Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Eylül 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hani herkes arkadaş

21 Eylül Dünya Barışı günü, futbol adına güzel sahnelerle süslendi bu sene... Musevi kaleci Aouate'nin Kefaret Günü ibadeti nedeniyle maç saatinin değiştirilmesi ve Müslüman Kanoute'nin bahis reklamlı formayı giymemesine gösterilen hoşgörü çok eski günleri hatırlattı bize. Hani herkesin arkadaş, hani oyunların sürdüğü günleri


Lyon'da doğup Fransız pasaportu taşımasına rağmen köklerini takip eden ve Mali milli takımı forması giyen Frederic Kanoute'nin yeri ayrıdır kalbimizde. Geçtiğimiz günlerde kulübü Sevilla'nın bahis firması 888.com'la yaptığı forma reklamı anlaşmasına uymak istemedi Kanoute. İslamiyet inancı gereği bir maça bahis firmasının reklamını kapatarak çıktı, daha sonra ise firmanın Afrika'daki açlara yardım sözü ile giydi reklamlı formayı.
Kanoute'nin kulübüyle anlaşmasının üstünden 1 hafta geçmedi ki, bu kez Deportivo'nun Musevi kalecisi Aouate'nin Kefaret Günü duası geldi gündeme. İsrailli file bekçisi, dini inanışına göre önümüzdeki Pazar gününün güneş batımından itibaren sadece dua etmekle mükellef. Pazar akşam 8'deki Real Sociedad maçı ise onun ibadet saatine denk geliyor. İspanya Futbol Federasyonu kulüplerle görüştü ve maçı 2 saat geriye, yani İsrailli Aouate'nin ibadetini bölmeyen saatlere çekti.
Keşke İsrailliler de Kana'da bölmeseydi Lübnanlıların ibadetini...
***
UEFA ve FIFA'nınsa bu konulardaki kararları tartışmalı. İki sezon önce İsrail'de oynanacak ilk Şampiyonlar Ligi maçı olan Maccabi Tel Aviv-Bayern Münih müsabakası, Musevilerin yılbaşı gününe denk gelmiş, ama UEFA maç gününü değiştirmeyi reddetmişti. O gece "Rosh Hashana" bayramında saha içinde mutsuz futbolcular, saha dışındaysa protestolar vardı maalesef...
Blatter ve karaborsa bilet satmakla meşgul ekibi, daha fazla düşünmeli sporcuların inançlarını, ve önce insan olduklarını...
***
Tabii biz de Balili'ye anlayış göstermiş olmamıza rağmen kat etmemiz gereken çok yol var inanca saygı konusunda... Belki şimdi mevzu kapandı, ve derdimiz yine kaşımak değil bu yarayı, ama Kezman hadisesini doğru analiz etmeden infaz ettik genç Sırp'ı... Bu üç parmaklı işaret, Sırbistan'da gençler arasında çok yaygın. Taraftarlar yapıyor, oyuncular yapıyor, hatta Sırbistan Ligi'ndeki herhangi bir yerel maçta bile futbolcuların büyük bölümü gollerini böyle kutluyorlar. "Zafer" anlamı taşıyor çoğu genç için bu işaret... Yetişkinlerin büyük bölümü içinse üç parmak üç ilaha dalalet ediyor: "Baba, oğul ve kutsal ruh"...
Pekala Ortodoks inanışına sahip Kezman da, bu işareti (aynen istavroz çıkaran binlerce oyuncu gibi) dini sebeplerle yapıyor olamaz mıydı? En azından ona sormadan bilemezdik bunu.
Ama sormadık... Sormadan infaz etmeyi, ve hatta 5 milyon dolarlık hayali tazminatlar üretmeyi uygun gördük, doğrusunu öğrenmek yerine...
Spor, özümüze dönmek için bir fırsat. Spor, arınmak, temizlenmek için bir yol... El değmemiş, kirlenmemiş, politize edilmemiş bir alan... Aynen cep telefonlarındaki "fabrika ayarlarına dön" tuşu gibi, bizi doğduğumuz günkü masumiyete, fabrika ayarlarına döndürecek bir araç... Birbirimizi, Aouate'yi de, Kanoute'yi de, Kezman'ı da, fabrika ayarlarında, tertemiz görmek, kabul etmek ve anlamak ümidiyle. Dünya barışı haftanız kutlu olsun.

Asec Abidjan

Başlıktaki takımın adını belki hiç duymadınız, ama o duymadığımız Asec Abidjan'ın başardığını emin olun ne Ajax, ne Lyon ne de Real Madrid başarabildi... 90'ların sonlarında Djibril Cisse ve Olivier Kapo'yu, 99'da PSG'li Bonaventoure Kalou'yu, 2000'de Tottenhamlı Didier Zokora, Lens'lı Arouna Dindane ve Kouassi'yi, 2001'de Arsenalli Kolo Toure ve kardeşi Yaya'yı, 2002'deyse Chelsea'li Salomon Kalou'yu kazandırdılar dünya futboluna...
Son 3 yıldır da Bakary Kone'leri, Romaric'leri, Arthur Boka'yı eklediler listelerine. Belçika'nın Beveren kulübünün Fildişi'nin Abidjan kentinde kurduğu futbol okulunun ürünleri bütün bu yıldızlar. Afrika'nın bu küçük ama bereketli toprakları, kahve ve kakao gibi futbolcuyu da bolca üretip satıyorlar Avrupa'ya...
Ve tüm bu oyuncu ihracına rağmen geçtiğimiz günlerde üst üste yedinci şampiyonluğunu ilan etti Asec Abidjan... Üstüne üstlük, Fransız Patrick Liewig'in çalıştırdığı kulüp, önümüzdeki hafta sonu Afrika Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Mısır'ın Al Ahli takımıyla mücadele edecek, lig şampiyonu unvanıyla...
Hem oyuncu üretiyor, ihraç ediyor, hem yerel hem de uluslar arası alanda başarılı oluyorlar. Belki de Avrupa'da futbolun geleceğine ışık tutabilecek model, kara kıtada, Afrika'da hazır bekliyor...

umeleke@milliyet.com.tr




SPOR
Tehlike kol geziyor!
Randers ültimatomu
Eyvah Cantalejo!
Aman Ziya'n olmasın!
Doğan'ı sıkıntı bastı
Balili'ye özel!
Ne yaptın Şeref!
Aşın şu Çizme'yi
F1 cezasına itiraz
Bu hakemlerle La Liga biter mi(!)
İstanbul saltanatı
El Moro geri döndü
Şampiyonlar çarpışıyor
Haber turu...
Kayseri'nin yeni sınavı
Ramazan; aynı tas aynı hamam
Hani herkes arkadaş
UEFA'nın tavsiye kararları iflas etti
Sevap günleri
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
Kayseri'nin yeni sınavı
Geçtiğimiz yıl tamamı düşme potasından çıkmış...
Ercan GÜVEN
Ramazan; aynı tas aynı hamam
Ramazan geldi, hoş geldi. Lakin her şey eskis...
Uğur MELEKE
Hani herkes arkadaş
Lyon'da doğup Fransız pasaportu taşımasına ra...
Metin TOKAT
UEFA'nın tavsiye kararları iflas etti
7. hafta oynanıyor. 2. maçı ve yine Fenerbahç...
Nilay YILMAZ
Sevap günleri
Kalburüstü görünümlü, sümenaltı ligde 7'nci h...


© 2006 Milliyet