|
 |
|
|
'İrtica' uyarıları
Orgeneral İlker Başbuğ, "irticanın kayda değer mesafe kaydettiğini" belirttiği konuşmasında, "Milli Eğitim Bakanlığı kadroları, devrimlerin savunuculuğu görevini tam olarak yerine getirmekte midir?" diye sordu
ANKARA Milliyet
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, "Bugün üzülerek ifade etmek istiyorum ki, irticai tehdit, bazı kesimler kabul etmese de kaygı verici boyutlara ulaşmaktadır" dedi.
Kara Harp Okulu'nda (KHO) eğitim ve öğretim yılı açılışı nedeniyle düzenlenen törende "Atatürk ve Türk Devrimi" başlıklı bir konuşma yapan Başbuğ, Türk devriminin askeri kadrolara dayanarak gerçekleştiğini, ancak Atatürk'ün devrimlere Türk ulusunun sahip çıkmasını istediğini belirtti.
MEB'e sert gönderme
Milli Eğitim Bakanlığı'na ağır bir gönderme yapan Başbuğ, şunları kaydetti: "Toplumun bu görevleri yeterince yerine getirmesi, her şeyden önce, topluma verilecek yüksek kaliteli bir eğitim-öğretime bağlıdır. Yüksek kaliteli bir eğitim-öğretim alanında Türkiye nerededir? Türk devrimlerinin koruyucusu olan kurumlar; bugün kendilerinden beklenen görevleri tam olarak yerine getirmekte midirler? Milli Eğitim'in tüm kadroları, Türk devrimlerinin savunuculuğu görevini tam olarak yerine getirmekte midirler?"
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın laikliğe yönelik saldırılara, "Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğundan bugüne kadar hiçbir zaman, bu kadar farklı iç ve dış tehditle aynı anda karşı karşıya gelmemiştir" ifadesiyle dikkat çektiğini belirten Başbuğ, şöyle dedi:
'Devrimler aşındırılıyor'
"Bugün, üzülerek ifade etmek istiyorum ki; irticai tehdit, bazı kesimler kabul etmese de, kaygı verici boyutlara ulaşmaktadır. Devrimlerin; bazı kesimler tarafından sabırlı ve planlı bir biçimde aşındırılmaya çalışıldığı ve bu yönde de kayda değer mesafe alındığı bir gerçektir."
'1950'li yıllardan itibaren bazı marjinal grupların dinsel eğilimleri kullanarak sermaye biriktirip yatırımlara yöneldiğini, dernek ve vakıflar kurarak, eğitim-öğretim alanında ve nihayet siyasal alanda etkin olmaya çalıştıklarını' kaydeden Başbuğ, şöyle dedi: "Bu gelişmeler, Anayasamızın 24. maddesinde yer alan, 'Hiç kimse, kişisel çıkar, yahut nüfuz sağlama amacıyla, her ne surette olursa olsun dini veya din duygularını, yahut dince kutsal görülen şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz' hükmüne aykırı değil midir?
Giderek güçlenen bu cemaatler, ekonomiyi yönlendirmeye, dine bağlı bir yaşam tarzı olarak sosyal kimliklerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Bu cemaatlerle 677 sayılı kanunla varlığı yasaklanan tarikatlar, devrime karşı hareketlerin odağı haline dönüşmektedirler. Ulusal kültürün, din eksenli bir yapıya oturtulmaya çalışıldığını da görmekteyiz."
Siyaset değil görev
Başbuğ, irticai faaliyetlere karşı topyekûn mücadele verilmesi gerektiğini vurgularken, "Sayın Genelkurmay Başkanımızın da ifade ettiği gibi, 'Cumhuriyetin temel niteliklerine sahip çıkmak, iç siyasetle ilgili olmayıp, yasalarla silahlı kuvvetlere verilen bir görevdir ve askerin yasalarla verilmiş görevleri, yapma ve yapmama gibi bir seçeneği ve lüksü yoktur" dedi.
Kretschmer'e yanıt verdi
Başbuğ, AB Türkiye Temsilcisi Hansjörg Kretschmer'in, TSK'ya yönelik eleştirilerini isim vermeden şöyle yanıtladı: "Bunlar, TSK'nın siyasete müdahale ettiğini ifade ederek, silahlı kuvvetlerin, özellikle milli güvenlik açısından anayasal düzenin üç temel niteliği olan ulus devlet, üniter devlet ve laik devlete yapılan saldırılara kayıtsız kalmasını istiyorlar. TSK'yı başka ülkelerin ordularıyla karşılaştırarak farklı sonuçlar üretmeye çalışanlar, Türk toplumunun tarihini de, gerçeklerini de bilmeyenler ya da kendilerine yabancılaşmış olanlardır. TSK, üniter ve laik devletin korunmasında taraf olmaya devam edecektir."
Laiklik neden tartışılıyor?
Başbuğ, Yargıtay Başkanı Osman Arslan'ın "laikliğin Anayasa'da açık bir tanımının yapılmadığı" sözlerini de şöyle eleştirdi: "Anayasa Mahkemesi'nin laikliğe ilişkin kararlarından birisi konuyu şöyle açıklamaktadır: 'Demokrasinin iki önemli unsuru, özgürlük ve eşitliktir. Bu unsurların gerçekleşmesi, ancak dini zorlamaların olmadığı toplumlarda mümkündür.' Laiklik ilkesinin anayasal içeriği ise Anayasa'nın başlangıcı ile 24 ve 174. maddelerindeki düzenlemelerle belirgin hale getirilmiştir. Bütün bunlara rağmen laiklik kavramının neden tartışmaya açılmaya çalışıldığını anlamak mümkün değildir.
Org. Başbuğ'un sözlerine siyasilerden farklı yorumlar
ANKARA Milliyet
AKP Grup Başkan Vekili Faruk Çelik, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ'un açıklamalarını "Türkiye'de irtica varsa bunun karşısındaki birinci güç iktidar olur" diye değerlendirdi.
Çelik, şöyle konuştu:
"Türkiye'de din eğitiminin önündeki engelleri kaldırmamız gerekir. İnsanları illegal yerlerde eğitim almaktan kurtarmadığınız sürece daha çok konuşuruz. Bunun yolu da din eğitiminin devletin denetiminde sağlıklı bir şekilde verilmesidir.
Türkiye, ülkemizin AB'ye girmesini istemeyenlerce dayatılmaya çalışılan bazı konuları gerekçe yapıp, AB sürecinden geri adım atmaya başlarsa, bu tartışmaları bolca yapabiliriz. O zaman 'Türkiye'ye kolay gelsin' deriz. Türkiye bunları hak etmiyor."
CHP Grup Başkan Vekili Haluk Koç da, "Sizin de bu yönde tespitleriniz oldu. Başbuğ'un sözleri hükümete bir uyarı niteliğinde mi?" sorusunu şöyle yanıtladı: "Biz demokratik sivil siyaset süreci içinde görevimizi yapıyoruz. Biz tespitlerimizi, bulunduğumuz noktada, görevimiz çerçevesinde sürekli olarak yapıyoruz. Tespitlerimizin doğruluğunu görerek devam ediyoruz. Çözümün demokrasi içinde sahnede olacağını bir kere daha ifade ediyoruz."
|
|
|

|