartışma ise çoktu!
'Dondurmam Gaymak' Oscar'a giden film oldu
'Jackass: 2', gişede 1 numara
'Dünya İşitebilsin Diye' Filiz Akın ABD'deydi
"Figaro'nun Düğünü'ne giderken ne götürelim"
Onbir ayın sultanı, hoşgeldin!
"DJ kavramını Türkiye'ye getiren Radyo FG'dir"







ALİ EYÜBOĞLU


NİLAY ÖRNEK


ŞENAY DÜDEK

© 2006 Milliyet